bilmem çöllere çağrılan bir ben miyim aşk uğruna
bilemedim bir ben miyim sürgün edilen bir çift göz uğruna
vaktimi bilmem lakin yanarım gül bağrında sevda uğruna
gönül mabedim yetim kalsa yara içinde sevgili yar uğruna
sevgilim ebedi huzur ile hallenip varmak sana
Sabahın ilk seher vaktinde
Açan bir taze tomurcuk çiçeği
Kelepçe vurulmamış düşüncelerin
Asil sevdaları omuzlaması gibi
Bir yürek artığı değil
Bakma öyle mahur bakma sevdam
ilk duruşmada görülsün davam
beklersen gelirim vurgun yaram
üzülme dönerim bitsin bu kavgam
Ağlama nazlı gözlerim dayanamam
Zaman öyle yamandır ki
Anlatamam ben sana
Aşk kokusu vardır akışında
Ya hayattır ya mezar
Zaman sevgi ile örülür
Aşk teslim zamanıdır
gül aşkın canıdır
sır gerçek kapısıdır
vakit vuslat vaktidir
Ebediyetim aşk dirilmektir
ferman dinlemez tutsak ömürlerin vurgun yarası
baharlarda maziler konuşur yangın vakti kan kızılı
ayaz gecelerde suskunlaşır sevda dönülmezin hazanı
savrulunca bir avuç toprak bile sararıp kalmadı
kör kuyularda kendini yitirenlerin özü yokluk
Savrulduğum yerden ulaşmak istiyorum sana
Yani candan gönlümdeki ateşin azabından
Sen uçurum oldun bana aşkın ufkunda
Ben düşmek istemesem de yine tutundum kıyılarına
Tutulmak nedir bilir misin aşkın resmini çizersin
Tutulmuşum gidemiyorum ötelere
Yine yanıyorum ufuktaki ahu yare
Küs olmadım tutsak halde sevgiye
Vurgunum sinemde saklı güllere
Hesapta yoktu böyle bir yaralanma
Cehennemin istediği can gibi isterim seni
Bağrıma basarken avunmam sadece korkarım
Kaybetmekten seni ansızın bu benim sevdam
Sabır taşı oldum yokluğunda tükendim
Hükmedemedim gönlüme bu ne güzel cefadır
sana karşı sitemkar gönlüm ey yar
kimsesiz bir mezara gömdün beni
belimi büktü yokluğun yetmez mi
söyleme yar bilirim ömür yetmez
senden yadigar yaralarım bana
gül tenin gönlün hüznünde saklı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!