Duygular,
adları konmadan önce de vardı;
kelimeler onları
sonradan yakalamaya çalıştı.
Bu yüzden hep
biraz eksik kaldılar.
Bir damla gözyaşıyla başlar bazen,
Bir gülüşte saklanır koca bir hikâye.
Kalbin kıyısında gezinen fısıltılar,
İçimizde büyür adını bilmeden.
Sevda gibi gelir ansızın umut,
Bir sancak yükseldi ufukta, yürekler titredi ansızın,
Adaletin, hakikatin, onurun çağrısıydı bu kızgın.
Yürüdü bir yiğit, gölgesi düşman ordusundan geniş,
Davası vardı; ekmekten kutsal, hayattan daha serin bir iç.
Ne altın için yürüdü, ne taht, ne de şan isterdi,
Dedim ve dedi ki
Öldüğüm ne gömüldüğüm ne bilmiyorum
Öyle bir evredeyim ki
içimde ki şer güruh git gide uyanıyor
içimde ki ilah git gide ölüyor
Yeni bir görev var.
Su diliyle kodlama yapılacak.
Şifreyi çözen suyla yıkanacak.
Arınma için bir yıkanma yeter.
Centilmenlik yasası konuşur.
Ölümün el yazısı
Tepe taklak insan
Hayatın yüzü
Araftan uzak
Kapanmayan dershane
Labirent zihin
Değişmek istiyordum
Öyle bir değiştim ki anlatamam
Gel tanı tanıyabiliyorsan
Beklemediğim bir değişim oldu
Kötüye gittim anlayacağın
Dışarda deli bir rüzgar var
elimde yine sigara
bu akşam istanbul ağlıyor
diyarbakır yine bir sevda
bir mucize olsun isterim
tüm hesaplarımın dışında
Şimdi bir şiir yazasım var
deli bir sevda yüküyle
ama prangalardan kurtulamıyorum
gökyüzüm yine duvarlar ardında
ve yine ben tutsağım
yine bir deli hasretle yanıyorum
Virane bir han gibiyim
gül halimden eser kalmamış
sevdam susmuş yara gibiyim
bir elveda ömrüm raydan çıkmış
Baş ucumda mevsimlik bir bahar uykuda kalmış




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!