Haz, dudakta bir kıvılcım —
dokununca yanar, dokunmayınca üşür.
İnsan, ateşle su arasında doğar;
bir yudum günahla öğrenir varlığını.
Yasaklar...
Yine belalara vuruldum anne
siren sesleri uzaktan geliyor
yine belalar var başımda anne
ecel pusuda yolumu gözlüyor
bilmem ki düşlerim neden yasaktır
Öyle bir ateş var ki
Gönül mabedinde sır gibi
Gözyaşları aksa ne fayda
Bu ateş aşk ateşidir
Düğüm içinde düğüm gibidir
Sadakat ister bu ateş
Yarim hasretim sevdiğim
Bilirmisin şehadet şerbeti aşksız içilmez
sırra ermeden hakikat nedir bilinmez
geceden gündüze bağ vardır görünmez
aşk gönülden gönüle yanmadan sezilmez
Yolumuz uzun yolumuz meçhul
ve umutsuzluğa yer yok
Yol karanlık ve zor olsa bile
Ve bunu unutmayın
Yol davadan gelir arkadaşlar
Dava sadakat ister
Gözlerine sürme sürmüş
Sol yanım yine yarelenmiş
Şiire benzeyen yar aşkı övmüş
Bir sefam bin cefaya bedelmiş
Gönül nazı sevdiğine geçer
Gönlümde bir kor var, sönmeyen yıllardan,
İzini silemem eski masallardan.
Bir gülüş bıraktın, kaldı dudaklarda,
Adını fısıldar rüzgâr yaprakta.
Hasretin çökerken geceye her gün,
Ey yaralı goncam bilirim bu bekleyişler sanadır
Belki açılmayacak bir kapıda bekliyorum seni
Ama farz olan beklemek değil midir aşkla sadakatle
Gönlüne biat etmek seven yüreğe yakışan değil midir
Mızrakladım yüreğimi aşkla aşkın deryasında
Bir akşamın kıyısında seni düşündüm,
Gözlerin geldi usulca — sessiz, ürkek.
Bir rüzgâr gibi geçti içimden özlemin,
Kalbim titredi, sanki yeniden sevdik.
Bir zamanlar gülüşünle uyanırdı gün,
Zaman ölüme akar ölüm bana
yokluğa kanat çırparım aşk diye
pervaneyim yar aşkına divane
kapanır gönül perdem aşkla
Ey aşık ölmeyi bilsen ne fayda




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!