Ölüyorum usulca toprağı ürkütmeden
kefenle mezara girip öyle iz sürercesine
karanlığın düşlerinden arınıp gelircesine
bir ferman yazılır katlime büyürcesine
Ölüyorum usulca mezarı incitmeden
Ben bugün bir mahşer ile uyuyorum
Hesabı olanda buyursun gelsin
Ben bu gece bir hesabı görmüşüm
Derdi olanda buyursun konuşsun
Yurdumun yağmurları sürgün eder
Ben yaşamayı bilseydim
böylesine ölmezdim
ben ölebilseydim
böylesine acı çekmezdim
Ne hayat var kıyılarımda
Kaç sokaktan geçtim bilmiyorum
her sokakta bin bir acı vardı
perde arkasında hep bir öykü
güllerin boynunu bükmüştüler
dağlarda hiç su kalmamıştı
bir cehennem ki hep coşarken
Aşk olmalı canlar
Gönül hanesinde
Hem de öyle bir aşk olmalı ki
Prangalar paslanmalı
Ey yarim pusu gözlüm
Hasret mevsiminde sevdam
Dönülmezlerden aldın sen beni
Suç saymadın sana yanışımı
Kara gecede sardın sen beni
Göz esareti altında rehin yüreğim
şiirlerim yüreğimi çağlara duyurur
kalp atışında sevgiliyi anar durur
özlem anında beni hep aşkla vurur
Ne karanlıklar bıraktım arkamda
Kör kuyu içinde bir zindan
Şarap rengi tüm duvarlar
Acının beşiğin de durmuş zaman
Bir çocuk umut ediyor hala
Özgürlüğe can kurban
Tel örgüler sınırları kuşatmış
Benim ruhum azapta anlıyorum
bir ölüm kaldı kendini özleten
arta kalan zamanlarda da sen
hayat azap olmuş yokluğunda
Yokluğum varlığından uzak değil bunu bil
Ruhum daralıyor be kardeşim
Bugün yine ben hapis
Bugün yine ben efkarlıyım
Bana mutluluk desen
Ters bir cevap verebilirim
Mutluluğun resmini çizemem yani




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!