Ah Be Hayat
Sen Mi Bana Düştün
Ben Mi Sana Bilinmez
Ama Tutsağız İşte Birbirimize
Sen Bana Zindan
Ben Sana Zincir Pranga
Bir kırlangıcın uykusunu düşün
Sonra en güzel düşler senin
Yüreğinde sızlayan bir aşk olacak
Prangalar paslı hasret senin
Bir pervanenin yanışını düşün
Zihin, kendi gölgesini yutan bir labirenttir,
ve ben o gölgenin içinde yürüyen bir yankıyım.
Rüyalarımın diliyle konuşur dünya,
ama anlam, çoktan suya karışmış bir kelimedir.
Bir ağaç düşünür — kökleri bulutlarda,
Sessiz bir akşamın eşiğinde,
zihnimde yürüyen ayak sesleri var.
Her adım, unutulmuş bir sorunun yankısı,
her iz, görünmeyen bir kelimenin ağırlığı.
Bir fikir düşer kalbime,
Karanlıkta parlayan binlerce yıldız —
ama gökyüzü değil bu,
zihnim.
Her nöron bir evren,
her sinaps bir şimşek;
Bir gün yürürken yollar düşündürdü
İçmişim lakin kafam içmeden de güzel
Bir taş buldum seslendim o da yürüdü
Gece siyah gece karanlık bir bana özel
Olmuştur diye bir kaç güzellik düşündüm
Duvarlar prangalar
Mahkumun kader ortağı
Yol uzun yangın büyük
Görüşme gününe gelen olmaz
Hasret gönül tetiğini yoklar
Zifiri gece bir şarkı söyler
Duydum dedi ki
Ne kadar kendimi kandırsam boş
Sağım hüsran solum hüsran
Ruhumun azabı dinmek bilmez
Siz bakmayın benim allah deyişime
Duygular,
adları konmadan önce de vardı;
kelimeler onları
sonradan yakalamaya çalıştı.
Bu yüzden hep
biraz eksik kaldılar.
Bir damla gözyaşıyla başlar bazen,
Bir gülüşte saklanır koca bir hikâye.
Kalbin kıyısında gezinen fısıltılar,
İçimizde büyür adını bilmeden.
Sevda gibi gelir ansızın umut,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!