Sevmek…
Bir kelime değil aslında,
Bir sessizlik,
Kalbin kendi dilinde söylediği bir dua.
Ne başı vardır ne sonu,
Sevmek ki felsefeye benzer gülüm
Bir sonuç yoktur bir cevap
Seversin hakikat olur
Sonra dersin ki bu hakikat benden eski
Ben neyim bu gerçeğin karşısında
Bir ben var mı gerçekten
Gözlerin uzakta, bir hayal şimdi,
Teninin kokusu, rüzgarda bir esinti.
Her anışında içimde bir yangın başlar,
Sevmek ne zormuş, özlemle karışınca.
Uzak şehirlerde yankılanır sesin,
Bir serin rüzgâr gibi indi gözlerin,
Suskun akşamlarda usulca yürüdüm.
Gecenin kalbinde titreyen bir meltem,
Sevmek zamanıydı, ben seni gördüm.
Gökyüzü mavi değil, senin kadar saf,
Ben seni aramış ve sana yanmışım bir kere
gözlerinle aşk eylemine tutulmuş deli gönlüm
şimdi anılar hatıralar düşmez yakamdan
özlem koridorlarında köze dönmüş özüm
Yatağı değişmeyen bir ırmak gibisin sen
Sevmek vardı,
Bir de seninle sevmek —
İkisinin arası
Bir ömür kadar derin,
Bir bakış kadar yakın...
Çok sevdim yasaklanmadı neylersin
Gel biraz aşktan konuşalım koklaşalım
Veya bir bakış at bak gör esirinim senin
Beni ellerden görme avuç için memleketim
Güzelsin diye özenle seni güzelce seviyorum
Sevmek, bir kelime değil aslında,
Bir bakışın sessizliğinde saklı.
Bir dokunuşta bin ömür başlar da,
Adı anılmaz, yürekte yankılı.
Sevmek, bir gönül işi — incelik, sabır.
Bir çağ başlar kalpte, bir kıvılcımla başlar sevgi,
Ne dağ dinler, ne deniz, ne de zamanın eski bilgeliği.
Bir bakışta yazılır kader, bir gülüşle kırılır zincir,
Sevmek, insanı Tanrı’ya yaklaştıran en eski sevinçtir.
İlk çağlarda ateşi bulan el titrerken yalnızlıktan,
Bir ses duydum içimde,
Adını fısıldıyordu rüzgâr.
Gözlerimle değil,
Kalbimin hatırladığı bir yerden tanıdım seni.
Ne vakit gün batımı kızıla dönse,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!