Gözyaşına feda ettiğim gün
Son veda diye haykırıp yinelemek
Sevincin doruğunda bir adım önde
Öfkenin süren karanlık korkularını
Bir başka türlü yaşayabilmek
Süslü ve renkli ölümün gölgesinde
Süzülen, süzüldükçe parlayan gün
Buğranın tepesinde yol almak
Hain geceye susayan
Soluğumu yoklayan sessizlik kararıyor
Nedir bilmem bu kara güç
En kuytu gecede
Gözyaşına feda ettiğim gün
Tarçın serpilmiş geceye
Ölümün de gösterişi
Varlığın sesinde bir dirhem korku
Sunulan hayat budur işte
Zihinlerine secde edilmesi gerekenler
Asılırken boyunları bir sehpada
Din baş gösterir sinsi bir gülüşle
Ve kahreden aptallığın sonunu görmek
Susadığım umut budur işte
Erkeğin tanrı olduğu bir çağ da vardı bilirsin
İp bağlanmış elleri, siyaha örtülmüş kadınlar
Saçı görüldükçe asılan
Ve kahreden aptallığın
Acı yankısı sürüyor bir yandan
Buna izin veren de kimdi
Bunu yazan, bunu yücelten
Yaşamdan ders almak demiş Marian
Kararınca sessizliğin içinde ağlamak gibi
Büyüyor ve çoğalıyor öfkeli sabiler
Anlat bakalım yaşamı
Bakır halatlar sarmış kadınların tenini
Kanı süzülen kara geceyi
Sessizliğin ağlayan çığlığını anlat bakalım
Ders alması gereken yaşam ise
Günü değer kılan güzelliğin tanrısı doğa
Gülümseyen yüz görmek için ağlayan
Tarihin kasvetini bin yıla yaymak için
Kararan geceyi aydınlatmak için
Üşüyen fikirleri kavurmak için
Ben bir duyguyum bilirsin
Gülümseyen yüz görmek için ağlayan
Baştan aşağı üşüyen bir ruh
Tozlu gecede arda kalan
Kan dolan sesinde yalnızlık
Rüzgarın ezgisinde
Adı geçerdi bir mısrada
Güzelim sanata susuyor
Yürüyebiliyorsa kaygısız
Çıraların üşüdüğü bir köyde kuşkusuz
Birikir sağrılı umut, geceden sonra
Umut buydu
Kara kış ardı
Konuşmak
Ve neden diyebilmek için
Kararırdı ses getirmeden
Namussuzun yüreğinde ve dilinde büyüyenler
Yaşamda bin yılın ardı
Bu kaçın kurası böyle
Yılları eşelemiş gün vakti
Üşüyor, ses getiriyor hüzün
Baharı bekliyor
Ağlamak
Ve neden diyebilmek için
Yolmuş kanatlarını
Bir iblisin omuzlarında
Kül birikmiş, kin birikmiş
Ki kapatsa avucunu pervasızca
Kaybolacak zihninde sancı
Çay içiyorum bugün ırmaktan
Göğsü ufarak sabilerin dilindeyim
Akşamın sesinde ayaklarım yayılırdı bir vakit
Geçmişin avucunda kararmış ellerimle konuşurdum
Sitemim var biliyorum
Sarılmaktı seher vakti toprağa
Sarılmak
Ve neden diyebilmek için
Güz sonrası bakardı gözüme
Ahmed ariften, nazım hikmetten
Sararan şiirlerin ertesi
Dokunurdu içime yalnızlık
Özlemek mi, utanmak mı
Gecede hiçliğe ulaşmak mı
Asılı o afiş solmadan konuşmak isterdim iki ruhla
Akşamdan sonra belirmenin
Hüzünle beslenirken yaşamın
Tadı var mı
Sormak
Ve neden diyebilmek için.
Kayıt Tarihi : 4.04.2026 16:27:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!