Kefenlenen bu umut derin ve puslu
An olur sessizliği ufuklarda ararken
Çevresini sarmışken aydınlığın öncesi
El dokumuş yazmaların kenarı
Gözyaşıyla doluşurken ıslak mehtaplarda
Ayaklanır şiir sükutun susadığı kentimde
Kefenlenen milyonlar ayaklanmalı
Bu mehtabı kuran bir ben değilim
Çokça incir topladım bugün bahçeden
Bugün, yarın ve birkaç güne
Yetsin tadından yenmesin kanatları
Havalansın sorgusuz kelimeler
Ve lanetlensin hainin dilinde büyüyenler
Adım adım yaprağı okşuyor dillerim
Soğuk yangınlara karşı sözlerim
Çalılıklara cilveli kalbimle
Surların tepesine varıyor izlerim
Her sayfası soğuk şiirlerimin
Dalga dalga köpüren denizin ayazında
Ben ve korkuların güzeli
Ruhumun seherinde ısınırdık şiirlerle
Göğe uzayan bir merdiven buldum
Sönerken kırmızı karanfil dudaklarında
Kiraz mevsimi olduğun hatırımda
Kırık saçların rüzgarda savrulurken
Yokluğunda üşüyen hasreti buldum
Nazlı aşkların dilinde kilit
Elleri kanamış toprağı eşelerken
Bir şiire susamış, bir sanata
Bir karanlıkta tutunmuş sonsuzluğa
Gözlerinde boşlukta kalmışım
O küflü ömrümde sonumuz
Böyle mi konacak ölümlü güllere
Böyle mi varacak evine sözlerim
En sensiz günüme bile
Varacak biliyorum, sonsuzluğa varacak
Bir bahar ülkesi arıyorum
Karanlığına susamış arsız gecenin
Avucunda tutam tutam gözyaşı
Sararmayan yalnızlığıma ağlıyorum
Irmaklar doluşmuşken şehrimde
Boğazlanan sabilerin zihinlerinde
Kin, öfke birikiyor namuslu kentimde
Kibir çağında ben ve karanlık
Saçının telinde bulacağım huzuru
Özgürlük savaşçıları arkasında
Şiir ile yücelmek zamana
Kibir çağında ben ve karanlık
Aşkın sabrında bulacağım kendimi
Kara trenin peşi sıra
O destanlar yaşanmış
Geçerken sesinde bir tutam umut
Susayınca umuda bir gece vakti
Toprak da havalansın gökyüzüne
Bir ah etsem avare yalnızlığıma
O çavdar meyveleri tadında
Gülleri seren dillerimiz
Yaşadım en derinde karanlığı
Aydınlandıkça boğan ismini
Bulsam da bu zamanda kalsam yanında
Bulsam da ovalarda ıslansam seninle
Bulsam da haykırsam ismini sesimle
Oysa biliyorum, tanıyorum yalnızlığı
Ufukları gözleyen muşmulalarda
Her köşesi hüzün kokan şehrimde
Parmakları akşamın sesinde üşürken
Bir şiirin beri aşka gebe
Ovalarda serinlerken aynaları gördüm
Yok olmadan
Kararmadan evim
Dağ gibi biriken sustuklarımız
Külleriyle savrulmadan
Bir koşuyoruz aydınlığa
Susmak ve kaybolmak karanlık gecede
Şimdi bir vefasız gelir biliyorum
Biliyor ve özlüyorum hüzünlü yağmurları
Saçlarının telinde bulduğum kendimi
Hatırlıyor ve özlüyorum tekrar tekrar
Bahçelerde çiğdemlerin
Ayna görmüş yüzlerine
Parlayan avare yalnızlığım
Bir gül koymuş üşüyen mezarıma
Son bu biliyorum, sesini tanıyorum
Soldu avucumda yapraklar
Titrek karanlığın ezici yalnızlığı
Kahreden yalnızlığıma varıyor
Ağıtlar eşelenmiş soframda
Parça parça paganlar
Zihnimde çürüyen bir harf
Biliyorum, biliyor ve tanıyorum
Dalgalanır ilmek ilmek
Damlasında kaybolunca gümüş sürgüler
Bu değirmende yokluğun
Seni istiyor sensizliğim
Avucumda kaybettiklerim
Senin yalnızlığın mıydı
Kuğular göletlerden ayrılmış
Diyarbakır sokaklarında üşürken
Kahverengi gözlerine susamış benler
Kağıttan güllerin ıslandığı bu şehrimde
Avare yalnızlığın ardında
Kayboluyor susadığım bu mehtap
O simsiyah oyuncakların
Çocukluğunda kararmış ise
Köpüren bulutlar peşinde sızı
Güneşin karanlığını görüyorum
Görüyor ve anlıyorum
Umuda koşan yolda susadığım umut
Diyarbakır surlarında ısınırken zihnim
Zerzevan’da ağlamak geceye
Recep Budak
Kayıt Tarihi : 3.04.2026 21:45:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!