Yüzün bir âfettir, gönle kaht-u galâ oldu;
Gönlüne giden menderesler akmâz oldu.
Nazârında hicran lütuftur herhal;
Ey gönül, bakının cenub güneş almâz oldu.
Ben ki gönül atlasında zâyî bir seyyah;
Kutbum şaşırdı, pusulam semti göstermêz oldu.
Sen ki Nâ-yâb Kümâş-ı Hind, Râh-ı İpek sarp bir geçit;
Eşkıyâ hükmetti yola, kervanlar geçmêz oldu.
Geçilmez denen Sînâ’da bana da var mıdır yağmur?
O gülüşün, sahrâda bir serâb oldu.
Ben ki kutupta eriyen bir buzulum aşkından;
Âteş-i hicrânım, gönlümün koruna har oldu.
Beste dilimi bu zülfün âşeka-yı hârdâr;
Aşk-ı hâzânımda üstüme bir katre damlamâz oldu.
Gezdin yedi iklimi, ne buldun ey Serfîrâz?
Kader yazdı bu şeb-i hicrânı; kalem gayrı yazmâz oldu.
Kayıt Tarihi : 25.06.2026 11:57:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!