"İstanbul’da dünyaya geldi. Eğitim hayatına devam ederken bir yandan da Türk edebiyatının derinliklerine, özellikle Divan ve halk şiiri geleneklerine yöneldi.
Edebi disiplinini aruz vezni ve hece ölçüsünün kurallarıyla harmanlayan yazar, aynı zamanda serbest şiirin imkanlarını kullanarak modern bir dil inşa etmektedir. Yazın dünyasındaki bu çift yönlü duruşu; klasik estetiği serbest formlarla birleştirdiği özgün bir tarzın doğmasını sağlamıştır. Geleneksel formda kaleme aldığı eserlerinde 'Serfiraz' mahlasını kullanmaktadır.
Şu an hem a ...
Bugün yine döndü devran-ı zaman,
Hâlimi soracak bir can kalmadı.
Candan bildiklerim hep oldu yaban,
Gönlümün derdine derman kalmadı.
Dün yoldaş olanı hayal anardım,
Sevmek güzel şeymiş, sevdim bir kere;
İnsan içtikçe alışırmış şarabın ekşisine.
Rind-i şeydâ olmuşum ben, sâkî misin yâr?
Gönlümde divân kurdun, divânî misin yâr?
Kadehte bâki kalan o eski rûyâ imiş;
Selimî'nin ol lafz-ı Mütekellif hem-seng midir yektâvâz ile
Hiç Şâh-ı gedâ boy ölçüşebilir mi ser-firaz ile?
Kalsın ol vezn-i şikeste-i aruz, varsın uysun kibrine şâhların,
Lisân-ı nâs, can bulur ancak ol sâfî vezn-i benân ile.
Gölge-i dünya geçti elden, bir yel misâli,
Kalb-i pâk ile yoğrulmuş niyet-i hâl nurlu hâli.
Aşkı gizli bir yıldız gibi sönmeden yanar,
Her nefeste felek gül der, gözyaşı damlar.
Cemâlin hurşîdini gördü zerreler şâd oldu
Lâkin bu şeb-i hicranda gönlüm ber-bâd oldu
Sarı teller ki dökülmüş, güneşin kanlı izi
O mavi çeşmin rûha, bir mezâr-ı âbâd oldu
Dünya boş dersin, dilinde zühd ü takvâ vardır,
Lakin kesen doluysa bu vaaz biraz rîyâkârdır.
“Aşk kötü” diye hüküm verirsin minber-i dilden,
Bilmezsin kalbi kurutan asıl şey cehl ü inkârdır.
Eyyâm-ı nâ-murâda çeşm-i ibret ile bakmalı
Bend-i câha elbet lîsân-ı ta'n kullanmalı
Kabahat bizdedir göz yumduk nâ-insaf-ı bî-vefâya
Halkı hâkir gören mahlukatta, revâdır her türlü cevr-ü cefâya
Riya-yı erkân-ı devlet ol sermest-i câh
Kalmaz adilde zerre kadar penâh
Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilün
Ehl-i dünyâ hırs elinden dâimâ gavgādadır
Kıblesi mansıb-ı câh, zihni hep dünyâdadır
Zikr eyle kul-ı nâlanın her türlü vazife
Mâlumun degül müdür süleyman-ı zamane
Cümle âhvalde yetişir imdadına
Gelmez ise revâdır cümle cevr-ü cefâya
Cihânı terk eder cânım, bana cânân gerek cânân,
Tenimde can mühürlenmiş, sana kurbân gerek kurbân.
Gamınla yansa da sînem, hırâs etmem bu sevdâdan,
Gönülde yerin âlîdir, dile fermân gerek fermân.
Geçip gitsem bu âlemden, adın dilde duâ kalır,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!