Sevmek güzel şeymiş, sevdim bir kere;
İnsan içtikçe alışırmış şarabın ekşisine.
Rind-i şeydâ olmuşum ben, sâkî misin yâr?
Gönlümde divân kurdun, divânî misin yâr?
Kadehte bâki kalan o eski rûyâ imiş;
Senden gelen cefâ bile meğer vefâ imiş.
Mademki divân kurdun şu garip gönlümde;
Bu divâne can, yoluna bin kez gedâ imiş.
Gözün gördü, gönül sevdi; suçum ne?
Bir ekşi kadeh şarapmış; içtim, ne?
Dediler ki: "Bu bir derttir, sille-i baht."
Yâr elinden gelen dertmiş; çektim, ne?
Serfirâz, tek bir güle bağladı tüm ömrünü;
Hebâ etti sananlar bilmez onun gönlünü.
Sanmasınlar bu âteş bir gün olur hâkî,
Doldur sâkî, tazele gönlümü!
Kayıt Tarihi : 20.05.2026 07:04:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
"Gece yarılarını çoktan geçmiş, mum erimiş, kadehteki şarap soğumuş... Masanın üzeri, zihnimdeki o sinsi fırtınanın döküldüğü darmadağın kağıtlarla dolu. İnsan sevdikçe anlıyor; aşk her zaman bir gül bahçesi değil, bazen yâr elinden gelen o dert kadehini bile isteye, büyük bir gururla son damlasına kadar içmektir. Çevremdekiler bu adanmışlığa 'heba olan bir ömür' gözüyle baksa da, bu divâne canın o yolda kul köle olmaktan başka bir muradı yoktu. İşte bu şiir, sabaha karşı o loş masada, yorgunluktan uyuya kalmadan hemen önce kalemin mürekkebe son dokunuşunun hikayesidir."




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!