Günü, günü veren güneşi, ondan sebeplenen gülü bile ezberledim.
Bilmiyorum ki seni, neredesin, nasılsın, iyi misin ama çok özledim...
Ay'ın buluttan payı pusu birde karanlık yanağı düşer geceye.
Bize de hüzün olarak yansır; içimizden özlemler taşar...
Cümlem şahittir ki beklemekten yana pek mâhiriz aşkta.
Gözlerim değil, yüreğim sayıyor Eylülün günlerini.
Dem tuttukça insan daha küçük şeyleri özlüyor.
Batıp giden, üzerine ay doğan mazi gizleyemiyor hiç bir şeyi.
Gözlerin uzak bir şehrin göğünü kıskandıran yıldız.
Gözlerin gelir aklıma, dilim lal olur.
Dilimde yarım kalmış bir şarkı, yüreğim uzaklara kuş olur...
Rahman nefes kesmez de o günler gelirse şayet.
Diyeceğim ki sana, "Yüreğinin deminden bir çay getir ihti/yâr...
Hep böyle gecelerde, dolunay şavkı mest edince.
Çıkarım kamerin üzerine, seyrederim yâr yüzünü.
Duâmdan başka silâhım kalmadı vuslâtım için.
Eminim ki bu sebeple mâbede müptelâ güvercinler...
Uykuya geçerken lazım olan askıda bir düşüm,
Gün ayınca sokağa çıkarken askıda bir gülüşüm var.
Beklemek o kadar yordu, yalnızlıkla da o kadar hatırşinasım.
Düşünse insân;
Tefekküre durduğu ân,
Aldığı her nefes hediye, yeni bir cân.
Verdiği nefesler "Hû", Rabbini zikir...
Yaşar huzur.
Budur teskin.
Şimdi şu yanan şehir ışıkları makyajının akmış hâlidir.
Eksiliyorum içinden istanbul, bu bir vedâ faslıdır.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!