Ne kalır giden günden bana kalan, elde var bir sürü ukde.
Batan her güneşin ardı sıra el sallar çocukluğum.
Gecenin sırrından çalmış gözlerim.
Ağır bir yük bu, pay gerek...
Neredesin...
Günü, günü veren güneşi, ondan sebeplenen gülü bile ezberledim.
Bilmiyorum ki seni, neredesin, nasılsın, iyi misin ama çok özledim...
Sevgide ölçüyü kalp ne bilir, coştukça alkış tutuyor çiçeğe böceğe.
Ölçüyü bilen ne seven nede sevilen, hesabı tutan nedense hep mesafe...
Sensiz biraz da sarışın hâlleriyle yaşadım güzü.
İçim nevbâhâr diye umuda kulaç çırparken,
Yetmiyor hayallerimi boyadığım mutluluğun mürdümü...
Bazen ruhumdaki yorgunluk hissi söyletiyor bu sözü,
"Elmadaki diş izleri kiminse o gelsin çeksin bu dünyanın yükünü"
O benim bahsini sadece geceye açtığım en uzun hikayemdi.
Görse gözlerim ondan bir dem; o içimde büyüyen tek ukdemdi.
Gecenin eşiğinden şimdi atladım içeri, ötesi sen, berisi ben...
Kaldım öylece telde ki ürkek kuş gibi, dileğim "âh gel" desen...
İçinde köle ruh hapsetmiş insanların düşüdür efendi olmak.
Ben göğü düşünürüm, denizi, rüzgarı, baharı; Özgürüm çünkü.
Şimdi göğe kurulmak için usul usul bulutlardan atlaya atlaya gelir ay.
Bu Rabbimin şiiridir. Benim ki kısa ve öz, tümü tırnak içinde, "özledim"...
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!