İnce düşünün biraz beyler...
Nazlı hilâlimin şekli dilber kaşıdır.
Yıldız ise mutlu kadın gözlerinden alıntı.
Mutlu kadın nâkkâştır, ülke örer, bâki kılar...
Hâl ehli bilir bu hasbihalin feyzini, hani gönül çeker ya ebed yâr zikrini.
O misâl, el hoyrat ve işçidir; incinmesin diye sevilen, gönül ile göz ile sevilir.
İnsânım; biliyorum içimde ki dalgalı denizi.
Bu sebeple hiç bitmiyor insânın med ceziri...
Yüreğimin başımı alıp gittiği meskendir istanbul.
Sevdamı kundaklar, ninniler söyler rüzgar.
Uçuşur gönlümde çığlık çığlığa martılar.
Şu gece karanlığı çöker ya yeryüzüne,
Ufuk yok olur.
Mesafe toz olur.
Uzaklar kaybolur.
Dağ bile, dağ bile görünmez gece..
Tam bu sebeple çöker hüzün.
Mevsim Eylül, içimden geçti, dilek mi yoksa dua mı bilemem ki.
Gazel vurdu gülleri, soldu hepsi.
Ya sen, gelemedin; başını nereye yaslayacaksın yağmur vakti.
Ekmek, su desem, işte o kadar muhtaç yüreğim desem.
Bilmiyorum ki neyi nasıl demeli daha fazla sev diye beni...
Selâmı kestikçe dostlar, çoğaldı saçımın akları.
Umut, rüzgâra esir mum alevi misâl, yaprak gibi dökülüyor geçmişin anıları...
Ne güzel bir yön tayini var şu yüreğimin, mutlu ediyor beni.
Kıpırdamasan sen, oda hareketsiz durağan kalacak sanki,
Lakin hissediyor kedi vari adımlarını, tin tin atıyor seninle ritmi...
Tam bu ânlarda öyle bir "eşref saati" varki;
Denk geldiği ân güzel dilek ve temenni dua olur, kırlangıç gibi yükselir göğe.
Dert varsa hallolur.
Dermansız deva bulur.
Kalbin kurumu dökülür, şifâ bulur.
Naz makamıdır insân, duâm şu ki karşılık verir Rahman...
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!