Birdaha yerine konulamayanlarin
Yillar üstünden gectikce yolundan yolcusu göcen hanlar gibisi
Sararmis solmus baharlarla belki yetisirim sanilan olmadik müjdeye
Sonunda kiyisi kösesi bir damlacik hayal ve vadesi yitik hüsran
Inis yokuslarla yorulmus mechul nefesin
Dellalsiz cagrisiyla
Ay geceyi giyindi
At nallandı mı kahya
Diye sorma sakın muhanet
Evet ama yol yamaç çamur nerdesin deme
Yenilen taraftaysan eğer zoru kabullenmek zorundasın
Çöl gibi çifliğin bile olsa
Ağaçlar denizler dağlar ırmaklar ve ormanlar vardıysa
Kalan bütün boşlukları dolduran bir sevince ismi cismi adresi belliyse
Sevgiliydi güneş gibi sarılıp kucakladığı yürekte durmaksızın çarparak sancısı ve sevinci ortak sızlayan sır
Bundan murdar ve mahrumsa,
Kor sıcaklığını kaybettikçe kıvılcımına tutuştuğu yangından soğuyan kül gibidir evla ve mebla
Öldüğünün resmini baş ucuna koyarak
Farkliliklariyla,
Kalbin sehmi arzunun gücü sevginin hissesi ruhun gizemi
Olmak bilmeksizin,
Özneyi nesneyi bir arada beraberce tutmak..
Tutkalla tendürdüyotla zamla zamkla
Kagittan kartondan olmayan insan ise eger, eskiden öyleydi cünkü
Geleni geçeni olmayınca
Han hanlıktan çıkar...yol yolluktan
Yolcusu olmadıkca yol kıyısındaki çınarlar
Daha bir yalnızı gölgelenir, daha bir kuytu düşer uzağa
Geleni gideni olmayınca çiçeklerin bahar olduğunu kim göre
Kimin haberi ola
Farzimahalde,
Topragin sesini sözünü duyar büyür
Arkta agcelerde gertne bölüklerini evsinen karpuz kavun
Toprakta uzanir yatar büyür kollari birlestikce irmak olan öksüz süyemler
Daglardan esip gelinceye kadar gün günes yagmur rüzgar
Tenekedeki kasimpatilar ömründe dahi olsa hükmü gecmeyen tedavülün
Kuru degneklere masal olsun diye
Üzüm asmaliklarina ve cardaklara dogru yola düsüp calinan isliktan
Cigliklar cagrisi kerpic bir duvar gibi kilitsiz kapisiz duldalar meskeninde
Bir kalaysiz gügüm
Bir bugday kavurgasi sahan
Bir kirec benizli ve toprak boyali yorgun terek olacakti
Tertemiz gül dallarının arasında konaklı
Üzgünün elinde bir mektup, güz ve diken...
Istıranca çınarı
Kara kavak
Kızılkayın
Erguvan...
Kendi soyunu tüketen bu aralardaki çığırtkan fasıl
Ne perde tutar teli, ne saza sözü ilişir yürekten
Ağırlaşıp akşamlara puslu karanlıkların çöküşü gibi köşelere kısık ve hin
Uçurum bir durum...
Elini kalbinden çekerek sesten ve soluktan soğuyan
Hayatını sapıp aşırı şaşırana giden insan
Bu fasülyeeeeee,
Yolun üstü aklin kenari sehrin kiyisi bellegin kuyunun dibi
Ve bilincin alti ortasi
Ister topla ister cikar ister böl istersen carp
Kendini hayatina pahali bulan, kirisi kiriyor
Haber havadis alinmaz bilinmeze, tozutan tozutana




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!