Ölümsüzlügü arayip bulacagim derken eldeki bir avuc ömür nafakasini kapsamli ve kontrolsüz dirlikten hukuktan haktan sevgiden saygidan samimiyetten paylasimdan akildan vicdandan bellekten bilincten birikimden bilgiden beceriden kökten bagdan sihhatten saglamliktan özgürlükten egitimden kültürden inanctan ahlaktan ve güvenden yoksun devrilmis yikilmis brey ve toplumsal dengesizliklere yanini yöresini ilgisini iletisimini rehin verenler,eninde sonunda üstüne yüklendikleri gözü dönmüslügün hirs ve ihtirasinda erir cürür kokar kokusur silinip süprülür, azgin za,an irmaklarinin dipsiz derinliklerind kaybolur giderler …..
Mezos….potamos…Ep eski yunanliarin isimlendirdigi iKi IRMAK arasi daglara cöllere topraklara YETMEZ ama EVET yani diyerek, topragin hamurundan camur yoguran yeryüzü yerlesik hayatina gecisin evine kapisina bir türlü kendini sigdiramamanin dürtüledigi GILGAMIS sevdasina kayiga binip BABiL asma kulelerinden kendini ölümsüz TANRI katina mahmuzlayarak, kalkanli mizrakli kürekli kirbacli yerden göge dogru ÖLÜMSüZLüK hayalperestligi ciritleyen Sümer`lerin krallar köskünden Tanrilasmaya gittikleri TUFAN´da Nabuketnezar, Ramses, Isgil, Nemrut, Darius, Iskender, Sezar ve Hitler; kendilerinden sonraya ayni niyet güdücülerin azmis sapkinlasmis en derli toplu seckin tipleri olarak tarihin karakteri karanlik tarafinin altindan girip üstünden ciktilar…
Doymak kanmak bilmeyen yeryüzü istilasini her ne pahasina her ne yolla olursa olsun sartina huyu suyu terbiyesi talimi verilerek salinmis köpürtülmüs korkularin sindiren susturan sogultan üzen sarsan yildiran bezdiren sogutan ezen baskilayan bölen parcalayan ücülten korkutan ürkten kusatma ve tehditlerin ardi arkasi kesilmedigi nefret kin garez karanlik bagnazik caresizlik düskünlük zayiflik sahipsizlik kovulmusluk hukuksuzluk haksizlik düsmanlik isgal yagma catisma ayrisma yozlasma ve acimasizliklari devraldigi davranis bozuklugu kaniksanmis aliskanliklar ögretilmisliginden KURUMLASMIS EGiTiMLiLiGE besleyip bileyip yükleyip devreden kitabina göre uyan kanun uydurma mirasyediligidir, cogaltilmis Cehennem Zebaniligi sabikaliligini yasal kilarak INSANLIGIN ÖLMÜ üzerine servetlenip saltanatlandigi dünyayi ölü topraklar diyari olarak kendinden baska herkese harap edip, haram kilan ÖLÜMSÜZLESME muhasebeciligi.
Insani en belirgin bilinr yerine degerli sayan Akil-vicdan muhasevbeciligi yerine bozulmus akil, kapkara vicdan kapkaranlik dürtü ve güdümlülüklere yenilmis hirsiz….
Hain….
Haram….
Hem varmis..
Hem yokmus…
Dogduguyla öldügü hemen hemen hemen
Ayniya gelen sifircakli kundakci besikten
Birer birer toplasdigini biner biner bozup dagitan poset birikimi cöllenmenin
Birkac adam kadin
Homojen glikonaj
Sürekli lohusa bakım klininiğinde içten içe salınıp sarkan gebeleşme
Bir bakıma hormonlu türemenin ana rahim tamir ve donatım merkezini
Hapla ilaçla kontrol altında tutan embriyonik biyonikleşmeler gibi
Sipariş üzere...ikiz...üçüz...kızoğlan veya her ikisi
Ençok kapış kapış çalçabut şıklığının eli yüzü boyalısına oburlaşmayı özendiren açgözlüsünü
Sormadan kimlerdensin kimini..
Kendi dilediği müphemce sipersiz mavi
Daha sevenine turkuaz
Yağmurluksuz
Ağzı tütün kokan kaçamaklara kovuklanmaksızın
Suyun yüzüne basabilen
Okul yolluklu ögretili ve terbiyeli ayak oyunundan
Aygün Sinan benden oniki milyon rüsvet gayme papel istediler diyor
Dörtbucuk filan olsa olmaz mi dedim, sanki kardan zarar olur kurtarmaz dediler
Oturak koltugu
Servisi salonu nazar boncugu
Fosforlu mu fosforlu ofisimin süper lüksünde oldu bitti hersey diyor, geldiler ,
KIRIK BAGLARINDA tam da meseliklerin basladigi yerde, dibi bellenmeyen dali budanmayan tadi mayhos ve kekre yaban armutlarinin ve kaysi agaclarinin yapraklari arasinda CIRCIR böceklerinin saz keman ötüstügü yaz rüzgarlari eserken, bekci aleciginin kivrim kivrim dere boylarindan yukari dolanan cilga yolu yüksek yamaclara görütüren görüs mesafesinde yayla esintileriyle beraber kendine gölgelik yer arayan bozkir incisi MENTESE`de eseklerin anirtisi, ineklerin mögürtüsü, horozlarin efelenmesi, taylarin ve atlarin kisnemesi sanki insanin duldasina oturdugu bagdasliginin dizi dibindeymis gibi, efil efil yankisi duyulurdu.
Bu cagiltinin en cok belirgin ve bilineniyse isinde gücünde olan insanlarin birlikte yasadiklari hayati yiderken ve güderken birbirinin varligina konusup kaynastirdiklari COK SESLiLiGIiN köyden daga bayira; yamactan yamaca; burdan öteye; ve yukardan asagiya yayilip cinlayan can sicakligi, gönül duygudasligi ve birarada yasama sevincinin dingin ugultusun yani sirasinda, TOPAL OCA`nin ezan sesiyle Gobellerin buydaydan ekmege giden tarlalarin ekinlerin ve harmanlarin son yükünü omzunda tasiyarak degirmen eden dönüsü de duyulurdu. Mazotla calisan degirmenin motoru ve sürekli sogutan suyu kücük havuza akan yan örtmelik atlarin ahirina yakin bir yerdeydi. Degirmen yedek taslarinin duvara yakin yerde üstüste durdugu ve boynunda un torbasi takili ögüten kasnaksa motora bagli kayisla dönerek ögüten tasin üstünde unun inceliginden haber veren tahta kamanin tikirdaysina göz kulak olurken, bazan hamza dayi, bazan memed emmi, bazan mustafa dayi, bazan sülüman emmi kime nasil rast giderse artik…yerdeki büyük ambara dökülen un mudur yoksa zavar miyi, cinkpo kürekle bir avuc numunelik niyetine ögütülenden alarak parmaklarinin ucunda ezer üfeler ve ona göre tasin baski seviyesini döner bir mengeneyle ayar düzen ederlerdi. Un ögütülen örtmelikteyse cogu getiren essek veya katirlarin ürkerek inat edip iceriye adim atmadigi, degirmencileri yoran giris kapisinin agrzina kadar sirasini bekleyen cuvallarla doluydu.
Ki bu, aidiyet duygusunun hem insan olmayi güzellestirip zengin eden ORTAK YASAMA kültürünü hem de inanci hic bir pahaya egilip bükülmeyen degismez degerlere kisiyi özenle egiterek onurda kimlikte beyeride bilgide görgüde ahlakta kisilikte paylasimda cesarette yigitlikte mertlikte vicdanda ilimde SAYGIN ve GÜVENiLiR YURTTASLIK bilincine bütyüten sonsuzluk mirasi ve kaynagiydi.
Ben en cok ilk sararan baglarin Keklik Kayaliklari`na, Kirik Cayi`na ve kizilirmak tarafina bakan cüssesi kücük fakat hem kendi hem de cekirdegi tatli kaysilarini severdim. Agustos`un yavas yavas sararan dallari arasinda Nesedin `aslaniiiim eller eller `ine ak ellerin bugum bugum kinali, dedim bayram midir, söyledi yok yok yooook` kosup katarak, aradaki saz gecislerine dilimin tingirtisini yuvarlayarak kendim calar kendim cagirir, keseklerin arasina indikten sonra tas üstüne tas koyarak tatli cekirdek kirarken kulagimda ezan sesi ve degirmenin cigligiyla, günün bitimine yakin anam sepetlere yükledigikleriyle yol ugrumda bense basina gün sicagi gecmis yorgunlara yikilacak gölge arayarak, bayir yolu köye zor cikardim.
Okumayı elden dilden gözden günden akıldan zihinden alışkanlıktan ihtiyattan itibardan ilimden gündemden gönülden ilgiden irfandan dünyadan ve hayattan lüzumsuz gereksize boşlayıp bırakınca insan, anlayıp bilmediklerini merak edip sorgulamaktan da kendini soyutlaştırıp ortadan tümden toptan ve hepten kaldırdığı deliren, depreşen, sapkınlaşan ve derinleşen kirlenmişliklerle kuşatılmış, salaklaştıranlara muhtaç yitik boşluğunun kuyusunu kazıyarak içine düştüğü kasıtlı kurak kötürüm ve karmakarışık sosyal tabutta bir daha asla ve kolay kolay doldurulamayacak ve geri yerine konulamayacak her türlü değerler erozyonunda kesintisiz yıkım enkazlarının çarşılaşmış ezberini tüketme harabından üreyen güdümlü ve denetimli zırcehalet tekrarını çoğaltır. Hal böyle olunca da…
Elbetteki hiç bir hazır kalıp formatlarıyla özel baskıya verilmiş güdümlü fanatiklikle, bağımlı militanlıkla veya TAKMA kurma KAFALLIKLA değil, yaşamın ve toplumsal olup bitenlerin gösterge ibresine göre kimsenin buyruk uşağı yahut sabitlenmiş kulu kölesi olmaksızın Özgür iradeli akıl fikir bellek deneyim sorgulama bilinç sezgi tanım tespit dayanışma birikim duyarlılık donanım ve bakış açısıyla neyi nasıl niçin hangi maksat ve niyetle okuyacağını bilen her kişinin donatıp kotaracağı değerler, araçlar, iletişim ve ilişki ağları, sosyal siyasal kıymetler sayesinde herkesin onurlu liyakatli ve güvenceli ortak paylaşımını kapsayan kaliteli hayat ve inanılır güvenilir nitelikli insan karakteri eğitilir düzenlenir ve donatılır.
Ayraçlar arasında kişiyi kendine, doğasına, çevresine, toplumuna, çağına ve sonsuz sınırsız evrene ekonomik siyasal kültürel sosyolojik bütün etmen ve etkinlikleriyle yalnızlaştırıp yabancılaştıran toplama kampı haline getirilmiş ve her türlü yapay zeka algı çalışmasıyla tecavüz ve tahrip edilmedik hiç bir karşı koyma cesareti bilinci direnci gücü inancı onuru güvencesi iradesi özgürlüğü kalmamış her şeyi maddi çıkarcılığın kulluk köleliğine magazinleştiren cehalet rezalet korku karanlık yağma endişe kaygı özenti gösteriş furya fiyaka dekor kostüm bağımlılıkları bataklığında kendini tanrılaştıranlar karşısında adaletsizliği eşitsizliği zırvalığı dayatmayı acımasızlığı sömürüyü hiç bir hayati refleks göstermeyecek derecede özümsemiş ve kabullenmiş küresel boyutlu sosyal intihar çevrim çarkından, bütün dünyayı aynılaştırarak çözümsüzlüğü çözüm, istikrarsızlığı istikrar, cehaleti ve yozlaşmayı ideal insan ve toplum tarzına markalayan; ve haksız hukuksuzluğu yasal ve sıradanlığa onaylayan algı yönetimiyle topyekün yeryüzü kalabalıklarını bağımlılıklarının kulu kölesi yaparak…
Tüm dünya artık bundan böyle ‘ ye kürküm ye’ manyaklığının herkesi tek tip tüketim bunağına afyonlayıp özendirdiği hesap kitapta olmayan güç, konfor, caka, poz, kılıf, kalıp, suret, model, mumya, tarz, trip, MASKE, fiyaka, şaşa, kibir, tantana, dekor, sunum, ihtişam, kur ve Gösteriş azgınlığına ‘ bak ben senin hayatına bin basan akıl sır yetişmez acaipliklerdeyim’ çöplüğüne aklına eseni işleyerek hiç bir ortak değerleri umursamayana sürgün gitti, dünyadan ayrıldı, insanlıktan çıktı, kudurdu, bozuldu, yarıştı ve kendine yabancı hücresine yalnızlaşmaya kıyamet olup sapıttı.
Bana bir şeyler okuyor
Bir şeyler dökülüyor haritası yolu bilinmezlere. ve bakıştığım güzelliklerden yükleniyorum ben beni
Ay ne diyek
Güneşe yıldızlara yele yola ne diyek bu hsl ve gidişin divanesi böyleyken
Aklım ilerisine ötesine mührününü basmıyor hükmü başkaya geçmeyenden aşk diyor gayri bir şey demiyor
Bağlandığı yerden haber gelmeye merak ve hasretiyle boluna dememişler gönül delinin delisi
Seyir sayısı bellisiz vapurlar çığlığında
Çırıl çıldırak sularla göçmen meskenim
Öksüz bir iskele kapısı mıdır durmaksızın denize dökülen
Ellerini kelepçe kilit uzatarak
Hadi beni takvimden düşen günün demir alışı sazdan segahtan
Öncekilerin ettiği harmandan esip savuruyorduk
Ezel köşkünde mimozan
Fi,cesine üçüncü halden tükenince hayalimsi zaman
olanlar dünden eski...bitenler yarından yalan..
kaymak gibi parıldayan örtüsüz bir masanın üstünde
sırtının ortasına öyle amansız vurulmuşki
dik duran Paranın




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!