Lanzorote
Fuatoventura
Venedik cenova hariciyecisi, Amsterdama kadar tüccarkorsan tualden
Kanaryalar desene sen şunun şurasına patlamış volkanlardan turkuaz mavisi
Bütün turistik ihtiyaçları hayalleri hevesleri etraflıca yedire doyura arzedene
Kıyıda köşede ve koyda zamanın sakin sularından hususi huzura mesken kurduğu
Gelin hele, gelin hele
Hele bir gelin...Eyyyyyyyy...
Ahali Müslümün..
Kaf:
altı...yedi...sekiz...dokuz...
Herkesin duyabileceği kadar yakınlıkta ve anlaşılır dilde diyor ki
Kösede bir bardak olacakti
Susuzluga yanmis kuru dallarin tutundugu
Bir arpa yolu bugday ve degirmenin dudagindan dilinden
Kavrulmus zamanin firikleriyle efil efil topragima esip giderken
Gelincik dügmeleriyle bayir yamac
Alic döken zamana kimi dikenden
Sıfır takiple...
Giden çoğalır..gidemeyen yeniden sıfırla
Dönüşen danışan yeniden kirlileşmeler huyu suyundan
Yıkalı beyinler..köreltili bakışlar..
Bunak gönüller
Sıfırırı takiple giden çoğalır,
Allameymiş…
Yırtık sökük pasaklılığın bir yanı bir türlü öbür yanı bambaşka türlü, üstüne iğreti kumaşlarla kepazelik soytarısı yamanmışlığın sirk soytarısı veya karnaval palyaçosundan çalıntı posterliğe sahtekarlık ederek, cakasından pozundan yüksek havailik tozutup saçan bataklığın kibiri ve fantazisi, lağım farelerinden hiç bir farkı yoktur. Can çıkar huy çıkmazının ilgili doğumla ölüm aralığı hiç değilmeze en bariz örnektendir.
Güzeli doğruluğu saygınlığı erdemliliği onuru kişiliği karakteri bilmez tanımaz ve yaşayamaz çünkü iyiye ve güzele dair çevresi hiç bir insani değerde çevresi evresi etabı eğilimi gelişimi eğitimi belleği farkındalığı sorumluluğu duruşu tavrı davranışı özeni titizliği hassasiyeti niyeti gayreti çabası emeği ve algılaması yoktur. Bu yüzden bütün azgın sapkınlığa dair nefret hiddet şiddet saldırı sataşma bulaşma kabalık tehdit baskı kuşatma dayılanma taciz tecavüz kişilik sadistlikleri ve iletişim bozuklukları köklü kalıtımsallarından getirilmişlerden esaretini bşr türlü kurtaramayanların tutsaklık bağı,anlaşma yolu, konuşma dilli, keyfiyet hükmü, bağnazlık çevrimi,yozlaşma serveti, çağ dışılık gericiliği, başına buyruk çöplüğü ve yaşam normalleridir.
Her makas kesiginde kopup giden sonsuzluk
Kiskaca aldigi pismanliklari ayriliklari ve perisanliklariyla mekik saran makara
Yalandan gülümseyerek kivranisini bastiran acilarinin
Ortada kalanlar yikik dökük derbeder camasir
Bir ayna bir toka bir gözyasi siyah beyaz vesikada viranlara resmeden
Cigligini sazini yitirmis bir radyo sessizligi gibi kütüür kütür dipten derinden
Alman lokomotifli cinnet cinayete yuroamerikan küresel
Heryol mübah yolsuzlugundan kesen bicen ören veranak terziliklere
Tartisi darasi insanlik firesi hukuksuz haksiz ve son derece iileri demok gonk
Resmi fermanla dünya aleme ilan olmus piyasasi serbest
Isgal ve igfal hakki hadsiz hudutsuz
Vurgun talan soygun sömürü carkinin olabildigince verimliligine gaz verip
Almanya….
Yani fotür sapka sarisin tanga iyi makine karnaval zurnaval gibi gibisine
Cok faullü kisa pas firikikten kendi kendinin ileri üclüsü geri dörtlüsü orta saha
Ekisport import hep sampiyon
…hep elalemden bes gömlek üstün gelme insan kudurtup azman cildirtan yarisina
Dakikadan daima önde
Mutsuzluk carsisinin her cesidinden
Hüzünlü matemleri insan ruhuna özeyip mayalayan
Kurulu bütün endüstrileri soygunla sömürüyle tahvil ve imal etmek icin
Somut gercekliklerin cevrim carkina soyut iskan profil tesis ve ikmallerle
Kisilik bozuklugunu ve kafa karisikligini yönlendirip yönetmekte mahir
Kurulumu en kolay sarmaldir özenti hirs yaris kapris nefret ihtiras vesairler
Herkes umutsuz huzursuz mutsuz bilinmez istikrarsızlıklara aşağılanmayı yozlaşmayı görgüsüzlüğü şiddeti kötülüğü kötümserliği ve küçümsenmeyi öğretip kabullendiren soyut gündemler belirsizliklerinde kolayca özendiği markaya modaya maskeye imaja tasarıma ve modele sınıf atlayıp ve konum saplantısıyla Altın’ a kilitlenip bağlanıp insanlığını şatafatlı zincilerlere bağlarken…
Zerafet, nezaket , letafet, incelik ve daha ötesi berisi, hayatın insanla İŞ ÇEVİREN aklını, akışını, dönüşünü ve dolaşımını ille de akıntısı günden güne kuraklaşan huzur sevgi saygı mutluluk zaman sularında kenara yığılmış çakıl taşlarından süslü kolyeler dizmeye kurdele bağlamak değildir. Gerçi gösterişli sofraların özenle parlatılmış çatal bıçak sesini insan yalnızlığı boşluğun sahne piyesine boşaltarak ununu elemiş kasnağını ışıltılı şatafatlı görünen duvarlara asmış gibi görünür fakaat, şunun şurasında hepimiz herkesin diğer yarısından insanız ve çok iyi biliriz ki…hatasız pürüzsüz kusursuz ve en erişilmez seçkin mükemmellikte güzel görünsün diye zorlanan her arıza, huzur ve zerafetten çok görünenin ince kabukları altındaki mutsuz sessiz çığlıklardan başka hiç kimsedir.
Bu yüzden şatafatlılık şekilciliğiyle kuşatılıp formatlanmış zorunlu tüketim dayatımlarına kamçılanarak uyandırılan özenti salgınlarını taşıyan ve yaşayan topluma sürekli aşağılık düşkünlük eziklik acizlik kimliksizlik ve hiçlik duygusu aşılamak, bilinmez belirsizliklerle boğuştuğu kendi gerçekliğinden uzaklaşıp koparak her türlü rencide edici değişim ve dönüşüm başkalaşmalarının piyasa tutsağı olarak imrendiği ya kendini herkesten çok üstün gören veya özgün varlığını benimseyip kabullenmeyen yozlaşma kuklası, kuşku ve kaygı şüphelisi, çaresizlik ve endişelerinin kölesi, korkularının mahkumu, kahır kibir çöküş gösteriş ve ihtişam düşkünlüğünün soytarısı olduğu sosyal siyasal ekonomik ve kültürel tıkanıklıklarla dolu cinnet kozasının felaket sarmalları içinde bozulduğu bıktığı boğulduğu ve bocaladığı dönemlerde bütün akıl fikir cesaret irade bilgi beceri duyarlılık ve tepkisel reflekslerini yitiren insan, kendini kuşatan korkunç iflastan kurtulmak için hiçe savrulmuşluğun tetiklediği çırpınma ve dürtü güdümleriyle bir an evvel KOLAYCI ,garantici ve hiç kimsenin kendine asla ulaşamayacağı kumarbazlığa, sahtekarlığa, dolandırıcılığa veya HAYAL PERESTLİĞE yönelip her türlü ahlaksız hukuksuz ve kişiliksiz kayboluşları göze alarak faili meçhullere bulaşır yapışır ve karışır.
Taaa Sümerler’ den beri neredeyse dünya ve insanlık tarihinde az bulunurluğu, ışıltılı alımlı cazibesi ve hiç bir değişim dönüşüme uğramadığı sebebiyle Altın, yeryüzünde var olmuş bütün uygarlıklar tarafından süs, takı, dekor, kaplama, teknoloji -sanayi ve değişim aracı olarak kullanılagelmiş. Mısır’ lılardan Aztekler’ e kadar her kıtada ve coğrafyada birbirinden etkilenen incelikte sanatsal işler çalışmış işlemişler. Bugün sanayi teknoloji ve takı mücevherciliği dışında kalan yüzde otuzluk Altın rezervi, Amerika ve İsviçre gibi ( her çatışmayı kolayca manupule edebilen sözde güvenilir) merkezlerde depolanmakta.
Kanada’ nın Yukon bölgesindeki Klondike Irmağı kıyısında ve Bonanza deresinde su yüzeyinde bataklıktan akıp giden çamurda altın bulunmasının ardından haberi duyan bütün ülke bu bölgeye akın etti ve bu uğurda onbinlerce insan gerek ulaşımı zor yollarda gerekse varılan yerlerdeki pis sağlıksız ve kötü yaşam koşullarında can verdi. Şehirler kuruldu. Bazıları servetle dönerken çoğu büyük hayal kırıklıklarının kurbanı olarak yakalandıkları ölümcül hastalıklarla geri döndü. Kırk yıllık toplam hayatının büyük bir bölümünü trenlerde yarı aç yarı tok ülkeyi gezmekle geçerken midye hırsızlığı, okul hademeliği, gazete satıcılığından gemilerde tayfa olarak çalıştığı yaşam öyküsüne Altın Arama serğveğciliğini de katan Jack London bu kapılmışlığın bizzat canlı tanığıydı. Ordan büyük servetle dönmedi ama deneyimlediği yaşanmışlıkları kaleme aldığı Kurt Kanı veya Vahşetin Çağrısı gibi tüm dünyada etkileyici olan Edebiyatın Doğalcı romanlarıyla altın bulma hayalinin peşinde sürüklenenlerin bütün bilinmeyenlerine ve acımasızlıklarla dolu serüven gerçekliğine tanıklık ederek yakından baktı.
Daha sonraki yüzyıllardan günümüze kadar çekiciliği hiç değişmeyen yüzyıllarda Güney Afrika ( diğer değerli madenlerde tüm Afrika) ve Avustralya ( çıplak arazide at arabasının tekerleğine yetmiş sekiz kiloluk altın kayası takıldığını duyan herkesi Altına Hucum hayal perestğilinin iflah olmaz kulu kölesi yaparak kolayca ve bir an evvel sorunlarını kökten çözmeye sınıf atlamak uğruna ) yerlilerinin bütün yaşam ve özlük haklarını sorgusuz sualsiz talan tarumar etme pahasıyla tıpkı geçmişte yaşanmış İnka ve Aztek’ lerde olduğu gibi aynı yer çekimi merkezlerinin çapul çullanışlarına ve tecavüzüne uğradı.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!