Mercanlardan bulutlara
Sen ne kadar mutluluk isterdin
Kac mesafe yol, kac miktar insan, kacbucuk toplum
Esyasi ve aynasiyla birlikte hesap edip
Yazalim yapalim yükleyelim yollayalim cinsinden
Egri ölcülerle dogruyu bulmayi tasarimlanmis
Arşimed...
Sicilyalı Arşimed...onca hayatın yoğunluğunu
Tactan tahttan kurtarayım demişse de
Mancınık yapmış
Burgulu su pompası yapmış
Kralın şapkasını demirmi
Emin misin…?
Tuttustugun parlakliga kuslar kadar midir cik da gör..
Dallar dereler baglar dünyanin en güzel müzigini bestekar olmaya, kuslar..
Isterse yolunda yikilsin ister hasretinde ölsün tüm cirpinislarini
Konar göcer kanatlarina kusanarak cer cöp cekiyor
Saz söylüyor
Söyle bana gülüm yar
Söyle de bana
Boynuma vebali gene ülker diyarı olsun
Seni üryan yorulmaya gitmek
Hayatını yerine çırpınan serçecikten bir yuva gibi
Hali tümden tüme topraklaşan yollarda gün
Yapılmış bir hayatın oyuncakları gibi pilli bataryalıklı
Kenarları köşelenen kıskıvraklığıyla şangır şungur mankenik
Kendine biçilen rollere çerçevelenmiş
Çivili yivli zül zeval
Dünyası dörtduvar edilmiş ağlamasından gülmesine herbirşeyi depoluk...
Görmesiyle görüşmesi anlık,
Karartma günlerinde her kibrit zifir zindanlarin ayi günesi gibidir. Kendilerinin özel mülkiyeti mahiyetinde alip satanlara sucunu sabikasini saklayip gizlesin diye aklin izini fikrin yolunu cesaretin hayalini ve gücünü; ve haydutmus hainmis haramiymis, hic kimsenin kumbarasina talan tarumar sahsi müstakili degildir bütün dil kültür inanc birikim bellek toprak yurt toplum degerleriyle; söküp cürüge cikarmasi ne mümkün. Hayat denen sonsuz sinirsiz nehirde, yasama sevincini büyütüp besleyen durduraksiz zamana ufku genis.özü sözü huzuru ve ferahligi ölümsüz tutkuyla her güzelligi bizimle özdes; Ülke bizim, Dünya bizim, Insanlik bizim, Sevgi bizim, Kainat bize, gün bize günes bize..Ötesi gayrisi ne mümkün..! Yasattigin mirasi askinla bakisin sevgili Türkiye…!
Ekim / 22
Dünya güzelligi sende…
Ovalar daglar sende, denizler sende, köyler hanlar sende, yol sende , iz sende
Dogarken calilari koruluklari öperek günes, ekinler sende, zeytinler sende
Gül sende bülbül sende
Her kar tanesi gibi essiz serin soguk, her kor goncasi gibi nazli ve yangin
Giderkenngölgeler bile efsun birakir cakir dikenleri sende
Izi yolu tarihi gecse bile
Kavrulmus otlar boyu savrulan serpintilere sür revan
Öüpüsüp koklastigimiz dudaktan dillere dolasip gidecegiz
Deniz kiyisinda bekleyen eski sandaldan daha sargin gel gitlerimiz
Zamanin körpe kovugunda sakladigi koylara yürüyüp gidecegiz
Gürgenler koruluklar ve kestaneler
Aksamin gölgeleri yayilip uzanirken daglara derelere ovalara
Hala disarda kalmis birileri vardir
Karda kista yazda güzde,
Birseyler vardir doruklarda gezen dallarin arasinda esen
Yamacina alip susmus sessizligi koyulasan karanliklarda kaybolup gitmeye
Sabahi icindeki düslerde saklayip gizleyen
Oğluuum
Oğluuuuuum, lan…!
Kime bağırıyorum ben sanki
Saç sakal birbirine karışmış öğle sonrasının ikibuçuk üç arası
Sahilin her tarafında etraftaki saran çevreleyen yüksek dağlardan soğuk serinliklerin estirdiği
Ve kasabanın vilayet meydanında yüzü zımparalanmış kesme taşlara vuran kış güneşinin




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!