Hem sefası hem cefasıyla çeşni alem, sırrı sevda, devri dünya...
Bütün herşey kafada ve kalpte olup bitiyordu
Bağda incir nar olsun
Dağda yaban çileği, denizde imbat, ormanda çam, bayırda çınar
İlmine erişmiş, iklimine yetişmiş insan değildiyse eğer
Düzeni dengesi elbette bozulurdu aşkın huzurun sevginin
Binmişim tüm rüzgarlarımın atına, taş üstünde taş olaydı demişim, düşmüşüm yola bayır yamaç çayır çiçek bir dorukta bir düzlükte yağmurla arkadaş, poyrazla kafadar, güneşe yolculuğum var bilmişim . Bir çalımlık kibrit koyun cebimde, yalın çıplak deli divaneliğimin hayat pınarından oluk oluk yaşama sevinci sarhoşluğu içtiğime, kızıl topraklarında navruz da biten kızıktan soğuksu derelerine kurulu taşlar arasında ateş yakmışım, çoban pilavına ıslığımdan tiryakiler tutuşturmuşum, ömrümün azığına katık olsun diye azaplığına durup , Araf’larda esip geçen hırçın hercai bozkır öykülerinin.
… ve isli bir çaydanlık dağ pınarına yakın kuru keven közüyle alazlanmış söğüt dallarından ateşin harlandığı akşamın bir yerinde, tozu dumana katarak yelesinde poyraz uçuran yalım alaz atlar gibi akşama dolan dünyaya savuşup giderken, aşka yangın demlerde her vakit, heybesi saklı çalılar arasından, insanın gönlünde yangın, gözünde seyran ayaz tüten çoban çeşnisinden sofrası serili bir efkara , saatleri kurmadan, yaban yitik olmadan ve çıldıran siren düdükleri çalmadan, kuru toprağın bağrına sığınmış hasretin minderinde herkesin bir yıldızı vardır ya…. dolunayın ışıl ışıl şavkıyan düğününden selam sabaha yol alan.
Mayis / 25
Portakal dilimleri renginde hüzünlü panayir
Dertli pinarlardan nefeslenmis rüzgarlari soluyan sohbetler söyler gibi kavala
Hatirasi bir mechul muammadan husus
Sirri cözülmes gizemlerle topraga serili kaysilar yazindan kavrulup kurumaya
Suretini büyülendigi ladesler icinde saklayan sisli dumanli daglarin
Kaybolmalara sürüklenmemek icin cirpinarak ötesi berisi cercici güzhani
Kırıldıkça kopuyor
Koptukça ne dal kalıyor ne diyar
Ortalığın git gide karardığı
Bütün izler yollar bozulduğu ve silindiği bellim belirsizlikte dünyayı sana kapatıyor
Her sokak bir başkasına köşe bucak gizlenmiş zindan labirentine meçhul muamma gardiyan geziniyorsa
Azalan ölgün ışıkların soğuk bedenini örtünüp bürünerek ekmekten oluyor sudan kesiliyor insanlıktan azalıyorsa
Gece yürür
Ay vurur büyüdükce büyüyen sessizligin inmis cökmüs semtine
Ve cogalan yildizlarin hayalkiriklariyla dolu bahtina mechul
Konup göcen duraklari güze sagnak
Bu da böyle bahar iste ve bu duldalarda dalsiz yapraksiz
Dumanlara bürünüp esen tozan yagmurlar
Celse cürüm
Bütün bu kirli zehirli karanliklarin dibini tabanini siz ördünüz yaptiniz
Siz bu kisiliksiz karaktersizligin doyumsuz ac gözlülügünü
Suc belgesini konu derinligini ve sabika yükünü
Kahrini kinini öfkesini mutsuzlugunu gecimsizligini siz donattiniz düzenlediniz
Siz yiktiniz bu güzel dünya denen essiz benzersiz yapiyi
Romantigin tam orasinda
Hersey biraz biraz yahut birden bire tümüyle
Senden azalsa ve hersey dahil tüm dünya orda olsa
Yok bir kainatin hic kimsesizligine koyup gidersin beni
Desen ki
Söylesen ki
Ne mi yiyorum
Bu saat bu vakit bu mevsim bu kis bu kar firtinada
Muhtar gelse söylemem
Iskarpinci murtaza gelse söylemem
Sobaci kömürci oduncu kibritci gelse söylemem
Estrikli kubat gelse söylemem
At yorulur
Insan eskir
Yol iraklasir
Daralir Kisalir kücülür vakit mühlet
Ve insan ömründen katarlarini yüklemis kuslar ucar göcmen göcmen
Kelimeler ki…
Ne üc tekerlekli moto guzzziii
Ne sepetli bisiklet
Ne dört cekerli jippikap
Ne de damperli dampersiz kamyon
Dünyanin derdini kahrini belasini cöpünü zibilini cekip tasimaya
Motor vitesi takoz gücü ve takviyesi yetmeyen




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!