Ay ve yildizlar dünyaya güzellik dersen sana
Damla damla
Daglar seni ormanlar seni denizler seni toprak seni hayal seni düs seni
Özgürlük fedakarlik yüreklilik yigitlik dersen aslen öylesine bizden
Ne güzel destan olmustur görüp bildigine percem tutan zaman
Nami deger Türklük bize
Provalı gün çalışarak sefalet sürümünün
Ortada insan hasılatı yoksulelem
Düğmeye basılınca büyüye büyüye büzülen
Perdesi paravan gün satan tüccarlık
Kahır ve kederlerden doğma hatırda
Gönlü hissiyet yetmezi çökmekte olan bir zaman gibi
Arka planı olmayan anımsamalardan
Sıçrama yapmış
Acının ve kahrın bütün renkleri ve tonlarıyla
Görmüyor muyum sanki ben neyin ne olduğunu
Duymuyor görmüyor muyum sanki ben
Sitemkarlığına müşteri
Perhizsiz
Sapa sağlam yüreğiyle
Gün doğmuşsa kaysı portakal karışımı ana kucaklarından
Her daldan bir çiçekliğin
Uzak dağları koynuna çalmış ve sanki
Yola ve dile gelmek için limitsiz
Soluksuza silgin
Nice hasreti silkelenmis gönül titreyislerini sazsiz sözlere baglayan
Kirik kehribar alacasi dikenbudak cimencik
Pespese siralanmis ve ayrilmadan evvelin durgun molasinin
Bilinmeze gecip giden kuslar sürüsüne yaklasip gelen uzakta
Kanatlarina tutunan parcali böklük bulutlar
Evvel sabahki yerinde durmuyor gün
Dolaniyor akrebin koynunda bal süzen baglari seyran ediyor devran
Cicek cagla bahce bostan
Safagin söküldügü sisli perdelerden tadi damaginda kalan sofralar kurarak
Geciyor gölgeler arasinda yagmur yel yazi ve yaban
Eskiyor iklimin ömrü agustos temmuz bahar…
Cafer vardi, esmer..
Her sinifi iki kere cift dikislerle kör topal
Tökezleye ziplaya
Biyiklari bile terlemisti, istiklal ilkokulunun avlusundaki
Akasyalar acinca ciceklerinin en uc dallarina kimse ellemesin uzanmasin diye
Tulumbadaki suyu baskasina pompalatarak iki ellerinin avuclari kadar
Ey sevgili gönlüm
Sen işini bilirsin ya
Eğer temennisi bize kalmışsa
Harmanından sevgi öğüten değirmenin
Sucu benim
Yağmurcu sen...
Garip saza dertli sırrını söylercesine
Dağına ıssızlığın rüzgarları esmiş, bağına güllerin dikeni
Ve bağrında bir tutam yitik seslerin sızısı gazelci gramafon
Yeter ki müşterek toprağa bağlandığı hayatta kalsın
Ektiği biçtiği nazlı ömrüne yetsin, canı sağ olsun
Eyvanda rüzgarın bulutun derken
Kalkıp giden öte zamana sürmeler çekmiş gözlerle yağmur
Kirpikleri aşka bulanmış boyanmış bulutlardan yavridir nenni
Sorma gitsin sen kim kalbim kim çiçek kim bahar nerden nere
Bir kere yanmışsan en baştan,
.. dağların burcu yolların harcı hayal hasretin derdi
Seni aradığım bende buldum diyebilmenin sürgün sualine hatrı belaya




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!