Pancurlarin araligi dündogumu günaydin
Takildigi yerde kaliyor rüzgarin sesi ve sessizligi isigin
Bir yil daha diye diye gardan gidenler yazin yükü
Gazel dökülüsleriyle gelense beyaz kar, kara kis..
Nasil ki cöl kervanlarinin
Sessizligin pusulasina gece gündüzün meyhanci
Is bu…
Özellikle is bu…
Onurlu iknada senetsiz vekilsiz vizesiz bezirgansiz pasaportsuz ask…
Dudagin kanamis ey kadin öylesineysen gül nice
Adini en arsiz iklimlerde sölemek isteyen ciglik gibi
Kopyalanmasi mümkün olmayan ayaz ve yokuslarda sarpalar saran
Bölük bölük bulutlarla çiseleyen çeşmenin
Gökpınarları kendi elleriyle sunarsa aşkı şarabı
Bükülüp giderse izi belirsize yollar divanelerin divanında
Bil ki huzurdayım...
Yanmış bir alatav harında
Halı yamanda bahara gül sunup
………böylece ağardı saçları Elma çiçeklerinin
Böylece dağılıp gitmişsinki bahcede bahar
Güz narenciyeleri, küfeleriyle ve gültenli küpeli
Sen heryerdesin işte ve burdasın gibisine hersey,
Girdabına girmeden evvel bir asi cavlan gibi
Al ve mor,
Anlatsana yüreğimin çırasında yananım
Anlatsana görmekten usanmayıp,
Görüşmelere doyamadığım ömrüvarım anlatsana
Gülü kan bağlısı dikene,
Karanfili ala kor üstünde tüten
Çiçekten öte çiçeğe, hasretim anlatsana,
Cali yolundan
Hasta sayri ilinden
Ignecinin gelisiyledir
Yagmura kara buza ayaza bata cika
Pompalayarak ateslenen gaz ocaginda kibritinen alevlenen
Agzi kapakli teneke kutunun cikardigi siringayi
Şu halde sapınca hayranı düz yolu
Kuru iftiralardan sakınılsın istenilen telgrafın
Büyük gürültülerle hayatından ürkütülüp
Perdesine türkü basmayana uçurulmuş kuşlarını
Dönüyorsun
Şu halde biliyorsun ki
Ihtac muhtac icata hayatinin yoklugunu ölesiye bastirmak icin
Kendinden vaz-gecerek bir kenarini kirip
Bir kenarini kirip koparilmis diger bir kenarlara yamayip yapistirarak
Iflah olmaz tamiratlari zimparalaya zimparalaya iligini kemigini delik desiklige koyan
Hirsiz
Haram
Sevmelere neden niçin nasıl sorula
Deli etti de
Edeceği mi kaldı desem kim duyar?
Ne gitmeye kabül, ne kalmalara susup kalan misafir
O yalan bu yalan ama özlemi hiç içerden gitmeyen
Yine de bir şey var
Seyfi Karaca Hangi gecenin üstüne çakılmış kibrit idiyse muamma
Yüzüne karanlıklar düşmüs günler evveli
Bir bir sancılanmış yaraların fitil fitil saçılan deniz incilerini
Biter korkusu hayallere damla diye
Topladında öyle mi geldin? Bütün döşünde kasırgalar kopan
Kapattında öyle mi?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!