Seyfi Karaca Şiirleri - Şair Seyfi Karaca

Seyfi Karaca

Yine onlarin kaleminden düsüp dökülen SIYASAL POLEMIKLILIGIN icinde her türlü kavga kir cöküs gecimsizlik ayrisma sogulma yilginlik yanilginlik belirsizlik bilinmezlik karamsarlik kargasa kopus cöküs kusku cinnet girdap cikmaz saplanti bela ilgisizlik itibarsizlik sorunlar yigan yumak sariminda, TELIF HAKKI kendilerinin olmayan akil fikir duygu düsünce kavrayis anlayis ve aliskanliklari kendilerine hayranlikla baglanan kitle kütlelerine fazlalastirarak aktarmanin arac gerecleri olarak, etraflarina dolusmus ve donanmis herseyin DILE GETIREN ICRACISI olarak kendilerini ve kendilerinden baska hickimseyi görüp bilmenin AHKAM KESIMIYLE; kendilerini hakli cikarmanin yönetip yönlendirdikleri sandiklari hayatin dizginini elde tuttmak saplantisinin `simdi sira sende acil susam acil` veya `gelip yeserebilirsin bahar müsade senin` veya `hadi simdi Turan olsun ` yahut `kiskirip koptugu yerden Devrim cikip kapiya dayansin` gibi yasadigi dünyada, kiside, toplumda hicbir öznel ve nesnel karsiligi olmayan HAYAL PERESTLIGIN alim –satim tüccarligini yaparlar.
`Angina Petrokis`de Hikmet Nazim :
„ Yarisi burdaysa kalbimin/ yarisi cindedir doktor /Sari nehre dogru akan/ ordunun icindedir/ Sonra,her safak vakti, doktor,/her safak vakti kalbim/ Yunanistan da kursuna dizilir / sonra, bizim burada mahkumlar uykuya varip revirden el ayak cekilinc kalbim camlicada bir harap konaktir her gece doktor „
……….`kalbinin iman tahtasinda en uzak yildiza carptigina SOSYAIST ENTERNE bir gezegen aygiti gibi, bazan kendini güden kosullandirmalara ister istemez ispatlamak zorunda hisseder ki bu BEKLENTIYE GÖRE veya USULÜN ICABINA dair igretiligin satir dökümlerini daha sonraki devirlerde Dogu Alman, Cekoslavakya, Macaristan. Yugoslavya gezip turlayan REKLAM TABELASI niteliginde radyo yayinciligindan tut ki konferans kompozisyonculuguna varincaya kadar, ne denli ULUSLARARASI bir büyüklügün varlik sahibi oldugu arka pilanindan, ögütülüp ufalanmis seylerdir Angina Petrokis`i Nazim Hikmet`in.
`Karli Kayin Ormaninda`ysa Hikmet Nazim :
„ Memleket mi yildizlar mi / Gencligim mi daha uzak / Kayinlarin arasinda/ Bir pencere, sari, sicak /…………..Eski takvim hesabyle / Bu sabah basladi bahar/Geri geldi Memedime /Yolladigim oyuncaklar / Kurulmamis zemberegi/ Küskün duruyor kamyonet / Yüzdüremedi legende/ Beyaz kotrasini Memet „

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Iyiyiye güzele bilgiye özgürlüge huzura güvene ilgiye sagliga egitime saygiya hakka ve hukuka asama artirip gelismis ve ilerlemis düzeyli seviye kaydetmek, kendiliginden yuvarlanip gelen hayal ürünü veya kuruntu kaynakli olup bitiveren sihirbazligin hüner-marifet eser muammasi sunum sergisi degildir.
Üreten esitleyen örgütleyen bölüsen paylasan düsünen danisan gören duyan yoran soran sorgulayan deger bilen ve deger katan özgür ve ÖZGÜN iradeliligin kendi akil fikir idrak deneyim birikim duygu mantik denge INSAN KAYNAKLILIGINA dayanan ve inanip güvenen israri ve inanciyla ancak bütün yasamsal varligini bozmaksizin ileri bir hayata gelistirip güzellestiren asamayi daim kilar ve kayda gecirir.
NeciP`i karsisina kondurtarak edebiyata yaz-boz dengesi kuran NaZim`dan devamla:
AGA CAMI´ basligiyla Hece veznini yazarken neredeyse ` Bu ezanlar ki sahadetleri dinin temeli/ Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli`..Mehmet Akif Ersoy beyitlerine cok da farklilik göstermeyen his ve duyumsamalari dillendirirken :
„ Ey bu Cami`nin ruhu : Bize mucize göster/ Mukaddes huzurunda el baglamayan bu yer/ Bir gün harap olmazsa Türkün kilic kiniyla,/ Bastanbasa tutussun göklerin yanginiyla „…
Muhtemeldir ki herseyini kaybetmisligin öldürücü aci kahir hüzün ve sancilarini ezilen ve üzülen kederlilige tutsak duyarliliklarla duygusal tepki verip hissi payda hissedarlik yaparken Aga Cami`sinde Ran Nazim, ayni Mehmet Akif `in ASIM´daki :

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Ilkesiz tutarsiz özgürlügü ve özgür iradeliligi olmayan gelisimsizligin kisiyi kendi yapan bütün donanimlarindan yoksun kalarak, yücelttigi yasam eksikliklerini ve yoksulluklari hic bir sartta kurtulup kopamayacagi köktenciligin saplanti katinda kutsayip; ve bizzat yüceltip kutsadigi toplum kalabaliklarina kendini hayran birakan adanmisliga misliyle tanrilasirken hayalini seklini icabini kendine kodlanan güdümler soyutlulugunda yazip bozdugu TOPLUM VARSAYIMI`ni da bütün hayati gerceklerden uzaklarla bulanmis boyanmis ve süslenmis, sayisini ve yogunlugunu yoktan kalabaliklastirip cogalmasini umunmanin sahne sergisi olarak yönetir ve yönlendirir Nazim –Necip siir sanat edep yahut edebiyatciligi.
Kurdugu hayal düzenegine dolup bosalanlara bakarak kendine ilahi yükseltiler söküp koparan, her türlü yasam kiyisi ezikliginin bütün caresiz umutsuz cikissiz yokluga ve yoksunluga saglayicileriyla perem perisanligin ulu ortaliklarinda kalanlari büsbütün teslimiyete tutsak odaklanmalara kamcilayip kiskirtarak, düzgün harabeler halinde uyusup avunmaya dair sapasaglam konuslandirildigi yerden dokunmadikca aklina bilincine bellegine iradesine algisina özgürlügüne yahut özgüvenine kimildayamayan sosyal kisirlasmayi, toplumsal güdümlülügü, amansiz sogulmayi, yapay dogurganligi, yasamsal buzullasmayi, sekilsel salginlasmayi ve kalabaliklastikca önü alinamayacak derecede kalabaliklasan yalniz, yitik, zavalli, yoksun, batak, cürümesi ve cöküsü hic bitmeyen kendi dünya hayatinin yabancisi insan bitmis tükenmisligini kodlayip kotardi Nazim-Necip yazbozculugu.
Herkesin boyuna posuna takip,aklini fikrini iradesini ilmini vicdanini bilincini onurunu ahlakini bilincini iradesini idrakini özgürlügünü en kullanimsiz hale getiren ve üstüne basina kusandigi tüketim piyasasi kurgularina göre icabet edip sartlandirildigi kulluga kölelik etmekte kusur islemeyen bagimliliklari ve zincirleri vardi ki, devletini milletini topragini dagini deresini kültürünü bütün toplumsal ve özgüün degerleriyle yerle bir edip rafa kaldirdigini ve tek adam parti devletine devraldigini ilan beyan eden yerel ve küresel cikar odakciligini, `tuttugum taraf kazandiysa demek ki ben de kazandim ` kin, kör, karanlik, nefret, ayrisma ve paramparcalasma gözüdönmüslügü, kendine dönük bütün talan tecavüz isgal ve sömürü saldirganliginin resmiyet kazanisina cildirasiya sokaklara dökülüp, kadinli erkekli col cocuk her türlü silahlasmalarla ugratildigi Bop intihar girisiminden havai fisekler mayinlayip ülkesiyle beraber rafa kaldirilan kendi ölüsüne kursunlar yagdirdi adeta.
Siyasal sosyal kültürel ekonomik…bütün bir yasami icine alan hayati kapsamda her cesit sorun, cikmaz, tikaniklik ve celiskileriyle zorunlu göclere mecbur birakilan ve asla geri dönüsü olmayan carpik yapilasmalarin mutlak uyum süreci sürükleyisine akin akin sökülüp giderek ait oldugu topraklari kökleri aliskanliklari bütün öznel ve nesnel kimligiyle terkederken, henüz koparip götüren sancilarin ezen üzen yoran eziyetinin üstesinden gelemedigi ve sürgünlük acimasizca duygusunun kusattigi darmadaginikliklarla, vardigi yerde bir türlü bereberinde söküp getirdigi basibos akintilara kapilmisligin sürüklenisine karsilayan deger dengelerden yer bulamayan hicligin, yabancililigin,yitikligin bilinmeyen belirsizliklerinden cok kenar mahalleli sehirler ördü, kaydi ve kayda degerliligi olmayan birikip yiginlasmalarla önü arkasi kesilmedik savrulup sacilmalar boyanip sivandi. Nazim-Necip`se, günümüze kadar gelecek ve belki de daha nice zamanlari etkin kullanisli kafasina göre toplum icat etme ASOSYALCILIGI`yle yüceltip kutsadigi böylesi bir tapinakta `ben de sizin ordanim, ben de varosum, ben de ayni mahallenin cocuguyum ` laf söz yazi veya kisirdöngüler özetiyle, kendilerine adanmis cogalttiklarikalabaliklarin üstünde avutan uyutan soyutlayan ve sindiren sosyal susturuculugunu vazife edindiler.
Hic tanimadigi cevreye iliskiye karmasaya ve iletisim kosullarina geri dönüsü olmayan ve baska hicbir secenegi olmaksizinuyma mecburiyetiyle esir ve tutsak kesintisiz göc agirlikli toplumsak kackinlik, örülüp sivandigi sehir carpikliginin zamanla bütün yapi bozukluklarini ( rüsvet, siddet, tehdit, hukuksuzluk, gecimsizlik, sevgisizlik, bencillik, bagnazlik, ahlaksizlik, kopukluk, sogukluk, yalnizlik, yapaylik…) kendinden her saniye ve hizla uzaklasarak bilinmezlik öznesine nesnellestigi maddi manevi her bakimdan cöken, büzülen, pörsüyen,sapan,cürüyen sinir tanimamazliga benzesip, sivrilen ve genisleyen basibozuklugun etkin elemani haline geldigi gibi, kendine ait olmayan topraklara GECEKONDULASARAK`da varolan toplumsal bozulusun yaygin yerlesik hale gelmesinin suc ve sabikasi yüksek katilan ve katki sunani oldu gitti.
Durum böyle olunca herkesin herkesi baglayip bagimli kilan amansiz kokusma ve cürümeleriyle altyapisi ve karsiligi olmayan dengesiz devrilislere gösteris ve sekil olsun diye bastan savilan hicbir tepkisel sikayetin, yankinin, yansimanin tavir veya tutumun ne icerigi vardi ne de kiside kendini bulan karsiligi. Cünkü bütün talan vurgun soygun siddet nefret kin ayrisma bunalim gerilim ihanet tarafgirlik hile dümen isgal tecavüz sömürü haksiz hukuksuzlugunda herkesin kendince payina düsen tutarsiz iradesiz acimasiz doyumsuz,tutsakligi ve tüketime bagimli esareti sözkonusuydu.Tüm insanligini her türlü degersizliklerle dengeleyen esaret ve tutsakliga tepeden tirnaga ve en kidemli sartlanmisliklarla teslim edenlerinse, asla ne secme yetenegi vardi, ne de ayirdedebilen fakindaligin ilgisi bilgisi bellegi iradesi yahut insan haysiyetiyle ve hassasiyetiyle soran gören bilen kararliligi ve yetkinligi.

Devamını Oku
Seyfi Karaca

_...bastan sona ve rastgelesiye hepisine tümüne, sadece `siir nedir ` ANTOLOJiK eprik- cürük tahtaravaliloss HAZIRKALIP dolgu cevapliliginin kendinden tatminkar soru sinirlamasina bagli ve bagimli degil, siire bitisik bütün sanat zerafet perde ses sergi salon yazi yayin bülten ilan duyuru cagiri anons kayit bildirim söylem meyil iletisim ve sunumlara dair bugünü düne rehin sultalayan bütün Hanimagalara ve Feristah Babalara _
Büyük hikayelerin asil toprak köken ve saglayicilari kendine kücük roller adlandirilip tanimlanan öznel-nesnel variklardir. Tohum gibi… ekini sacini harman edecek bin bir basak yol ve yolculugunun yasam sofrasini hem göze hem gönüle serip sergileyen ara gecisligiyle herseyin kendine pay ölcüp bicen donanimdan etraflandigi TOHUM –Cekirdek gibi…
Tohumdan cekirdekten özü esasi olmayan; kücüklügünü ve kücüklügüyle büyüterek büyüyemeyen; `Diger` kavraminin da hicbir ne kayda degerliligi vardir, ne de özenesi nesnesine dair ciddiye alinir ömemlilikle hususu yahut hikayesi. Bu yüzden, kol, yüz, el, dirsek, mimik, oynama, bükülme, ziplama, kimildama, kivranma,büzülme,hoplama, gerilme, cagirma, seslenme, duman tütütme, isaret fisekleme,cik dönme yahut dikey takla parentelenmelerle kundak cagindan yürüyüp gelen; merak ettikce de daha cok ihtiyac cogaltan; ihtiyac cogalttika da karmakarisik hale gelen bilinmezleri saplanip daha cok yalinlik ve sadeligi yasamsal zorunluluk olarak daha cok yeryüzü hayatina kendini ifade edemeyen yetersizliginin geregi daha cok SÖZE ve YAZIYA davranarak DOGALLIGI olmayan bir hayatin gercekligini kendi varligindan bildigi halde kapildigi kaybin LÜKS ÜNVAN plakalayan bagimliliklarindan kurtulamayip; her seferinde hurda egilimi gösteren dünyayi tamir etmeye kalkisip; her yeltenisinde bir türlü kurtulamadigi bagimliliklarindan dolayi SÖZÜ ve YAZIYI insan yasaminin kalibina buyuranina ve kurallarina sekillenilmedikce insanüstü, müsadesiz erisilmez kutsali gibi mayinlandi ve tahrip edildi EDEBIYAT dili ve SOSYO-KÜLTÜREL Edebiyata iliskin sanat müzik resim sinema mimari ahlak felsefe bilim egitim iletisim alani.
Bütün bir varlik yokluga dair dönen duran yürüyen veya beklesen ucsuz bucaksizligi sondan tekrar basa dönderen karanlik, kof, kati, yapay, silik, dar, düsük, kesat,kör, caresiz,verimsiz, kurak,kisitli, devamsiz örenlesmelerle sadece kendi kaliplastirdigi kendine bagli ve kendinden dogma tapinmisliga kapanip kilitlenerek sözü ve yaziyi saplantisina cakilip kalan DÜRTÜ GÜDÜMLÜ kalabaliklara TAPINAKLASTIRIP insan hayatindan cekirip cikarmak, sadece ay veya yildiz degil,topyekün kainat tutulmasinin ta kendisiydi. NAZIM -NECIP ikilik catistirarak vaziyetten durum cikaran buraya ait mimarinin, plani projesi sosyal -soyut dökümlerden makul TOPLUMSAL viranlasmayi ören ve örgütleyen, ünlü namli Sair –Yazar mütahit ve sirket sahibiydi.
Hani sen cikip dikileceksin dünya denen INSANLIK meydanina; özgürlük diyeceksin, yurttaslik diyeceksin, esitlik diyeceksin, hak hukuk sevgi saygi ve bilimum derli toplu dil tarih cografya hal yol durum ve yasama hakki kisinin kendinden baska kimsenin kullanim iradesi yetkisi ve keyfi degildir diyeceksin…sonra da bütün topyekün bunlari sana madde ve ciro eden SÜSLÜ söz ve yazi afyonlamalar aktarimlayicisi adanmislik ve bagimlilik moluzuyla kökten cekirdekten söküp tohumsuz topraksiz toplumsuzluk sifirlayip söndürdürdügün bitkisel koma sakinligine`TÜRÜNÜN EN BÜYÜGÜ` mabet ve mefta sutunlari dikeceksin…NAZIM-NECIP namli ünlülügünün ektiginden bictigi EDEBIYAT kurakligi bu corakliktan cöküp cürüyüp sürekli kendini dogurganliga ürün veren artik ve atik KÜTLE KALABALIGINA kapanip kilitlenen carkit bozuk devrandi.
Cünkü insan hayatini durumuna hakim oldukca sayginlik ve deger kazandiran merak güven idrak algi bilgi beceri anlam kavram mantik yorum cikarim düsünce özgürlük ve hele hele de SORGULAMA yetenegi, deneyim ve birikimlerle derinligine indigi bütün karisikliklarin ve kargasalarin üstesinden gelebilecek özgüven teminatini kaynaklar. Burayi hileli maskeli mayinli OYNAKLIKLARLA tüm bu hayatiligi köreltip sekline yahut görselligine HAYRAN KALDIGININ agiz artigi yahut yonttugundan dogurganlastirdigi kullanim kuklasi külüstürüyle insanligina dair yazidan sözden ilgiden iletisimden ve varlik gösterdigi bütün yasam duyarliligindan feragat etmek kusatilmisligina teslim alir.

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Isigin daha öncesi gölgenin daha sonrasi zamanin daha sonsuzu yansimanin daha koyusu yankilanmanin daha vurgunu kivilcimin daha sargini caglayanin daha girdabi dalganin daha uc ve uzak boyutlusu, esyanin tabiatin nerde baslar nerde biterliligine dair kapsam genisligi kainat ve insan kadar anlam, deger, emek,fikir, düsünce, hayal, fedakarlik, sevgi, ahlak, bilgi, saygi, aidiyet, idrak, samimiyet, itibar ve sorumluluklarla tanimlanabilmenin bütün kazanim, deneyim ve birikimleriyle sayginligini bularak kendi öz kaynagindan devamliligini saglayan seydir hayat..
Aksi takdirde gözle görülür elle duyulur akilla idrak edilir fikir ve düsüncelerle yolu yordami ahlaki onuru hakki ve hukuku gönül seckisiyle süzülüp akil-mantik vicdaniyla muhasebe ve muhakeme edilen SOMUTLULUGUN olanca belirgin ve bilinen dünyasi terkedilerek, olmayan yere olmaz insanlar sesler renkler sezgiler varsayimlar suretler olaylar krgular hayal kirikliklari ve düssel kabuslar doldurup bosaltan; sanat, müzzik, siyaset, egitim, sosyete, moda, gida, algi, aliskanlik, tezgah, teknoloji, hüner, entrika, sihirbazlik, edebiyat, insan veya insana benzer uyusumu müsait carsi- pazar yorar ve yozlasir.
Bu yüzden, nasil ki ille yeni söz iz yol söylem eylem sanat siyaset ve siir-roman bulup bulusturmalara yasadigi hayatin bütün tanikliligiyla bir ve ait oldugu SOMUT toplumun hayat gercekliginden cikarak sanki hic bilinmeyenlerin icadiymis gibi hususi arayisa gittigi yerden beynini bilincini yüklenerek sevindirik bir hallerde Türkiye`ye dönen fal bakiciligi, yikim pahasi nereye varirsa varsin cok ilgi duyulup en cok gözde kalmalarin begenilmelerine yasamin gerceklliginden akil fikir vican ve sorumluluk yorarak degil, hayatin hep kenarinda kalanlarini icine dolduran ve karsiliginda hicbir sorumluluk ve yükümlülük almayan, gittigi kacaklardan karakter ayarlayip kisilik teminli dolgululugun piyasa uygunu verimliliklere göre insan uydurdu ve hayalini düsünü ezip bozdu isigin, gölgenin, sesin, siirin, sözün, yazinin ve diger diger hayat denen sanatin..
Bu yüzden kipkirli boya bulasigi duvar yazilariyla bütün kokusmus cürümüs gerilimini disa vuran sanayi merkezli süper METROPOL`lere tutsak uyusmus kalmis batakligin Madonna`si, Castin Timbirleyk`i, Leydi Gaga`si, CHrISTINE AGGULERASI ve daha nice nicesi, azgin sapkinlikta sinir tanimayan soyut toplum tutsaklik tezgahinda sürekli yasam KENARINDA KALANLARI icine doldurarak yigilmis yozlasmisliklara kendilerini yepyeni, cildirasiya ciplak, azami sapkin ve devamli deplek degisik pornog-grafiklik numaralar karisimlayip sergileyerek, örüp sergiledikleri viraneye tapinanlar üstünden kendilerini adeta dünyanin bugününe TANRILASTIRDILAR.
Icinde yasadigi ve yasadikca alisip kaniksadigi amansiz savaslara, silahlasmalara, yikimlara, talanlara, tecavüzlere, ihanetlere, isgallere, ölümlere ve zulümlere kayitsiz ilgisiz ruhsuz ve duyarsiz kala kala, kendine dolaysiz yönelen bütün sapkinlastirici ve canavarlastirici kafesleyip kusatmalara hicbir tepki vermeksizin benimseyip benzesen insan avlanmisligini her ülke özelinde kopyalanip cogaltilmis ORJINLERI bulunan Madonna`giller ve piyasasi pazari uygun uygun sair yazar siyasetci müzisyen yahut diger afyon arac gerec vesairleri vardi.
Solun yanina sagi koyarak bugünü isaretleyen büyük toplumsal parcalanmisliginin, Nazim namiyla henüz yenice kurulmus cicegi burnunda imar ve insaat halindeki Türkiye Cumhuriyeti`ni kendine yetersiz bularak gittigi yerden siire ancak merdiven dayayarak cikilabilen KALIPSIZ KAIPLAR cakmayi `sekizyüz otuzbes satir`la kapip kamyonlayip Türkiye`ye sevindirik bir sevindirik hallerde dayayip döseyenliligin, yeter ki adanmis tapinmislari cok olsun fakat sözkonusu kurdugu fantaziye göre `Toplum Kodlama` tanriciligi taslamasini anlayip kavrayani olarak isterse hic kimse olmasin niyet ve mantik güdümüyle, hayatin bütün kenarda kalanlarini adeta bütün aciya kesik sorunlariyla birlikte kutsayip yücelterek, her türlü ayrismis kopmusluga en cok da birbiriyle nispet yaristirici TARIKATLASAN ve SIYASALLASAN söz yazi sanat edebiyat cevrim carki atesleyip tutusturarak, yücelttigi kuyuyu kendine ilahlastiran zaman-mekan firsatcisiydi. Ve mevcut durumun asagidaki bütün yasam kenarinda kalanlari avlayip afyonlayarak depoladigi insan tutsakligina yukaridan daha yukarilara yükseldikce,` bize dükkan mi kapattiracaksin` din tüccarlarinin karsilikli pay hisse ve koz kapistigi Madonna`gillerden, Ne Ran Nazim`in farki vardi ne de Fazil Necip`in..

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Icinde bogdugu toplumun soyut silik sürgün veren nesilleri sürekli kokusmus cürümüs ayrisimlarla birbirini geren yoran desen didikleyen bunalimlar gecirip birbiriyle bozulan ve bogusan siddetli gecimsizligin baskisini, korkusunu, kaygisini, dehsetini, siddetini, kinini, öfkesini, karanligini, kuskusunu, sevgisizlgini, bilgisizligini, ice kapanmisligini, bagnazligini, önyargisini, karamsarligini, liyakatsizligini, idraksizligini, kisiliksizligini ve karakter yoksunlugunu yasadigi hayatin tümüne yüklenip bosalarak, yaziklara düskün caresizlik yövmiyesine bel baglayan tavri-durusu belirsizligin MECHUL CIGLIKCISI Nazim Hikmet-Necip Fazil birlikteligine ayni mechul mecrada tarz iz yol ve duvarlar sürükleyen VAROS tasraciligi veya kent karmasasi insan gercekligine aykiri SEHIR HARABESI `Grafiti` beton boyama bulasikciligi; Robi Wiliams, Madonna, Angelina Jodi, Roky, Terminatör, Rihanna,Kim Kardesyan, Pamela Anderson, Laydi Gaga, Christine Aggulere, Britney…neresini nasil hangi azami sapkin ve azginlikta pazar piyasasi edecegine demir yalayip kazmaya kürege kerkinen yüksek vurgun getirisi porno –müzik medya marketciliginin, devamli HAYATIN KENARINDA KALANLARINI ören kuran sahneleyen yöneten yönlendiren ve yutan, toplumsal bataklik ve sosyal girdap TANRICILIGIYDI.
Hem dedesinin hem babasinin ortak isim bileseni olan Nazim Hikmet, hemen karsitin karsisina konulan ve amansiz bir ayrismanin bütün saglayan olumsuzluklariyla birlikte sözü yaziyi anlami icerigi itibari ifadeyi sadece birbirine sövüp sayisarak BIAT ETTiGI kulluk ve köleligin birincisi olma ve tek basina KAZANANI ugruna bütün insanligini kul kurban eden TAKMA KAFALILIGIN kosulsuz güdümünü itirazsiz ve tepkisiz yüklenip hayati boyunca tasimayi onur, iffet, yasama bahanesi ve vakit oyalama ÖLDÜRGESI bilen bugünümüzü, adim adim; soluk soluga; hinca hinc; kiran kirana;icinde her türlü öfke barindiran siddet unsur arac ve gerecleriyle; hic durmak dinlenmek bilmeyen cabanin diger yorup kurup kotaraniydi Necip Fazil …
Isadan Önce Isadan Sonra gibi..Necipten Önceki Necip veya Nazim öncesi Nazim akil fikir sapkinligini insanlik cölünde ac susuzluga mumla imdat aranirken dünya, Ürdün`de ki irmaga girip ciktiktan sonra Petrus`a kendini yudurup `artik senden baska bu alemin ilahi ve ilahisi yoktur` kalibina giydirip kutsatarak eskisi olan bizzat kendini taninmayacak kadar yasam seyrini ayiran bölen parcalayan INSAN DOGALLIGINI her cesit `Sahtekar`liligin sihirbazligiyla birden bire yeryüzüne öngörülerek indirilmis öncesi ve sonrasi ancak TANRILARA mahsus yüklemine öznelestirildigi gibi, Nazim` dan sonra Nazim…sekizyüz otuzbes satir`la meskenini ve miladini söze yaziya edebe romana ve edebiyat denen sanata ve siire yontup kazidi. Bu kabristan kralliginin diger tabutunda ise `kaldirimlar ` la meskenini ve miladini bulan Necip`ten önceki Necip ve Necip`ten sonraki Fazil Necip; siir sanat söz yazi yönelim egilim söylem roman edep ve edebiyat adina, mayasinda IDEOLOJIK SAPLANTILAR ve SIYASI DOGMALAR biat ve tarikatciligi bulandirip bulasiklandigiyla kenikendini ilahlastiran milada isim yontu, söhret kazidi, insanlik gömdü ve tüm gelecek zamanlari kurdugu ve kotardigi tutsakligin kurtulusssuz izleyip itaat eden kesin KARSITLIKLILIGIN amansiz ayrisan bölünen catisan cürüyen kokusan ve yozlastikca yozlasan korkuya karanliga siddete nefrete sapkinliga acimasizliga talana vurguna soyguna sömürüye yikima yagmaya tereddütsüz tecavüze isgale kaniksayip boyun egen kulluk köleligini tanrilasti.
………Devam Edecegim………..

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Onlarin edep veya edebiyat dünyasinda TOPLUMUMUZ veya Milletimiz diye hic dilden düsürmeyip görsel ve sekilsel DEM VURDUKLARI siradan insan hayatinin hicbir sanatsal degeri olmayacagi icin emmi dayi hala teyze bakkal berber irgat amele dede ebe…giller hic yoktur. Oysa yeryüzünün en güzel insan diliyle ve büyük bir hos görüyle kendini cgaltip dünyaya büyüten TÜRK TOPLUMU; bütün tarihsel siyasal veya kültürel kazanim deneyim ve birikimleriyle kendine özgün farkliligini saymakla bitmeyen sevgi saygi ahlak adalet onur paylasim…gibi saglam ve sarsilmaz INSAN TOPRAKLILIGINA künyeleyip sicillerken, asla vazgecemeyecegi; her vazgecisinde korkunc yabancilasma yalnizlasma cürüme yozlasma kokusma ve yitiklik yikim ve bozulmalar yasayacagi ; dede ebe dayi emmi konu komsu ve hic tanimadigina bile kanatlanip kucaklayan Hala, Gardas, Abi.. hatir-gönüllü kavrayip kucaklayan insan dilliligi vardi.
Hal böyleyken `Dünyanin En Tuhaf Mahluku`nda Nazim Hikmet :
„ Koyun gibisin kardesim/ Gocuklu celep kaldirinca sopasini/ sürüye katiliverirsin hemen/Ve adeta magrur/kosarsin salhaneye/ Dünyanin en tuhaf mahlukusun yani/ Hani su derya icinde olup/ Deryayi bilmeyen baliktan da da tuhaf/ Ve bu dünyada, bu zulüm/ senin sayende/ Ve acsak, yorgunsak, alkan icindeysek eger/ ve hala sarabmizi vermek icin üzüm gibi eziliyorsak / kabahat senin/-demege de dilim varmiyor ama-/ kabahatin cogu senin canim kardesim „
….yasadigi hayati SOSYALIST ARANJMANDAN derleyip toparlamadigi sebebiyle akreplesip süründügüne tanimlayip tespitleyerek, sosyal sorun halindeki her gidisi merdiven basamaklayan satirlariyla söylemek istediginden fazlasiyla söyledigi halde `demeye de dilim varmiyor amma `yla ahmakligin dibinde gezinen sosyal MAHLUK olarak görüp tanimlayan Nazim, sanki dünyanin birbaska yerinde bambaska ve daha bir INSAN GEZEGENi tipli yasam dolasiminin varlik MELIKESI gibi, ÖTE bir kainattan güpgüzel cennet müjdelercesine `bana takil, hayatini yasa ` parolali kendinden emin olmuslugun Artiz Afisini reklam etmekte. Oysa kendinin hayal güdümünde paril paril parlattigi asilsiz bir IDEALISTLIGIN kurtulusu olmayan kancasina takilip giderken, cok degil yarim asir bile dayanma gücü bulamayip catirdayip cökeceginden ne özgün ileri görüslüüge sahipti, ne de duyumu sezgisi duygusu yahut haberi vardi. Cünkü varolan toplumsal veya breysel sorunlara ilgilenip bakan sorun veya cikmazlari yerinde gören tespitlerde bulunmak isin bir yarisiysa, diger yarisi isaret edilen kurtulus care yol ve yöntemlerin varolandan daha büyük derin ve kalici yikimlara-kisiyi kendi hayatindan söküp soyutlayan hiclik cabasiyla- kundaklayip sebep veren elalem akil güdümlüsü ve bagnazligin pesin hükümlüsü; cok bilinmezlige keyfi klavuzlugundan kisilik ve karakter takinmamasi gerekirdi.
`Kerem Gibi`deyse :
„ Deeert / cok/ hemdert yok/Yüreklerin/ kulaklari /sagir../ Hava kursun gibi agir/ Ben diyorum ki ona : / Kül olayim/ Kerem / gibi/ yana / yana / Ben yanmasam / sen yanmasan / biz yanmasak, / nasil cikar karanliklar aydinliga/ Hava toprak gbi gebe,/ Hava kursun gibi agir /Bagir/ bagir/ bgiriyorum, / Kosun/ kursun / eritmege/ cagiriyorum„

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Digerini USTA birini ÜSTAD diye adlandirip markalayan IKiLiKLiLiGiN adeta Edebiyat Tarikati Ilahlari olarak posterleyip pozlayan gedik-güdüklülüge hicbir itirazi olmaksizin cöküp cöreklenen NAZiM-NECiP ün ve post düskünlügünü, kokusmus cürümüs kendi icine baglayip bogan SOYUT KISIR DÖNGÜLÜGE kapali ve iskelet ölüsü bir tabutu yasamini coktan yitirmis islevsiz-iletisimsiz i toplumsal yikilis ve tükenisiyle nakislayip kurdelelemekten baska dünya ile hicbir baglantisi olmayan Divan Ebebiyati sonrasi, sürekli kendinde olmayani disarda aramaya bulasmis batmisligin hastalikli halinden bir türlü kendini kurtaramayarak, tipki siyasette, sanatta, felsefede, egitimde, ilimde, ekonomide, hukukta, tarimda,saglikta,ulasimda, güvenlikte ….hayatin her alanini ithal ile imal ve imar etmeyi toplumsal aliskanlik ve kurtulusun kutsal adres olarak inanip algilamaya, MILLI EDEBIYAT ve Yedi Mesaleciler ilk dönemleri disinda neredeyse bütün yazin hayatimizin refakatcilik ederek katlayarak devrettigi günümüz dahil tüm sürükleyip götüren zamanlari rehin aldi.
Sinasi Ziya Pasa`ya, Ziya Pasa Agah Efendi`ye, Agah Efendi Namik Kemal`e, Namik Kemal Tevfik Fikret`e …Tevfik Fikret Muallim Naci ve Recaizade Ekrem arasinda gel-gitleri olan sekilsel yazim süslemeciligi disinda SERVETi FiNUN `da yogunluk artiran vatanperverlik ve toplumsal sorunlarin derinligine inme gercekliligini cok büyük umut bagiyla Ikinci Mesrutiyet`e dertlerin dermanini bulacak yer oldugunu adreslemekten yanilmis yikilmis olarak dünyadan uzaklasip inzivaya cekilmis olsa da,`Sabah Olursa` ve `Han-i Yagma ` gibi hem kendini hem de tüm zamanlari sorgulayan samimiyetiyle `Yasamaya Dair´ve `Nazim Hikmet Vatan Hainligine Devam Ediyor ` siirlerinden cok daha gercekci olarak her iki siirin sahibine ilham kaynakligi etmistir. Hal böyle olunca kendinde olmayani hicbir üretkenligi ve özgünlügü olmaksizin sürekli disarda arama ve disariyi filitrelemeksizin iceriye aktarma hastalikli ve bagimli güdümlülügü, arada ondan mi olsam buna mi kulplansan her iki tarafin bileseni kafa karisikliginin Özdemir Asaf,Cevdet Kudret,Ahmet Muhip Dranas, Arif Dino, Melih Cevdet Anday, Asaf Halet Celebi, Muzaffer Tayip Uslu, Yasar Nabi Nayir, Ercüment Ucari, Tevfik Akdag,Özkan Mert, Eray Canberk…hiza, dem, izan ve nizam alicilari, ortaligi kasip kavuran ikiliklige bakarak kendini uyarlayan damardan toplum, hayat, insan ve edebiyat hissepaylisi söz ve yazi okuyup üfürükledi.
Nazim-Necip disinda kendine tutunarak ve daha ziyade yasamin herhangisine daha ziyade alanlasip yogunlasarak okuyup yazmaya calisan Saik Faik Abasiyanik, Cahit Sitki Taranci, Cahit Külebi, Necati Cumali, Fazil Hüsnü Daglarca,Behcet Necati, Sabahattin Kudret Aksal…gibilerse en az özgün olduklarina özen gösterdikleri kadar etkisinden kurtulamadiklari Nazim-Necip ikilikliginde olup bitenlerin yüklendigi agirliga göre ETRAFINA BAKINMAKTAN ve etkisinde kalmaktan kendilerini alamayarak, sekil öz yapi ve icerikte UYULMASI GEREKEN Yüksek Edebiyat Yapmaya Dair ön kosullamalarin herkesten fazla imal ve imarcisi olmuslar.( Edebiyattan Gecer Not alma babinda Yüksek Lisans Jurisi gibilige en cok onlar hizmet sunmuslar )
Necip-Nazim…her ikisi de dis kaynak olmaksizin Tanzimattan beri baktigi yerde bir türlü kendini görememeye alismis-kaliplasmis ICGÜDÜSEL KALICILIKLA, disariyi iceriye filitresiz aktaran üretimsiz, istikrarsiz, itibarsiz, özgüvensiz, karsiliksiz yenik yilgin ve darmadaginikligini harmanlayip Ithal ile ORTAM UYURMAYA arac gereclik ederlerken, icerde bakip tükettikleri kaynaksa her ikisinin de birlikte zaman zaman ortakca ve zaman zaman yalnizlik solosuyla Mehmet Akif, Tevfik Fikret ve Yahya Kemal Beyatliydi. Bu yüzden de DEVRIM ve SOYALIZM ithalat tüccari olmaya nam sürme hayali kivranip dönen Nazim, `Rindlerin Ölümü`, `Sessiz Gemi`, `Bir Baska Tepeden`, Àcik Deniz`,`Kar Musikileri` ,`Akinci `..KEMAL BEYATLI cümle dagarcigi olmaksizin Edebiyat Feneri oracikta silinip sönecegi kesinkes olan; ve Tevfik Fikret`in `Han-i Yagmasi` tüm ihtilalci sandigi ruhunu besleyip doyurmaksizin kendine kilitlenip kalacagini bal gibi malum Nazim`ken…Öte taraftan `Rindlerin Aksami, `` Gecmis Yaz `, `Mohac Türküsü`, `Süleymaniyede Bayram Sabahi`, `Ses`, `Cubuklu Gazel`, Èski Musuki` …gibi nice Yahya Kemal Beyatli söz ve yazin kaynagi olmaksiin Necip Fazil Kisakürek; her türden isimsiz cisimsizlige saplanip kalacagina hic süphe olmayan; ve her ikisi birden Safahat`i Mehmet Akif Ersoyun olmaksizin; ne `Sakarya` ne `Utansin` Fazil Necipligi, ne de `Günesi Icenlerin Türküsü` veya `Kuvai Milliye Destani`ni asla Nazim Hikmet olarak kagida yazip kayda gecm sansi vardi ki…bu yüzden de her iki kafadarin da aslinda tüm zamanlar boyunca YURTTASLIK sevinciyle onur özgürlük güven hak hukuk sahibi oldugumuz TÜRKIYE CUMHURiYETi`ni kökten kaldirip adini hic bitmeyen YENi muammasiyla degistirip dönüstürmeye kalkismak, asli olmayan bir gercekligi en kör ve bagnaz kiskirtici karanliklariyla zaten kendilerinin cebine konan akil fikir dürtü yönelim egilim güdümlülükleriyle ( disardan kaynaklanan ezen üzen soyan sömüren Igfal ve Isgal hastalik bulasiciligini yine ayni kizgin körükleyen yerden kurtulus recetesi diye dellal tasronlugunu üstlendikleri ) birinin Sovyet dogusundan yikinip kalkisan DEVRiM, bir digeriniyse ona karsin üretilmis BATI Kapitalist baglamli TURANCILIGA asla ve katiyyen iletip götürme diye bir gercekligi olmayacakti.
Ve tüm Necip-Nazim ikilikliginden elde edilen ayrisma ve karsitligi ihtiyac duyulan her yagma, yikim, talan, vurgun, soyun, sömürü,kültürsüzlük,yabancilik, yalnizlik, küslük, kusku, güvensizlik, gecimsizlik, ihanet, ahlaksizlasma, cürüme, cöküs, egitimsizlik, catisma, kargasa, caresizlik, itaat, teslimiyet …kusatma ve tecavüzlerine rahatlikla kullanilan; dakkasinda evlenip dakkasinda bosanan; sabah mutfak kasikcisi aksam güldür güldür Schow…ögle arasi her türlü afyon, kin, nefret, gerilim, bunalim, intihar tetikleyici toplumsuzluga aktarim bosaltan ALGI YÖNETiMi igfalleri siralayip siradan geciren; Türkce `den sifir cekeni bol yitmis -yozlasmis bataklikta kahir ve küfürlesmeyi kedine deger itibardan sayan, ayni kendinde olmayani disardan bakip görmeye alisik TANZiMATLAR BOYUNCA bozulmus dagilmis yapisal sakatliktaki Necip-Nazim ikili ve ortak iddasinda bulunan kafadarlik uyusumuyla Türkiye Cumhuriyeti`ni temelden söküp degistirip dönüstürmenin ÖZAL SERBEST PIYASA servisciligiyle sagi-solu ve insan akil ve dilinin kavram disinda kalan herseyi karistirip darmadagin eden; ve hinc dolusu düsünmeyip konusmayip okumayip birbiriyle sayginligi ve sevgisi sifir kendini bile tasiyip katlanmakta zorlanan Toplumsal yilginliga BOP yikim kavsak noktasinda beraberce yerlesip yuvalanan katki sunumlariyla; izdiham tahtina konduruldu Necip-Nazim.
Sözü ve yaziyi SIIR duygusalligindan ve kendi özgün varligiyla dokunup bilip görüp sezip hisseden bellek ve bilinciyle düsünüp kavrayan insan dogalligindan ayiklayip söküp kopararak; ister Necip Hece Vezinciligiyle olsun ister Hikmet Ran serpeserbest Nazimciligiyla olsun USTASINA DANISMADAN hickimseye yasamin dokunup duyan KALP DAMARLARINA geciskenlik izni vermeyen SÜS SATIMI mükemmeliyetciligin sanatsal abideciligini vitrinleyip tezgahlama derdine düsmüslügü güder ve kovalasir Necip-Nazim sair yazarciligi. Nitekim onlarin derdi ait olduklari toplumun yasamsal ve sosyal hayat gercekliklerine dair ilgi bagi kurup iliski ve yakinligi dile getiren anlam ve kavrayis bütünselligini degil, kendilerini kosullayan ve PATENT HAKKI kendilerinin disinda baskasinda olan duygu ve düsünme yetisini büyük bir hayranlikla nasil ve ne büyüklükte adanmislarsa, hicbir ihtiyat ve cekinge koymaksizin kendilerine sartsiz kosulsuz kökten bagimli ayni hayranlik ve merak kitlesi biriktirip toplamanin soyut, yapay, degisken ve dönüsken kalabaliklarina kendilerini SANAL KALPLE SIIR üfürüp TENEFÜSLEYEN afyonlamanin(EMPOZE) sunum ve servisciligidir.

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Roman Sinema Resim Mimari Sergi Sunum veya Siir`i siradan, dolaysiz, önkosulsuz, engelsiz, vizesiz, filitresiz hicbir HÜKÜMRANLIK SULTASININ özel keyfine bagli ve bagimli birakmayan ÖZGÜRLÜGE ve ÖZGÜNLÜGE inanip güvenemeyen Necip-Nazim ORTAK KAFADARLIGI, siradan insanlarin toplumsal gercekligiyle ele alinmasi durumunda kendilerini BÜYÜK Sair-Yazar olmaktan alip cikaracagi icgüdüsellikleriyle hep KILISE TAVANI veya SARAY YAVRUCUGU duvari `yüksek sanat yapma` egilim düskünlügüne bulasiklayip boyayan, asli esasi yoklugun kendi kafalrindakine varolan insan ve toplum gercekligini ayarlayip UYDURMA tipinde olay ve insan modeli yontup tiplestirirler.
`Davet` siirinde Nazim :
“ Kapansin el kapilari bir daha hic acilmasin/ yok edin insanin insana kullugunu,/ bu davet bizim/ Yasamak bir agac gibi tek ve hür/ ve bir orman gibi kardescesine “
……..dizelerine söz yazip dilek tutarken, sadece kaliplasmis ve tekrari bol dilden dile süprülüp dökülen fakat yasadigi TÜKETIM dünyasina sürüklendikce de hic kimsede karsiligi olmayip hic bir yere hicbirsey ifade etmeyen SLOGAN SOYUTLASMASI; senligi samatasi bol, asvalti süsleyen tabela gibi agzinda kurcalayip dolandirana anlik ve saniyelik gelip geciciligi adreslendirir. Oysa ki siirin yazildigi yillarda SOSYALIST diye bilinip taninan dünyanin bir yarisinda, Nazim Hikmet`in tüm hayatini adadigi sözümona dünya kardesligi ve esitligi yasanmasi gereirken, sayisiz kimlikte insan toplum ve topluluklari, EL KAPILARINDAYMIS gibi SOSYAL MASKE altinda esir hayatlar yasiyordu…
`Memleketimi Seviyorum` siirindeyse Nazim Hikmet :
„ Memleketim /Memleketim ne kadar genis :/ dolasmakla bitmez, tükenmez gibi geliyor insana/ Edirne, Izmir, Ulukisla, Maras, Trabzon,Erzurum/ Erzurum yaylasini yalniz türkülerinden taniyorum/ ve güney/ pamuk isleyenlere gitmek icin/ Toroslardan bir kerre olsun gecemedim diye/ utaniyorum“

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Buralarda bir yerde seni beni hatirlayan bir sey olmali
Belki gördügünü bagrina basip bildigini sirrina saklayan cicekli cep aynasi
Belki bir yol, yukarisi degirmen asagisi sögüt setenligin harmani
Belki eski bir borac buralarda bir yerde
Bir kuyu, kar yagdikca damlar duvarlar dibine tipi tipilerken
Belki bir ses olmali buralarda bir yerde

Devamını Oku