Seyfi Karaca Şiirleri - Şair Seyfi Karaca

Seyfi Karaca

Bugünün ses renk ahenk sanat eylem fikir ve fiilinde kargaşa yoksa, yalan ve sahtedir her atölyesinden sunulan sergi dekor vitrin veya fuarı. Çünkü bugünün yaşam biçimi ve karakteristik özelliği, birbirinden özenti ve çalıntı hayatlara kopyalanmış ve bir arada çıkar fırsatçılığı kollamaya odaklı sürüklenen milyonlarca kalabalıklara hükmederek ezen üzen yoran ve öldürerek yaşatan kargaşa bunalım ve belirsizlik üzerine kuruludur.
Bu çalkantılı kargaşa seli ve senfonisinde insan kendi tutsaklığının hem gardiyanı hem kölesidir. Hem özgür iradeye kayıtsız kalarak sürekli ürettiği sorunlara sitemle kahırla karşı çıkar, hem de pasif karşı çıktığına karşı özgürlüğü olmayan adanmış tapınmışlığın ağır faturasını yüklenir taşır.

‘ Benim memurum işini bilir ‘ mantıklı Oniki Eylül dayatması Özal süreçlerinden Bop Eşbaşkanlığına evrilen ve bu çöküşü doğal yaşam biçimi haline serbestçe piyasalayan döngüde her türlü kanunsuz yolsuzluğu tüm yan besleyen ( ahlaksızlık görgüsüzlük talan şiddet gösteriş cehalet eğitimsizlik kokuşma yozlaşma kutuplaşma bağnazlık zorbalık …) yıkımlarıyla beraber reva gören düzeneğin hem doyumsuz istifçisi ve hem de sınırsız sorgusuz çıkar istifadecisi bankalar borsalar holdingler tasarımcılar magazinciler tefeciler reklamcılar modacılar tarikatlar hiper süper marketçiler pazarlamacılar kalpazanlar mafyalar kirli siyaset ve beşinci kol faaliyeti medyalar ve onların ihtiyaç duyduğu toplum değiştirme ve dönüştürme faaliyetine uygun olabilecek en yüksek dozda kültürsüzlük yükleyen avanta ortakları ultura lüks konfor servet mal mülk sahibi starlar mega starlar ustalar üstadlar idoller ve fenomen ikonlar, yoksulların artışı oranında yıkımlardan çok kazananların liste başını çektiler ve halen de çekmekteler.

Boşuna değildir ya ‘ moral sağlıklı bünyeyi kötülüklerle bozan veya umuda sevince aşka ve neşeye hareket ettirip çalıştırdıkça ömre değen her şeydir ‘ diye bilinen gerçek. Hareket etmiyorsa ölüdür müjdesiz umutsuz morali bozuk beden. Veya hep aynı tekdüze gerçeklikten kopuk laçkalıkta haraket eden ve hiç bir yere varmayan ve hep gizlendiği örtülü kabuklarda kıvranarak hiç bir saygın ve adil yaşam değeri üretmeyen kısır döngü külliyatçılığı da hem ruhen hem de bedenen ölüdür.

Devamını Oku
Seyfi Karaca

“ Bir güzelin aşığıyım erenler
Onun için taşa tutar el beni” .. diyor, çalıyor, ünlüyor, söylüyorduysa bir bildiği anladığı gördüğü düşündüğü sorduğu yorduğu akıl fikir ettiği ve sorguladığı sorumluluk bilincine ve insanlık vicdanına toplamdan çıkardığı özü itibarı ilmi itfanı kalıcılığı ve tembihi vardı, kültür tarihimizin gelmiş geçmiş çınarlarından biri olan PİR SULTAN’ ımızın.
Aslından aldığını nesline firesiz kayıpsız teslim etmeye lafın sözün sırrındaki devamında:
“Gündüz hayalinde gece düşünde
Kumdan kuma savuruyor yel beni” …demesi de bu can yarasının elenmiş süzülmüş bilgelik hikmetindendi.
Hayat, değer ve zenginliklerinin tam karşılığı olmayanı sosyo monolog popilasyonlaşmalarla ilgiye itibara ve kalaya almıyor çünkü. Ne denli değerli olduğunun veya sıralayıp saymakla bitmez zenginliklerin öznesi olduğunun farkına varmayanaysa böylesi üreme çoğalma artma hücrelerinde kendiliğinden ve sonsuza kadar yaren yoldaşlık edip diyar mesken olmuyor ne hayat; ne de insanlık.

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Kiran kirana korkunc ve kusursuz bir yalnizlasmanin yidip güttügü yabanci yoksul yitik carpik yikik harabe soyut sönük sersefillliklerle, tüm caresizlikleri örtünmüs donanmis yamali ulakliligin her türlü sosyal siyasal ve kültürel paramparcalanmisligina besleyip büyüten kaynak, kaliplastirilip kurgulanarak yasadikca yerlesik hale getirilen zorun gücün hayatta kalma cirpinislarini sahiplenmedigi cesetlesmis kayitsizligina umarsiz ilgisiz sorumsuz duyarsiz uzak soguk sig sakat kalan yapay kilikliligi kendine denk, ayar, esdeger, ve muhatap bilmesiyle insanda iflahi kesik ölümcül ölcütlerle vücut bulan felaketin ta kendisidir.
Yalnizliga mezarlastigiyla birlikte gömüldügü kimsenin kimseyi tanikliga tasiyamayan birbirinden ölesiye kacislarin olusturdugu depremsel bosluklari, her kosulda ve heran arayip sormamakla doldurup dümdüz eden yorgun yilgin batak viran bitik tükenmis cökmüs cürümüs ezik yarali kopuk üzgün cansiz ruhsuz bencil kof endiseli kuskulu kararsiz muglak belirsiz berbat bulanik bogulmus bunalmis gergin tetik ürkek korkak sinik kaypak caygin dayaniksiz kederli endiseli kaygili güvensiz sevgisiz ve nihayet mutsuz dedikce mutsuz….
Kimsenin hayati digerinden daha saglam saglikli huzurlu mutlu degerlilik seviyesinde yanibasindakine rehberlik veya klavuzluk edemeyecek derecede körkötürümlülügün esaret enkazi görünümünden baska anlam ve deger ifade etmedigi gibi, kiran kirana fitneye fesada kine kargasaya ayrismaya bölünmeye siddete kavgaya küfüre kahira lince kanete haddinden fazla hisse ve pay ayiran gündelikci yövmiyeciligin esir piyasa pazarini doyurup kandirmakla hayatini kurcalayip karmakarisik oyalanmaktadir insan.
Zaten son derece gayet dengi dengesinde esaretsiz globalsiz hormonsuz isgalsiz kusatmasiz dogal seyrin yürüyüp giden hayati bile nesillerarasi ulasim ve iletisim aksakliklari mutlaka kendini anlamli kilan yasam mücadelesi iceriginde üstesinden gelinmesi gereken emek gayret ve cabalari gerektirirken, bugün nesiller arasinda hicbir saglikli huzurlu duyarli dengeli deneyimli akla mantiga bilgiye sorumluluga ilgiye sevgiye saygiya adalete ahlaka kültüre ve vicdana yatkin en ufak katkisi ve paylasimi olmayan yapilmis uydurulmus YALNIZLASTIKCA YALNIZLASAN kimsesizlik nitelik ve vasfiyla evlere sokaklara caddelere dolup tasan ceset yiginina dönüsmüstür.
Dolayisiyla YASAM KAVGASI ziyadesiyle darlanip zorlanmaya (gecimsiz huzursuz mutsuz üzgün ezik sömürülmüs soyulmus soyutlasmis cökmüs bükülmüs devrilmis yikilmis enkaz kalibiyla) yüklenildikce siddet gerilim bunalim sogukluk sahtekarlik samimiyetsizlik hasetlik fesatlik bagnazlik yobazlik tiksinti igrentileri yüklenilen insan modeli, tasiyamadigi ve altinda ezilip mahvoldugu yikilmis cökmüslügünü üstesinden hic gelinemeyen boyutlarda ariza sakatlik sorunlar duvariyla örülüp örenleserek, aklin hissin sorumlulugun paylasimin sakinligin hosgörünün emegin fikrin mantigin bilginin cesaretin güvenin özgürlügün özgüvenin erisip yetismeyen yoksulluguyla hemen ilk firsatta özellikle tezgahlanmis Hayati Kusatma ve Insan Esir `PAZARLAMACILIGINI` bir türlü okuyup anlayamayarak, toplumun kücük ünitesi Aile breyleri olusan bütün sorunlarin sebebine birbirini en azgin ve sapkin saldirislarla suclayarak toplumun tümünü sarip kaplayan BÜYÜK KOPUS`un parcalanip bölünmesine labaratuarcilik etmektedir.
Dünyanin bütün saltanatini hükmünü sarayini servetini zulmünü dirayetini ve gücünü haydutluktan hainlikten haramdan kiyimdan katliamdan sürgünden kargasadan zulümden savastan ölümden alan soygunculari vurgunculari sömürücüleri despotlari tiranlari canileri sultalari ve toplam `Patrontanrilari` elde ettikleri büyük talani getirirler götürürler, ISVICRE gibi dosyasi sicili KACAKCI deposu karargahindan baska hicbir cagrisimda bulunmayan saglam kasalara dünyayi yigar yosar gömerler ya……

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Mor sayfalarıyla menekşeden albüm
Kefil olsa sözünü bahar ve ahdetse gitse
....elvanların lutfunu her hali aşkolana
Dağa çıkarsa baştan aşan esriği perdesiz tül,
Taşa söylese sırdaki saklı nesine yavrum nesineler
Dellenmelerden bir yazgı sunsa kor,

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Yorulan sazlarsa , üzülmeninse sirasi günü degil
Yel bir baskadan esse, bir baskaya cekip götürse yol
Bugün bir baska yagsa da icerimdeki kar
Bana bir baska yerden bakip niye solgun benzin yüzün bugün
Dedigin saklamcaclari görüyorum
Salingacin

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Yüze carpilan kapi misali
Sevinci kursaginda kalan sigic kovulmusluklar gibi degil
Suyu testisinden ictikce kana kana bir olunan toprak damli yeryüzünün
Cikinca kapisi günün günesin sokak esigi bag bahce bostan
Hicbir yabancililigin üstüne ilismedigi daglar tepeler yollar dereler
Sarildikca kolu kucagi simsicak yurdum barkim demeye izinsiz kagitsiz

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Fideden filizden ormana ceylana
Ucan kustan sevgi yuvasinin yüreklendigi kanat cirpinislarini belleyip
Anne dediyse baba diyarindan poyrazlayan delidolu rüzgarlar
Muhabbeti cig damlalarina düser
Pembe bahardan kara kistan
Bir güzel yurt ciceklenir gönlünü aska firar eden insana

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Biliyorum burada bir eksiklik var
Bu avizedeki çiçeğe sen demiş de aldanmış bir evi
Aşk yalandan, odalar yapma bozma kartoncuk
Ben geliyorum ki bahar bozgunluğu yüzünden okunan
Güz bahçelerine ışıklar düşmüş direklerden geceli
Bir siyahın sonsuz sabahını öksüz yollara düşürmüş

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Her agacta bir orman
Tuhafligin tenhaligina söz kesen soguk günler ardindan
Tümüyle ayaz yüklenmis fiiler gibi disardaki sincap dallari
Gününü geceye yormanin yola koyulmus fenerlerine kendini temihleyerek
Düsüp kalkan gölgelerde sanki ürkek aksam kuslari degil
Kar havasindan söyleyip esen

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Madde madde insana tabiyatıyla
Gözünde ve gönlünde kimin nesi varsa oradan seyrolur mimozan
Denizi oltalanmış günbatımı fırtınalarındaki deterjan köpüklerine bakar kimi
Kimi şarap içer, kızıl rengine eldeki kırık kadehin
Kimi duvara bakar kaç milim betonarme çelik hesabıyla korkunç kondulara
Kimi rampa eğilimindedir sıfır dereceli duvardaki kaplanmış çiçeksiz kağıda

Devamını Oku