Ay karanlığında gece çöküşüyle siyah rengin evine
Aklında yıldız mahkumluğu varsa kendi gününü göremezsin
Eğer vaktinde çarpmıyorsa kalbin
ki...bütün gölgelerin kimliği biraz gecedir
Kimdir
Neredir
Gündogumu pancurlarina yüklenip zorlayan
Icerisi dolu cam yüzünde donup kalan günün aydinligi ve sabahin seheri
Ambarda bir avuc zahire,
Nohut odalarda bir tutam karanfil kokusuydu belki
Sazliklarin dere boyu sulariyla gölde gölette kendine sarhos pinar
Kuslarin gölgeleri daglarin karaltilari gögün yaz sicakligi karma karisik..
Tuzu ekmegi sogani zeytini marulu ve tursili unutma haaaaaa
Diyeceksin …
Madem duvarin gölge dibindesin
Madem gelene gecene naaber ,
Nedir nereyesin böyle dalga dümenleyeceksin
Hic degilse agir oturdugun avaranin…
Ormandan sonra
Sonlarina dogru yavaslayip yorulurken yaz
Ikindi vaktini aksama yakin bicilmis tarlalar cayir cimen kokuyorken
Esiyordu yorgun bir oturakta beni durduran firari semtim
Birden bire bir kedi sapsari
Boynunda eskimis künyesiyle kimdir nerelisi okunup anlasilmayan
Yeryüzü yalnızlığını anlatan hormon çifliğinde
Kendini üretmeye alıştırmış ve kabullenmiş haliyle insan
Alıp atmalı atölyelikli şehirleri yutup içine alan gar-garajlarda
Yol kenarlarında gırtlağına kadar gömülü çöp bidonları gibi atık...
Kendi soyunu tüketmek için adeta
Dövdükleri kızgın demirlerden daha büyük öfkelerle kudurup
Giden senelerden kalma
Kulpu kopuk bakraçlar kadar eski , çorak kuyular kadar dilsiz susuz ve derin
Gri kanatlarıyla kafeste çırpınan zamana
Göz kararı
Gönül rızasından
Gonca kurusundan
Dorukları zirveleri soğudu
Görünen o ki kar düşecek dağların ucuna eteğine serin ayaz mevsimin
Çal be gönlümdeki gırnata gün geçti devran döndü savuştu gitti karşı yamaca sarı sıcak bir zaman
Feri sönen dünya sokağında vakit akşamı buldu
Issıza koydu kendini yalın çıplak hüzün
Kızıl yapraklar döküldükçe yollara parklara ve bahçelere
Gönlümü sorarsan yangin ayaz gelincik tarlasi
Esip sokuldukca rüzgar aziyor yara tutusuyor kendinden alevlenen kivilcim
Gönlümü sorarsan sonu gelmeyen yolculuklarin izsiz pusulasiz kervan katarcisi
Tükendikce dolan kum saatinden gül evraki dikenden sancilar
Nardanelere hasret sayip degirmenler dönüyor firari mecalim
Gönlümü sorarsan igelincik nazlisinda halim ve dillerim
Uğruna delicelerini katmış
Paslı kilitlerini kırınca yılların sandıklarda sakladıkları
Saç tellerinden gönül bağları ören bahçenin gardorapsızına esmeleri sancısız
Beyaz aydınlığa çiğ düşer gibi söküp şafağı döşünden
Kır gitsin..! Seni örseleyip duran karanlığını
Sarayları taştan ve kumdan
Herkesin düsünü kurup hayaline daldigi dünyasi olacakti
Susayan yagmurlarin toprak testileri kandiran deminden dolusundan
Herkesin cagirdigi gönül calgisi
Herkesin bildigi cagladigi irmaklari olacakti
Kanatlanmis rüzgarlarla oynasan ucurtmalar ve kagittan gemilerin
Bez bebeklere sarilarak giydirip kusatan yazi bahari




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!