Mete Han bir evladi yadigar idiyse ismince yasayacak olan insana
Esen rüzgara sirrini söyledi ve bir adin da Oguz olsun diye
Cimen cinar topragina can veren yagmurlar
Ki karli daglar
Kizgin volkanlar
Dar gecitli girdaplar
Gelin başına serpilirmiş darı
Darı...
Öyleyse en çok senin başına düşmüş serpilmiş
Darısı aşktan olarak toy düğün delice bahar
Sana nasipmiş öyleyse böyle çiçeklik
Her daim darısı başına aşk
Dünyaya kalsa...
Kaldığı yerden, kıldığı ikrardan dolanıp dönecek zamana
Dünyaya kalsa..
Dünya kendi haline bir konsa, o tertemizlerden su içirecek yağmura
Kelebekler göçürecek çiçekten çiçeğe
Arılar korosundan sazlar çalaçak sevincin gülen yüzüyle dallara tüllere
Gelen giden kopan cözülen
Ipsiz sapsiz yolsuz hirsiz haysiyetsiz hukuksuz
Daha ötesi nasil bilsin kendini felaket
Olan bitenin
Zaten kendisi bizzat
Kiyametten kiyamet
Öp babanın elini durumlrının devamına ve aksi
Temelini insan depreşmelerine zivtlenen yüksek sarsıntı
Alışı olup verişi olmayan sarrafçılıkla
Laflaşarak
Tesadüfen ordan öylemesine geçerken filan ne değil
Dirliğini bozup huzurunu kaçırdıkları
Kemendinde aşk bağının
Zahireleri döner değirmenlere ezelin
Pekmez bullaşığı şıralıcalarda bir parmak tadımlığı bal ise de
Mecunluk başa bela
Bir estimiydi çiçekten çiçeğe gezer muhacirliği günün güneşin
Yanııııııık bir hasret tüter inceler eğiren kirmende
Zifir zehir döküp sacan parlak karanliklar icinde aydin…
Kem niyet
Kötü kusuntu
Hileli hurdali mahsus maksat
…ve simdisi sonrasini günü dününü
Dengeleyip tutmayan ölcüsüz tartisiz firildak zikzaklarda pek cok in cin…
Her kopusta derin
Agrilarin önüne birikili birakilan künyenin
Duvarlar kapaninca hayatini icerde biraktigi zindan yollluguna yolsuz
Perdeden burusuklara katlanmis ciglik atmacasi irkilip
Tiksinilmiscesine dünyayi siyahta koymanin beylik bir dans hali
Kenardaki gölgelerden yorgununu arayan
Nokta…!
Demis deyusca….
Biz demis ve devam etmis dünyayi dangalaga sanip
Sandigi herseyin kendine esyalasmis mülk sayan dangalak…
Toplu kiyimlar topyekün tecavüzler toptanci savas silah atom…
Öldürme yipratma yildirma sindirme soyma sömürme saldirganligiyla
Bazan serin vurur buz düser koruluklarda alnima
Bazan ayaz yanar pencerede kapida sus perdesi hoyrat uzak
Bestelenmemis bir calginin el vurusu gibi hancer hallere
Yolundukca derin yaralardan sanci tutamlayip
Issiz yollara sessiz kuytulara ve basi kalabalik damlara gülümser
Yorgun argin neresi ne kadar coksa ordan öteye




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!