Kir güzelini kusanip giyinendi
Daglari mesken tutup doruklara mektupsuz selam yazip söyleyen
Bu aralar yaz oldu kondu göctü mevsim tazesi kervan devran
Dilinde ask söyedi sazetti gönülbagrinda cicek ve kus
Kilitsiz kamcisiz baglar baharlar etti eylediydi
Ismi sevdali güzel bahcelerde eylenip
Çıkmazları girdap
İşlemez sokakları dargın
Çalışmaz saatleri birbirine bozuk çalan küslerle
Göçetmiş gitmiş kesik biletler arkasından
Bir insan draması şu orta ebeliği hep ceza yüklü eza tiyatro
Tutsalar her yeri ecza dolabı yapsalar çare dediğin kendi yaralı
Suya düsen damlalar dediginde bile
Suya…..
Nedir nicedir neyin damlasi düser dökülür diye asli nesli sorulan
Elhamdülüllah müslümanim deyip gecmenin
Ayaküstü ve igreti nazina keyfiyetine baglanip kalan bir olgu degildir kimlik
Sorana yalnizca inandigi dinin karsiliginin cavabini ancak dengeleyen
Her durakta yeniden
Bütün suskunluklari cagiran cigliklarin sesine soluguna katarak
Ah bu kervan ne dur bilir ne uslanmaya gönlü yatar
Bir göctükce eylenip giden seyirdir kendikendini
Ucsuz bucaksiz cicegin ayalinde yazbahar neyse
Divanemin aklihayalindeki
Daha ikindilerdeyken cemre devrani
Kavusmanin yere göge sigmayan hasretiyle daglar dolanir sefil rüzgarlar
Kimseye söylenmemis müjdeleri ulastiran posta kuslari gibi güvercin
Varir varmaz topraga darin düser ask kadar cok…
Güzelligin bütün tutkularini namina yareden
Deresi düzü tasi topragi
Her zaman diyorsam
Israrla herzaman
Birgüne bir gün olur
Buza yazılmış bütün azap düşleri karbeyazıl
Kimilerinin bala bebeği,
Akla hayale gelmedik bela çiçeği kimi kimilerinin
Bir uctan bir uca oturup kalan bir yer saat
Saat saat sessizligi kovalayan duraklardan kar lapalariyla akip giden sehir yakasiz
Buz gibi bilinmedik trenlerin isiksizligi aksam karanligina kalan gölgelere vurarak
Söylesecek duvarlar aramaktan yorgun ve halsize
Mektuba yazarcasina uzaklara bakan ufuklar selamina katarak rüzgar hoyrat
Icindeki konusmayi özleyen
Ögle sonrasi ikindi sirasi
Yazilanlardan ne kalmis diye varip gittigim merdiven yokusu
Üst kata koridorun sonundaki sessiz sedasiz yoklama defteri gibiydi
Ne ögreten ne ögrenen oturdugum sirada yigili kaldigim
Hüzün boyali simsiyah bir tahtaydi temelli hoscakal yazdigim
Karli kisayazi gününde ellerim eski tebesir tozu hatirasiyla
Sıralı konaklarda sandığı çeyizsiz
O dağların seyreden bağından gözleri çiçeğe açılan güldeste
Süyemlenir de çağından, buralarda tellere dallara sarılıp sarınarak
Kalbim kıldan incedir gerdan olsun diye boybuna
Han da, can da, nasıl beni perdeleri yolunmuş sökülmüş sızılara
Zaten meskensizim zaten asırlardan öte zamansız
Aksamin kücük penceresi perdesiz kandilli gökyüzü
Gicitilarla kapisini kapayan kuytu bir vaktin sessizlesmeye koyuldugu azadin
Herkesten bir hikaye toplayip
Bütün kacmis seferlerinden sir biriktiren sarilmis kollara sakli kucak gibi
Sessizligin bekledigi duraktan saparcasina
Ve herkesten en sonraya isigini söndürüp giden




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!