Nokta…!
Demis deyusca….
Biz demis ve devam etmis dünyayi dangalaga sanip
Sandigi herseyin kendine esyalasmis mülk sayan dangalak…
Toplu kiyimlar topyekün tecavüzler toptanci savas silah atom…
Öldürme yipratma yildirma sindirme soyma sömürme saldirganligiyla
Söz konusu olan şey hepimizin hiç kimseye temsil hakkı ve devri mümkün olmayan özgür yaşama haz sevinç arzu hayal duyum talep dilek ve isteğimize dair ortak insan ve yaşam değerliliğimizi sorumlulukla sevgiyle ilgiyle vicdanla akılla barışla empatiyle toleransla sosyal siyasal ekonomik ve kültürel eşdeğerli adil emek birikim kazanım paylaşım ve zenginliğini hiç kimseyi dışlayıp küçültüp ayrıştırıp aşağılayıp ihmal ve ihanete koymadan huzurlu güvenli birlikte toplum aidiyetliliğimiz ve biricik vazgeçilmez dünyamız gerçekliğine özgü ne kadar kendimizle yüzleşebileceğimizin inanılır güvenilir gerçek kişiliği karakteri onur ve itibarıdır.
Dolayısıyla aşktır, aidiyeti sevgisi saygısı güveni inancı coşkusu hasreti tutkusu bağı yolu yönü çocuklaşan deli dolu ve özgür iradeli akıl fikir emek özen ısrar cesaret bilgi samimiyet fedakarlık işleyip dokuyan sevinçlere günden güne ayrı gayrılılığı tümüyle ortadan kaldırarak değerler artırıp kıymet bilirliği çoğaltan . Ve Sıradanlıktır , çorak ve benzeştirsen katman kabukları altında renksiz coşkusuz farksız yoksun ardıl güdümlü kundaklarda saplanıp kaldığı kendinden öncelerin sığ ve soyut yaşadıklarını eksilerek tekdüze silikliğe tekrarlayan...
Nasil söylerim ki ben simdi
Gece zindan olmasa karanligin gardiyan kesildigini nasil derim
Cocukluk kadar uzak damlardaki dolunayi
Gün dogumlarina sabahin körü düsmüs ala safaklar sökerek
Yapragi dala dali agaca
Agaci koruluklara dogru sürükleyip götüren
Erik dallari beyaz cicek kuslardan bülbül sesi kanaryalar soguksu dereleriydi. Bal özünden lebi sekere dösü bagri ask esip tüten daglarin tertemiz havasi suyu rüzgariyla günlük güneslik yunmus arinmis sarhoslugun yetkin armutlari sabahin serin sularina dökülür düserdi. Kizilirmaga dogru akip giden aklin sazini Agustos böcekleriyle cala söyleye kim nerden bilirdi ki, birgün olacak da kuruyup köksüz kalacak daglar baglar köyler ve insanlar. Agidini kendi kendine yakarak sudan sesten kustan izden ve insandan KIZILIRMAK; yikik setenin ezan sesine yakin yol kenari hikayesi gibi ,ne hedik cagini dogup yasayacakti bugday, ne lapa lapa yagdikca cocuklugunu kucaklayasi gelen insan sarhos birhos hayal meyali. Ey dünyanin delisi ne durursun vakit sende cocukluktan kalma yaz idi , kar yagmakta icin disin, yikinip yürümene ne kaldi cinlayip duran kalbim ve zemherinin bu vakti, dere tepe düze giydim bile gocugu potini . Coktaaan yüzüme yöreme yagan karlarla günün sevincini sarhosa sarip, dügün bayram dönen yanmalara lades tutustum.
Aralik / 20
Sondan basa dogru yitik bir hikayenin yolsuz pusulasiz ihtaca koyan her yerinde kendine Mobese kameralariyla hayati tel örgülenmis insana, ne kadar kör ve kötürüm olduguna dair ve ne kadar kötü niyetli yönetildigine sabit seyyar herkesi icine alarak heryeri en görünmez halden bile tüm korku ve sucluluk duygusunu bastiran topyekün gözlem evi gözetim kuleli.
Böyle bir arizada hele de tüm ilgi itibar yakinlik sevgi saygi tenesiri dürülmüs iskelet dolasimli ceset ziyaretlerle, öldügünden cok kahir kibir lanet tasiyici salgin ve balalara bulasmaktan kendini alamayan tek tip insanlama modeli, gittigi her adimda insanligini degil evini arabasini tekeke ceyizini dekorunu hormonlu vücüdünü ve fenni model cerrahi müdahaleli cins ve cihazini alem edip konusuz komsusuz gözetim kuleli tutsakligin herseyi her yerden bilinip görünmeye gönüllüce kul köleyse, sondan basa sarip döner pilak…` kara bahtim kem talihim, tasa bassam iz olur . Ben felege neyledim ki kirdi kolum kanadim yaz günlerim kis olur, Basim bir Erciyes dagidir suya düssem Agustos ayinda balta kesmez kesmez buz olur..` tükenmis pilden eski bataryalardan.
Hep yolcuya hazir binek tasinda bekleyip durdugu dünyayi duvarlar dibinden kapilar önünden sögüt dallarindaki kus cigliklariyla suyun sesine pinarin akisina calip cigristigi sazlarla mutlulugun türküsünü kanatlanip ucusurken, Biber Hasan, iki dudak arasi yan tüten cuvarasinin efkariyla etraf olmus dünya bir ahaliyi cekip basina toplayarak tabakasini yogurttan pilavdan ve baglar beldesi üzümlerin cumbul budak türlü türlüsünü topraga serili mindere koyup, gölgeleri birbiri sirasinca dizili agacin gövdesine halkalanmis atlar esekler eyerli eyersiz demeden, ellerinde civi cekic toynak yontar nal söker sökülen eskinin yerine yenisini mihlarken , yarenlige muhabbet eder eylerdi dili dudaginin bosta kalan sözden sohbetinden.
Zamani yoklugun icinde ezip eriten
Büyük saatlere yaslaniyor duvarlar, celsede tutuklu hüznün
Sürekli yenilmeyi ve yenilenmeyi marifete istiraken
Yipranip yorulmus bir ögle vakti gibi donuk
Ve kalabalik
…ciglik ciplak
Söförmahalli kamyon frensiz
Bos kovanlarda sayisiz ölü ve kulplu cendere
Cöp ve ölü vaziyetler topluyor sabah sabah
Köprü
Körpe
Köpük
Bunalmışlar
Tıkanmışlar
Telesimişler ki bir görsen…
Saatte nefes kesip damar sızlatıcı hızla esen bahar rüzgarlarına
Acıkmış susamışlar ki bir görsen
Yol kenarında günün güneşin
Sevgi diyarlarından yüklenince kervan
Uzakların dipbucağını dönmüş dolanmış sularla çağlaşık
Toprağın buğusunda tütüp bir hal bir hale
Bulutları aşınca yere yıkılan dertlisine yağmur
Çekin göçü çekin...
Ey karlı dağların rüzgarları gönlümün estiği taraflardaki yangına çekilin
Istanbul`u otelde butikte metroda otobüste barda balikcida bogazda sefada sefillikde vurgun soygun hirsiz haram yasayip yönetenlar arasinda ve yasayip yönettiginden herkesin payina icinde calkalandigi devrilis düsüslerden kendince birbirinden ödünc yasadiklari birebir benzesmeler nasip münasipligi düsen kürt laz cerkez bosnak acem azeri afgan arap rus gürcü türk…..saymasi zor ve hicbirinin bir digerine üstünlük veya ayricalik göstermedigi yöneten veya yönetilen bedeli büyük, yogunlugu telas, bünyesi kalabalik hissepayi var.
Yani tasi topragi altinmis duyumundan duyduguna hucumlayarak en kisa kestireden soymaya calmaya ganimete gaspa zulaya talana acil tezinden gelip de hic gitmeyen SAHIPSIZLIGE TERK hadsiz hukuksuz yagma ve isgalde kürt de var, laz da var, cerkez de var, acem de var, bosnak da var, rum da var, yunan da var, arap da var, afgan da var, rus da var, gürcü de var….en az türk kadar..!
Bir de tekerleklerine takoz koyan olursa olmayan `kisilik ve SAHSiYET haklarina hakaretten ` devleti yargiyi yasamayi kendi ORTAKCIKAR sürsaltanatliliklarina yilen ve hizmet eden soygun sömürü arac ve gereci haline getirdiklerinden kesinlikle emin olduklari iin…`padisahim cok yasa…! ` …örnek modelinden dava acarlar ki…
Güzelim ülke sevgili Türkiye….
Ask ile yürekten aklina ilmine sevgisine hosgörüsüne özüne kültürüne özgürlügüne sicakligina samimiyetine hukukuna hududuna topragina ve birlikte yasam ahlakinin ayrisiz gayrisiz INSAN DEGERLILIGINE baglanan hic esirgemeyen fedakarlikla kollayip kucaklayan,herkesin, hepimizin sevgili yurdu Türkiye…
Hepsi birden hirsiz haydut hainlikte dayanisip nispetleserek, herhangi bir BOP tesvik pirimi veya Yuroamerikan ihale kiskirticiligi bahaneyle cöküp sorunsuz ugrunda ve bahsinde birlestikleri talana cullandilar . Lime linc KÜCÜKCIKAR yagmaciliginin ISTANBUL seckin örnek modelli, cürüyüs cöküs ve YIKIM yiginakladilar bütün deger ve birimleriyle bir türlü hazmedemedikleri hakka bilgiye ahlaka onura sevgiye hukuka egitime kültüre özgürlüge ve Türkiye Cumhuriyetine.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!