Silahlarla üstünü başını donanan insan
İçinde insan olarak dünyaya geldiği kalp evini
Soğukların çelikbileklerine boşaltır ki..
Yüreği her suyu verilmiş kızğınlar gibi aşktan azad olarak
Harlı ateşle dondurucu buzun
En dayanılmaz noktadan sonrası ne ise
Simdi yalvar yakar soran dertlenen
Bastan sona ele gecirilmis bir hayatin ne denli agir yüklerle inip bindirdigini
Sorunmus
Dertmis
Kahrmis
Bir daka bir daka bir dakka
Bir konuya açıklık getirmek gerekirse
Hop yani...! Bir dakka, bir dakka, tutmadan..
Konular vardır ki insan kendine özgü
Kendinde has
Özgürlük diye artistik patanaj patenlemeye soğuk buzda
Hayatım..
Uğrum sıra med
Geride kalanlarsa cezir
Cekip gündüzü götüren gecedeki elleri tiryakiye dolu dolu dolunay
Afilli görmüş baygın iken dümeni aşka kıranı
Ve batmış kaybolmuş iflah olmaz afetlerle
Yaptigi dünyaya uygun bogucu bunaltici ve üzücü
Kendi kendine kopmus bir kayisa iliklenen sakat dügmenin
Kafasina göre egribügrüye kursun ayarlayan siddete köpürdügü körükle
En mümküne müsait kücük hesaplarda hep insanligini birakarak
Ödünc kullaniyor
Kiraliktir niyetiyle insan
Herkese mutlak suretle en Üstün Gelmek ve her şartta giriştiği bütün yarışları kesinlikle kaybetmeksizin Kazanmak; hayata ve insana dair herşeyini kaybetmenin karşılığında varıp ulaşılacak tamah ve tercihle olup biten sonuçtuysa eğer kazanılıp üstün geldiğine avunup inanan sonuç sahibi ardı arkası gelmedik asıl yıkılış kayıp ve yok oluşların zarar ziyan muhasebecisidir.
Her nar nohut buğday veya ceviz tanesinin içindeki cevherler değişik sayıda görünüşte ve tatlarda olsa da doyurduğu yaşama sevinci hepsinin kucakladığı insan kalbinde aynısıdır. Fakat bu böyle olmasına rağmen topraktan tomurcuğa kundaktan mezara bütün hayatlar leyleğin getirdiği müjdelerle palmiye yapraklarına sarılmış düşler dünyasının elma çekirdeğinden doğup büyümez elbette.Bu yüzden sevgi dediğin şey, ölmeyen güzelliği solmayan düşü yıkılmayan düneği gittikçe sonsuzlaşan gönüller diyarı ve boyandıkça güzelleşen hasbahçeler kisbikarıdır. Çileli bülbül de ordadır,sefil baykuş ve telli turna kervana kervana. Hele çalı dalında çığrıkçı serçeler uzun zamandır üstüne titreyen kanatlarında çöp çektikleri yuvanın horantasıyla birlikte şen şakrak cümle sazlar çalıp söyleştikçe, suya bir başka salınır salkım söğütler, rüzgar başka tarar çiçeklerin zülfünü iklim mızıkalarına dayanamaz döşün bağrın yakınlığa yara sarar, açık sinelerden sana mesken muhabbete hayran olursun . Haziran kirazdır ...
Aynı durumu özü itibarıyla saplanıp tıkandığı yerden hiç kımıldamayan ve değiştirmeyen sürekli şekil dekor ve cisim değişkenlikleriyle yapılan her müdahele tespit tayin ve mütaala; yüksek sıçrayışların en çok kazanıp en üstün geleni olmak uğruna yanlış neşteri yanlış dokunuşa kamalayıp hatasını ve hastasını ölümcül acı sancı mutsuzluk kıvranışlar içinde kanaması hiç durmayan sonuçlarla can çekiştiren zorba cebel ve delik deşik cerrahlık celsesi gibidir. Aslında her sorun, çaresini kendi içinden doğup büyüyen akıl fikir ilgi yakınlık samimiyet azim gayret sorumluluk vicdan dayanışma paylaşma emek ve ortak taşıma gücüyle ihtiyaç duyduğu hayati aciliyetin derman devasını bilgeleşerek huzura çözer rahata sağlığa ve çözüme kavuşturur.
Aradığı neydi bilinmeyen buluşların hızlı sanayileşmesiyle birlikte ne duvar ne bisiklet bahçe ne sarmaşık ne şadırvan ne hamam ne kurna ne kolonya ne hurma çekirdeği... hiçbirşey sakin huzurlu mutlu ve kendi karakter fiilinde dünya mahlesine medken değildi. Sürekli odalardan odalara varıncaya kadar insan ömrünü alıp götüren değişkenliğin kim hangi zamanın hangi ikliminde nevidir neredindedir; kimse kimseyi ne anlayabildi ne de anlamlarını günden güne anlaşılmamak üzere tek tip tek dilden konuştuğu halde taşıdığı değerden herşeyini yitiren tanımlarla farkedip kavrayabildi. Çünkü aynı içeriksizlik boğulmuşluğundaki çürümüş tıkanmış ve kokuşmuşluklarla sadece cisim kalıp ve yer değişikliği yaparak maddeye mana, derde derman bulmaya çalışmak; sonu yanlıştan yanlışı her türlü bozulmuşluğu kavrayıp sürüklenen kaçınılmaz patlamalara götürecek olan irin iltihap ve zehirlenmelerin içeri doğru büzülüp kamburlaşmış bile bile kendine kıyma izdiham intiharcılığıdır.Böyle bir bulantısı çok azgın girdapta yukarda dolunay varmış, gün nisan- mayısmıymış, karşı karlıdağlar sümbül müymüş navruz mu, selvikavaklar firik iğdeler yeşil madımaklar ıssız dereler ıslık çalan kapılar susuz tulumba derin ırmaklar kuyusu dünya ne taraf, vakit ne yön, pusula kim, kasaba köy hangi devir nice han; bakıp görüp bilmedi ne mümkün..?! Taylar kişmiyor bu meyan ve beyanda demir atlardan doğup büyüyen eğersiz yelesiz zevk ve safa ahırlarında.Eşlma çiçekleri açıyor kapağının altından ikramiyesi şurup çalkalanmış acı meşrubatlar ağaçlarında.Yollar hep başladığı yerde çakılıp kalıyor ucu ötesi olmayan kapan değirmenleri gibi ve bütün yaşam enerjisini öfkeye nefrete tacize tecavize harama kaypaklığa çıkarcılığa menfaate bencilliğe vicdansızlığa doymak bilmeyen kişiliksizliğe hiç kaybetmeden hep kazanma karaktersizliğine harcayıp boşaltan felfecir atlıkarıncalar dönüyor dolanıyor dünya denen etraf civarda.Kargalar bahçede damda papağan ibibik ve kedi el ele don gömlek,üfürdükçe şişip uçuyor zamansıza takvim hayatın heryerini sessizliğe sarılan koma halindeki insansız toplumsuz felç ve körebeci nöbetler bekleşiyor.Kaldığı yerden devam ediyor tersine tekerrür liman kayıksız yol yolcusuz içi oyuk naralara terzi dükkan hazır yapılmış hopcik züpcük zil zurnalar yerleşip curlaşıyor. Hergün her marka hır gür hırs ve hevesle kopup uzaklaştığı hatır sual selam dil durum devran dağarcıksızlığın hayatı sönük yörüngesi sakat insan evrenleri daha dara binip daha zora birikiyor; güne güneşe zıt evler yollar şehirler kir gürültü kahır eziyet boğulur boğuşurken ; insan çok şey kazandığını sandıkları karşılığında ölüp ölüp dirilmenin eceliyle can çekişiyor.İlle aslından aksini ve ıspat için çarşı bazar çark büyün zemberek çevrimini çarmıha geriyor.Otlar ormanlar yanıp kavruluyor, kendi kendine iğne batırıyor plak, matem besteliyor börtü böcek, uçaklar zivte çöküp pist ve salon anonslardan fırlayıp kalkıyor, çimen ağlıyor ayva narda sararmış solmuş küskün buruk keman...
- [ ] Elveda neresidir nerde başlar valizi hazır apartman ve istasyon dersen sevgili Arkın Cüneyt...??! Üçüncü gongtan hemen sonraydı sustu ışık parladı karanlık her köşeden her numaranın perde perdeleri insana ve dünyaya tükenişin oynak piyesi olarak yağdı doluştu...
- [ ] Yazıda sonfis oynuyordu misket çocukları. Çember elimi tutan çengelde bahar çağının tay tayındaydı. Leylak bir taraftan akasya bir taraftan manolya diğer bir taraftan bahçe kapıya, kapı sokağa, pencere her tarafa çıkıp bakan yazlık sinema serüven seyriydi.Kabak çekirdeği çamanekmek çay ve simit vardı ağzı dili sevgiye selam eden gök gürültülü yağmur ve mahle pınarıydı.
Freni düzeni bir türlü tutmayan
Ögle vaktini mütaakiben zorlandigi acilara ses vermeye calisirken trompet
Binasiz halkalara bagli eski zaman cigligini andiriyordu
El sallayan ayriliklardan dökülüp sacilanlariyla sanirsinki direkteki mendil
Görülmeyen duvarlarin dölek duran sallantili sirtinda keder kasvet yüküyle
Isligi calar calmaz zink edip duran tanidik sessizlik
Bazan serin vurur buz düser koruluklarda alnima
Bazan ayaz yanar pencerede kapida sus perdesi hoyrat uzak
Bestelenmemis bir calginin el vurusu gibi hancer hallere
Yolundukca derin yaralardan sanci tutamlayip
Issiz yollara sessiz kuytulara ve basi kalabalik damlara gülümser
Yorgun argin neresi ne kadar coksa ordan öteye
Ucaklar yükselttigi gökyüzü kadar
Dünyayi ancak algilayip uygun tarifelere tanimliyorsa
Her yer ayni görünen ölceksiz kücücüklügün tepesine binen
Yahut bakmak istedigi kadar hicbirsey görünmeyen
Dolan ha dolan sinirlasmalarinda ne birey ne toplum ne tarla ne tosbaga
Süsten ve sisten inik perdelere hostes yirtmaciyla ancak
Soygun sömürü işgal talan baskı yıkım ve yağma katliamcılığında hiç bir ahlaki hukuki ve siyasi değer kural kimlik tanımayan azgın sapkınlık, etnik ve inanç ayrılıkçılığını tsürekli kendine istismar maskesi olarak kullandı.
Katliamcı ve Tapınakçı şövalyeciliğin bütün sömürgeci istilacı acımasız ruhsuzluğuyla tam kadro modernize olmuş digital yazılımlı emperyal vampirliğinin BOP takıp tertibat ve ekipman güncellenmesidir…
Maddi manevi her şekil Ganimet yağma yıkım çıkarına uygun olana göre aklı fikri iradesi hazzı hevesi düşüncesi duygusu merakı ve ilgisi soygun sömürü esaret çarkının yozlaşma foseptiğine , karanlık uçurumuna ve bağımlılık kelepirine düşmüş kalıplaşmış insan yığınlarını kolayca dürtü eğilimleriyle güdümlemede dilediği her yeri yönlendirdiği kalabalıkların formatlanacağı şekilde kamçılayıp baskılayan ; saklayıp gizlemek istediği her somut ve toplumsal gerçeklikleri de dilediği gibi herkesin kendine yabancılaşmasını kanıksayıp kutsayacağı dozunda algısı alışkanlığı ve ilgisi yapay zeka ruhsuzluğuna dönüştürülmüşlüğün her dayatmayı sindiren itirazsız tepkisizliğini amaçsız ve anlamsızlığa zindanlaştırıp uyumlu kulluk kölelik karartması yaparak..
Yobazlığın gericiliğin karanlığın tetikçiliğin uşaklığın çıkarcılığın istismarın ve cehaletin her türlüsüyle işbirliği içinde olan, köpürtülüp kızıştırılan ve her gün dozu daha da ultra sapkın düzeylere şiddet azdırılıp kudurtulan savaşta, azgın hevesli keyfiyet istila katliam endişe korku kargaşa yıkım ve işgallerin cehennem tetikçisi tecavüz silahlarının etki gücüne dair yürürlüğe konulan İran sahasında kıyamet uygulamalı somut pratik denemesi ve pazarlaması borsalanmakta.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!