Seyfi Karaca Şiirleri - Şair Seyfi Karaca

Seyfi Karaca

Fe
Üç fe
Efe, üfe, tüfe, küfe, büfe, kefe,
Baldıran......Mendireksiz gemi
Olmadı değil mi..?
Uymasın..

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Burdan bir yol gecti gitti dersin, bir yel esti, bir hayat dolusu hengame...ciceklerin kavlinde daglar, daglarin kalbinde esip gectigi yorgun rüzgarla bereber yüzyillar..Burdan insanlar geldi gecti dersin derelerden asagi bayirlardan yukari tekerler döndü dersin, yükler katarlandi devranlar kuruldu bozuldu yer sergisinde toprak ekin kenger ve kilim, hevenkler hegleriyle bir kel testi bir kulpsuz irbik bir hatirdan gönülden kaynamis demli sevinc, uctu gitti dersin gökyüzünü beraberinde götürerek kirlanginc, cay sekere karisti dersin yuduuum yudum ahbaptan evladan.. ....Seyfi.

Düsündügü gibi tutup kavrayip davranmak; sergiledigi durusun ardindaki izlenimi, emegi, cabasi, deneyimi, cesareti, atilganligi, fedakarligi, inanci, özgür iradesi ve özgün kisiliginin varlik bildirimini ve karakteristik farkliligini hic bir bagimli güdümlülügün artik müsveddesi yahut buyurulmus igreti kulpu halkasi kenari olmaksizin kendi adina etkinligini ve duyarliligini ortaya koyup yasatan insan onurunun ilgisine ve aidiyetine itibar eden degerdir. Ve bu degerin yalnizca ilgili kisiyle varolan; hic bir kosulda emanetci öven veya yeren ricaya minnete söhrete imtiyaza ödünc verilip takas edilmesi mümkkün degildir.

Asla mümkün olmayani daha insan akli ve kalbine dogmadan avlayip tavlayan siparislerle gösterisli kaliplara raptiyeleyip zimbalamayi zorlayarak duyguyu düsüneyi henüz yeserip tomurcuklandigi körpe kundagindayken histen hayalden damarlari sökülüp koparilan hevesi kursaginda bogumlanmis kalmis kör damarlarda ve dilsiz duyarsiz süslü profil coraklarinda emri vakiligin kulu kölesi olmasi halindeyse, her boyadan renkli aksesuar bulasigina imrenmis özenmis; her kalem damlasindan toplayip disirdigi her harfinden belli litaratür fenomenligine sayisiz ödüllerle söhretlenmis; her fotografta kozmetik ve kostüm bagimliligina turbo dinamik sosyeteden laf söz calkalayip konusup vitrindeki kullanma vadesi bitinceye kadar sunumu ve dolumu pesine yapilmis piyasa sahiplerince tezgaha konulan yerel küresel ürün cesididir edebiyat sanat ve insan. Burdan sonra da geri dönüsü insanlik tarihi kadar eskiyi diriltip yitip kaybolmus tüm degerleriyle yeniden akla fikre vicdana özgürlüge güvene sevgiye saygiya hukuka hakka samimiyete sagliga huzura dile dagarciga sagiltmak kadar zor ve imkansiz; ve tüm sahsi cikarci yarisip kapisarak birbirine üstün gelmeyi kutsayanlarin kahrina kibrine terbiye edilerek soygun vurgun yagma yikimlarla derdin sorunun cirpindikca derinlesen batakliginda korkuya baglnmis ve karanliga siginmis savrulup gidisin kiyamet sürecleri ve sürüklenisleri yasanir.

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Acıya sancıya bel bağlayan
Katlanması zor üzüntüler ağı bulaşır dolaşır ki sahteliklerle başlayan bütün işler güçlerle haşir neşir
İnişler çıkışlar
Maksatlar niyetler
Arkadaşlıklar dostluklar
Evlilikler veya nişanlanmalar

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Gümüşlü-yeşilli ortak paydalı sermayedar
Delirium iksiri içirilmiş ata birlikte kozbasan
Bleşik endeks ve kemik kıran zarcı
Kara-borsacıların şıkır şıkırdağına kulak asan
Pavyon ajans bildiriyor ki...
İstanbul – menkul

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Topragin karakterini bozmaya kalkarsa
Kapisinda akli kalan kilidi kimsede olmayan villa
Kendini topragin tüm mülküne iskambillik tanrisi yerine koyar insan
Vur papazi
Al beyi
Yatir kostak karomacayi

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Aklımın ayak ucuna bastım
Yüreğimin tembih ettikleriyle başvurduğum deliyi
Silinmiş bütün yazıların yerine
Temizinden dizginsiz arzuymuş yazmakla bitmeyen
Bazan rüzgar beni dinledi
Bazan ben söyledim rüzgarbeni ben rüzgarı

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Irgat ahdine tutulup
Capsiz cümleler cürügünü sap olan baltaya
Kükürtlü fosforlu lamba yakartoptancisina meydan fotografcisi gibinin
Gacur gucurtusu yüksek
Etnik betonarme agit
Talan ayara dalga tutturmaya yönü egik

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Honore De BALZAC, Kiralcilarla Cumhuriyetciler arasindaki yerini secip belirlemede Kralcilik` tan yana tercih etmesine ragmen, yazip yayinladigi yüze yakin Roman ve henüz yayinlanmayi bekleyen onlarca Roman taslagi düzenlemesini ardinda birakan, Felsefi tür niteliginde de kimi yazilara fikir yorup imza atarak taniklik ettigi hayata hicbir pesin hükümlü,tarafli tespitli, önyargili yaklasimlarda bulunmaksizin GERCEKCiLiK akiminin öncüsü olmus.

O´nun bir tasra yerleskesinde olaylarin ve insanlarin hikayesini ele aldigi EUGENi GRANDET romani, serim dügüm cözüm bütün evrelerini evin evlenme cagina gelmis; fakat kendine özgün iradesi hayati kisiligi olmayan ve babasinin yonttugu kalipta tipki annesinin- dünyada var fakat hic bir hayati iradede ciddiye alinir yahut kayda deger esamesi okunmayan - yoklugundan cogaltilip kopyalanmis biricik kizi olan Eugene`nin üzerinde ve etrafinda sürüklenip dönen ask, entrika, aci, keder, kaygi gibilere karsin, kimi zaman da umut hasret sevinc dolu duygusal calkantili olus bitisleri icerir.

Romanda, BALZAC romanlarinin neredeyse tümünde yanina yaklastigi, varligina bulatigi, sokagindan gectigi veya semtine ilistigi en basit veya siradan irili ufakli herseyin uzuuun uzadiya tasvirini cikarip tarifi tam yerine oturtmak icin bütün detaylarini didikleyerek sonu gelmeyecekmis gibi betimlemeler yaptigini- her portrede her esyada her gidis gelislerde -EUGENE GRANDET`te de harfiyyen hic eksiksiz kaleme alir. Fransa`nin üzümlük cimenlik cayirlik koruluk baglik yöre ve kirsalinin en verimli kent uzagi bölgelerinden birinde, baslangicta sarap ficilari üreterek orta ölcekli tüccar erbabi olan Grandet Baba, Saumur denen bu kasabanin bankacisi ve mahkeme hakimi olan özel cevrelerle kurup yönettigi iliski yakinligi sayesinde satisa cikarilan bütün arazileri, ciflikleri, bagliklari, villalari hic bir rakibin araya asla girme sansinin olmadigi firsat kollayiciligini rakipsiz ve kendi belirledigi en uygun kelepirlik fiyatlarla cöküp kapatirken, ayni zamanda da karisi tarafindan ölenlerinin külce altinlarla banka hesabi bilinmez mirasina cullanip konar.

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Günün devrin hali vakti hangi yagislarin karinda sogugunda ayaz yapar, tipi eser, poyraz bozar, kara yeller estirir veya durmaz dinmez saganaklar yosar yikarsa yiksin, yagmur camur demeden odalarin ve ocaklarin pencereden bakan ve kapidan öteye cikip giden düyaya yasam rizkini ve hayat güvencesini calisip kazanarak eve dönmenin dirayetli- mutlu insanini; ve evde bekleyenlerin ayni gönül sofrasinda doyup beslenerek huzur ve mutluluk artiran ortak horanta sevincine kucaklasip kavusur.

Bu yüzden ister sabahin uyku semesi kizil tan yerinden safaklar söktügü zifir bulanigi kör kütük erken vakitler saatine kurulsun uyansin, ister gecenin yorgun yiktigi yerden koyu karanligin ve bezgin yilgin dünyanin yükünü devraldigi zindan bir yerden ekmegin suyun gelecegi alin terine dogru giden zindan vardiyelere koyulup yollanirsa yollansin, artik hicbirseyin kendi bagindan tarlasindan ve topragindan ekip bicmeyi bilmedigi; fakat tutunacak her dala ve yasanacak her nefese insanin var ömrünü ölüm-zulum pahasinda ödeserek ancak; kaba kacaga, gömlege gocuga, caya sekere, kaleme deftere, aynaya taraga, gülümseyen mutlluluga ve hayali düsü kurulan türlü cesit yavana sogana ev hali olup ates ocak yakabildigi, hakki ödenmez degeri ve anlami vardi, uykusunu zahmetini dünegini harap edip adanmis emekl-zahmetlerle yövmiyesine gittigi yerden elini kolunu yükledigi kese kagidiyla yahut iki eli carsindan beri arnavut kaldirimlarini veya yagmur camur varoslarini sivayarak sürüklenip getirn yorgun adimlarin bakkal-manav veresiyeli sevinci pesin, file zenginligi.

BALZAC`in EUGENE GRANDIT ismiyle kaleme aldigi yerdeydik galiba en son bir ara. Galibasi da ne, kesinlikle öyleydik. Ekmegi suyu cirayi odunu ufrayi unu erigi elmayi sekeri yemeklik ve gaz yagini kilit altinda tuttugu ambardan tane ve dilim hesabiyla sayarak gündelik hayatin ihtiyacini dagitip gözeten ve kendi bildigi öngörülmüs hesabi disinda hicbir fazlaliga eli gönlü ve tahammülü varmayan; kiyassiz bir denetim gardiyanliginin tüm sefkat saygi sevgi ilgi yakinlik vicdan hak hukuk özveri paylasim gibi en temelden insani insanla özdestirip yakinlastirip cogaltip zenginlestiren duyarlilik inanc itibar ve duygularini kapildigi - hirs ihtiras kapris yaris üstün gelme dürtüleriyle bogulmus kusatilmis ve her gücün nufuzun yahut hakkin imtiyazlisina sahip olma tutsakliginin esir aldigi gönlü kararmis ve gözü dönmüslüge - saplantili kisilik bozuklugu ugruna yitirmis kaybetmis pintinin pintisiydi, kendine kapali yasadigi hayatin en ufak ayrintisina kadar TEK BASINA buyurup hükmederek, her ne zaman ne yapar ederse etsin veya sonuclari neye mal olursa olsun her durumda kesinlikle hakli cikmaya, hic bir sartta da asla yanilip haksiz cikma ihtimalini kendinde bulmamaya kilitlenip odaklanmis, sayisiz kalemdeki haddi hududu defter kitaplara sigmayan servetin mülkün özel noterlerce yazilip yönetildigi ve herkes yattiktan sonra -ortak hayatin hayaleti gibi hic bir varlik degeri olmayan kaisiyla dahi birbirine ayrilmis duvarlar paravaniyla sadece buyurdugunu dinletmekle mecburda anlasan – altin ve para dolu servet siginagi hücresine cekilip, sabahlarca mum isigiyla yetinen gömüldügü karanligin ve sessizligin icinde ordaki yiginaga tüm insanligini adayip tapindigi büyülenmisligi seyretmekmekten baska hicbir ileri öte iceri ve disari ilgisi iltisimi olmayan bencil bunak ASOSYALLiGiN -yeryüzündeki her cagda var olan tüm benzerleri gibi- doyum yetinme ve kanaat siniri bilmeyen cimriligin örnek seckinidir, evin babasi ve ortak yasamin tek hakimi konumundaki GRANDET.

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Nefesimi tuttuğum
Yedinci katına çıktığım yedinci rengini aşkın
Nereye gitsin… anladığım ve dinlediğim şeyler tümüyle başdöndüren atlıkarınca
Bandıralında yelkenleri sökülmüş gemiler deniz sarhoşluğundan öte mavi
Nereye gitsin nereye..? ?
Bu meskensiz dünya sahnesinde sonsuz mutluyum

Devamını Oku