Seyfi Karaca Şiirleri - Şair Seyfi Karaca

Seyfi Karaca

……..
VÖLÜMTRAKMAN
….
Otobüs duragina kadar gider dönerdim
Sehrin bittigi, daglarin tepelerin basladigi
Tavanlardan sarkmis yorgun salinimli avizelerden

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Dumanı duman direklenip dönen
Kırık aynalarda yarısı yırtık resmi kalan hoyrat feryadın
Avlu kuşları ve damların bacaları bakışarak doymuş da sanki pel pel
Çocuk aklı işte…
Zebra çizgilerinden nasıl niçin ne zaman geçilip ,
Ne zaman geçilmeyip durarak beklenmek gerektiğini gösterir öğretirken hayat

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Her canli cansiz
Kendi tür ve topluluklari siciline nufus eder
Acan da solan da
Hic söylemeyen veya hep esip dalgalanip seslenen söyleyen de
Salondaki süslü perdeli duvar
Ortaligi kasip kavuran yali capkini kus ve deniz sumrusu pervaz

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Sarsak ve ciliz bir gövdede
Kaya cicekleri sürgünlerinden dogan tüten serüven
Kusandigi ne yakut ne inci kolyeleridir ask serserisi
Yasamaya tutunmak sevdalisi calinmis isliklar cahilcesidir
Suya kanmayan nehirler gibi damla damla caglayip büyümelerin
Sevgiliye varan limeklerden uslanmaz hasbihale düsüren

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Oturmusken daglar cimenler bölük bölük bahar yerine
Cözdüm kopardim beni sorma gönlümün deli bulancaginda kürekkayikciyim
Kalkti geleyledi leylek vakti gökyüzü ve bulut…
Turna telli sazlar bagladi uzak yakin demedi hersey ayni hancerde silagurbet
Beni sorma allar mavilikler icindeyim uyandigi cigliga yürüdü meramim meylim
Tüm kapilar esiginde camsiz cercevesiz bir pencerenin düzü bayiri

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Feri kısılmış
Takatten tükenmiş
Mümkünü kesilmiş
Çekilmiş bıçaklardan sızı damlaları parlarcasına
İşareti çakar çakmaz
Yokuş aşağı salıverilmiş yankılara düdüksüz frensiz

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Şu günün geçen günü itibarıyla
Yani Martın sonu,
Nisanın başı dün...
Rüzgarın bayırlı yokuşlarındaydım, delice baharlar kovalayan
Gitttim gitttim
Öyle bir gitttim ki..kimi kuşların ve kelebeklerin bile

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Agim agim aglak zirlak
Sizili sancili hörül hörüldek herküllesmeleri yazik ögün
Yorgun idrak
Sefil sofra ve yavan katigina onurlu itibarli kürmet nimet sayan
Baska ögünü ve ögüncü olmamanin kabiz bir katran kiyamet kaynatan kinginindan
Kesat kazintilarda ayrisma bölüsme parcalanma buluntularini türksüz türkiyesiz

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Tapinak Sovalyeleri`nin `Kutsal Topraklardir` diye adlandirilarak kendilerine göre dinsiz sapkin inancsiz ve inkarcidirlar diye SEYTANLASTIRDIKLARI ( secilmis düsman profiline ) ayri cografyalar, farkli ülkeler, degisik toplumlardan arinmasi ve kurtarilmasi icin sayisiz kere istilaci sürülerini Ganimet Avciligi ortak noktasinda toplayip; Dogu Dünyasi hak hukuk yasam ve servet zenginligini yikip yagmalamaya sinirsiz sorgusuz yetkiyle secilmis kutsanmis ilahi kudretteki kolluk kuvveti diye, ölümün örgütlü gücü olarak dönemin kralliklari ve VATiKAN PAPALIGI tarafindan her maksada uygun kiralik katilligin birbiri ardina düzenli düzensiz araliklarla pespese hucumlayip saldiran ; HACLI ORDULARI bünyesindeki Vurucu Tim niteliginde deger verilip ödev dagiltildigi bir cellatlik müessesesi ve kirim-katliam yapisiydi.

Birlikte giristikleri yikim yagma isgal istila ve GANIMET ortakligini, ölmekle kalmak arasinda hic bir fark görmeyen sefil-yoksul cehennem yasamsizligi icinde cogalarak yigilan insan kalabaliklarina katlanimaz eziyetlerle dolu yolculugu boyunca vadedilen nigmet-ganimet zenginligine varamayip yolunda ölse dahi, ölümden sonra kavusacagi serveti hic birseyle kiyaslanmayacak olan Cennetlerin ham hayallerini koklatip kiskirtip istaha getirerek, döndüklerinde sandiklari ölümün ardinda biraktigi define cevheriyle dolup tastigi, gidip de dönmedikleri yerlerdeyse hem Krallara hem Vatikan`a bagli ama hem de kendi menfaatine özerk ve özel, Hacli Seferler`nin ileri karakol yapilanmasini üstlenen, kendilerine cellatlari kadar ayni dereceden zulüm, zaptedilmesi zor korsan burclar, satolar, kiyilar, kentler, koylar ve ada ülkeleri kurup yönettikleri sirada, Ingiltere`yle sürdürdükleri savasi Finanse etmekte zorlanan Ikinci Filip, merkezi karargahi durumundaki Tapinak Sovalyeleri`nin Kralligi Fransa adina dönemin Papa`sina -krallarla papalar arasindaki ezeli kapismanin karakteristik gelenegine uyarak - yogun baski yapmasi sonucu Sovalyeleri yakalandiklari her yerde katli vacip gizli ve sapkin inanclara sahiip olduklarinin yani sirasina, hic bir kadinla evlenmeyerek kendi aralarinda escinsel hayatlar yasadiklarinin ilanini beyan ettiren fermani yayinlatip duyurtmus. Bu fermanin ardindan iz basip ayak dokundurduklari her yeri yasadigina pisman ettirircesine yakilip kesilip dogranip linc edilerek Tapinak Sovalyeleri `nin uru kökü kazinmis. Tüm Hacli Seferleri bahanesiyle DOGU`yu talan yagma yikim tecavüz imha ve isgal etme ZENGINLIGINDEN elde ettikleri servete de umdugu gibi Fransiz krali Ikinci Filip degil, bugünkü dünya servet sahiplerinin siyasetten kültüre inanctan modaya ve gidaya hyatin her alaninda söz sahipliligi etmelerin buyurup emredenler ilk sirasinda yer alan Vatikan konmus cökmüs cöreklenmis..

Hakka hukuka ilgi ve itibar gösteren titizlikle sevgi saygi liyakat sanat ilim özgürlük saglik sihhat yol inanc azim israr yakinlik yordam ve özgüven bulasici derler ya..tersi de öyledir. Hastalikli sorunlu gizli kapaliligin egilmem bükülmem yanilmam yenilmem ukelaligina setrlesip katilasan; zar inceligi esikleri kolayca varip erisebilecegi halde körlügü zorlugu darligi ve karanligi besleyip büyüten inatlasmalarin kulu kölesi olmayi kiskirtip ögütleyen hirsin ihtirasin kulu kölesi olarak, sonu kacinilmaz kusursuz aci keder yalnizlik yoksunluk hiclik yitiklik belirsizlik anlamsizligi ve intiharlariyla bitecek olan, son sözünü mezar tasina, son sözünü sesini solugunu görüntülü görüntüsüz telefonlara birakacak olan ölümün yidip güdüp yönettigi ve yönlendirdigi; evvela kendi icinde kendi hesabini kendisi görür bitirir insan, sonra da ardinda saginda solunda yaninda yöresinde iliskisi ve iletisimi yasarken daha kapildigi hirs ve ihtiraslar ugruna ( maldir mülktür kibirdir kapristir güce inanip para eksenli sapkinligin gözü dönmüs tamahinda kimseye hic bir deger farkliligi görmyip üstünlük taslayan yahut dünya ahiret gelgitlerini kendi buyurmadikca yok ve hic sayan ) kan yahut can bagi kopmus uzaklasmis ve ölmüslügün kahrini yasar; azabinda ve gazabinda mezara teslim olacagi günü sürünür sürüklenir insan.

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Londra ve Paris`tir iki sehrin hikayesinde bahsi gecenler. Her iki sehir de kendi krallarinin ihtisamina ve imtiyazina bagli seckinler soytarilarinin sefil -yoksul insan yiginlari hak ve özgürlükleri temelinde sinirsiz gasp, talan, linc, tecavüz, zorbalik ve keyfiyeti hic bir hesap verme sorumlulugu olmadan ve kimseye sormadan – insanlarin tavsanlar gibi av köpeklerinin kovalayislari ugrunda korkuya siginmis kacislarla ölmelerinin siradan dogal yasam günlügü sayildigi- secilmis yeryüzü tanrilari gibi celiskiler yumaginda sosyal kanamali dert ve sorunlar biriktirerek kendine kapali disardaki gittikce yükselen iniltilere ve cigliklara umursamaz, sür sefa alemindedirler.

Fakat bu umursamazlik, bütün cürümüs yozlasmis kokusmus degersizlikleriyle saydam ve kirilgan bir dengesizlik üzerinde her an tüm zayif noktalarindan catlayip koptu kopacak olan toplumsal patlamayi bütün bastirilmis acilari yikimlari tutsakliklari baskilari tehditleri tarafli mahkemeleri yalanci sahitleri pesin hükümlü kararlari gizleip saklamaya yeri günü zamani ve insan dayanma gücü kalmamisligiyla, artik hergün biraz daha yogun, aciktan aciga, göstere göstere sessiz derinlikte ilerleyip gelen kasirgaya dönüsmektedir.

Cogu zaman göstermelik yargilar yahut hic yargisiz infazlar, uydurulmus kurmaca suclarla kim soylu seckin saray etrafli güruhun buyuran özel imtiyazli zevki-keyfinin yolunda öylece geciyorken bile, yaka paca prangaya vurulup diri diri kolu bacagi kafasi gözleri organlari son solugunu teslim edinceye kadar tek tek ve her safhasinda artiran cellatlikla kafadan ve keyifte sulu sayilanin cani alinmaktadir.

Devamını Oku