Sevgili abim..
Merhametin sevgiyle dogup büyüdügü yigitligi özü ve sözü bilen
Adaletten özgürlükten sorumluluktan baska hicbir yere sigamayip
Aklin ve vicdanin taniklik ettigi soyunu kökünü hakkin hukukuyla özümseyip benimseyen
Tohumun toprakla kucaklasmasi gibi günlük güneslik bahtiyarliginda rüzgar yagmur
Gecmisini yitirmeden gelecege giden kararli yollarin tertemiz zihnindeki
Kırları gelincikler almış götürmüşlüğün
Ormanlar kıyısından yaz günlüklerine satır geçen
Müjdeli çizgiye deli
Adımları toprağa değen ince yolların sabahı akşama katarak
Değirmen dönmedeyse yemyeşil tepelerin yamacında
Ilgıt yeller
Ne acinin rengi siyahti ne de sevgininki allara morlara karmakarisik
Fakat insanlar yanldigi yenildigine yetinmeyerek
Kendine yakin zerrden taneleri körkiyamet damarlardan büyütüp abartarak
Kendinden uzak olanin cehenneme dönüsmüs ölüm zulumlarini hice sayip
Kendinin tirnagina dokunana kin kusup kan köpüren lanetlerle tzahürat tutarak
Hep…
Cürümü cüddesiyle
Geldiginde koltugun kanepesine ancak yigilan
Yorgun günün kari sevgi degil ask degil huzur degil yurt yuva degilse
Yurdu yuvasi huzursuz gecimsiz dirliksizligi bükülüp bükülüp devrilen
Evini dünyasini cehennem atölyesine cevirmistir günden gayriya
Her adimda kactigini kovalayarak
Ben ne anlarım...
Servo turbo kaççekerinden
Enseye sıcak hava üfüren klimasından
Oturunca kendiliğinden ayarlanan derinin nesini neesini
Koltuktan, ipinden sapından kurtulunmaz kuşaktan
Ben ispirtocu muyum ki
Yine yine yeniden
Niyesi nedirlere değen sebep,
Uyuduğumdan uyanmalarıma
Niyesine nesine ömrümcekez yeminle,
Israrla
Ve niyesinden nesinden emin...
Merak ettim kendimi
Sakin bir mayis kozasiydi dünü gününe bugünün
Zerdali dallari hafif dokunus ve fisiltilariyla saz ayarini yapiyordu
Yapraklarin rüzgarin,
Ve el atmadik hicbir mahremi kalmamis
Bakir zerafetinden delik desik talan tarumar edilirken hayat ve insan
Hiç vazgeçmedik, özgürlükten, haktan, insanlıktan, toplumsal değerlerden, kültürden, dilden, tarihten, sonsuz evrenle bütünleşme zenginliğinden; cümle varlık çeşnisiyle; huzurla, barışla, sevgiyle , geçmişimizin kutlu kimlik mirasıyla, nice güzel yarınlara, büyük bir onurla ve aşkla…!
Hiç vazgeçmedik, hiç…!
Ve hiç vazgeçmedik her varlığı kendi değerinde bilen akıl vicdan sorumluluk ilim bilimden, sevgiyle büyütülmüş ve cesaretle yüreklendirilmiş iyiye doğruya güzele çırpınan emekten; hiç vazgeçmedik alnı ak, başı dik, yaptığı ve yaşadığıyla yüzleşebilen dünyayı kainatı ve hayatı ortakça paylaşma özlemi ve mutluluğundan, zulmun zalimin yediği her halta tükürmekten; dağ orman kuş gelincik çavdar yağmur bereketliliği barındırıp donatan sudan topraktan ; yaşam nehrinde gürül gürül akıp giden mutluluğun saygın bireyi olmaktan, aşkın kitabından, aidiyet duygusundan anamızdan babamızdan aynı kıvancın kavim kardeşliğinden sevgili Atatürk’ ten, Türklükten, Türkiye’den ve Türkiye Cumhuriyetinden hiç vazgeçmedik hiç…!
Dünya mektebinde, hayat okulunda ve insanlık makamında varoluşun gizemli sırrını yazan her hecesi müjdelenmiş tükenmez yaşam cevherini harfiyen okumaktan hiç vazgeçmedik, karıncanın arının kaplumbağanın ve saz kuşlarının kendinden bildiği yoldan, ördüğü gördüğü ve gösterdiği eşsiz incelikli sanata haldaş olup hayran kalarak, hor bakan, hoyrat davranan bozguncuya puşta işbirlikçiye yanar dönere zorbaya ve cümlesine güttüğü ayak oyunlarının ve sahtekarlık niyetinin karşısında durup direnmekten hiç vazgeçmedik, iklimlere denizlere koruluklara vadilere yaylalara kıyılara koylara bir ektiğine bin veren yaşam dolusu kutlu döngüyü bozup berbat etmeksizin, say say hiç bitmeyen öz kaynaklarıyla yetinip geçinmeye olan inanç ve güvenimizden hiç vazgeçmedik, dünya liste sıralamasında yeri vakti günceli hiç değişmeyen aşka eş değer bağlılıkla ‘küçüklerimizi sevmek, büyüklerimizi saymak’ andının farklılıkları bir arada tutan ve yeryüzüne hep birlikte ortak sevgili yurdunda yaşama hakkını bizimle onurlandıran tutkudan hiç vazgeçemediğimizle, insan yüzüne çıkaran sonsuz sevince , Ne Mutlu Türküm Diyene…!
Bir toplumun,
Herhangi bir toplumun yani, her dünya parçasında, herzaman...
Ne kadar, ne noktada, ne biçim... hayatıyla samimileştiğinin harfiyyen kıstasıdır
İlk gidenin arkasından sonuncusuna kadar varıncaya değin,
Gözü kapalı ve tekkomutta atlayıp canından uçurumlaşan mı...?
Değil de yoksa işin öteki şekliyle, kendi büyüttüğü ve güvenerek
Gün bitti
Güneş aştı
Ay..
Ruhunu okşayan rüzgar serinliğiyle derin mi derin hülyalarda ay
Hiç sorma hiç ne dur ne durak
Bilmezler ki




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!