Seyfi Karaca Şiirleri - Şair Seyfi Karaca

Seyfi Karaca

Suyun kaldirma kuvveti kadardir deniz deryalar
Ve el fenerlerinin bittigi yere kadardir pilli bataryali yol
Kibritin atese dökülüp soyundugu
Yapiskan bir kayganlik gibi saniyesinde ete kemige dokunarak
Bilmem kac sayili dogumlarin kol bandinda kimi mavi, kimisi pembe
Kundaklarla sarilmis salonlardan acil servislerle alabula cigliklara tasinan

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Son elemelerdeysen
Aynen benim basimdan gecenler gibi pervanesi dönencelerde
Orda dur desem de duramazsin zaten
Senden cikmistir amma yahut velakin
Seni sarpaya sarmistir giz ve gizem
Cevrildigin devir en uctaki noktalarla dönmüs devran olmustur ki

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Güzün bittigi daglar düzlüklerde gezip tozarken, yaprak döken ardiclar arasinda cakil tasi ocaginin dali tüyü solmus sararmis kavakliga yakin kuytuca bir yerinde orman kerestesinden yapilmis oturaga yorgunlugumu kaldirdim köteledim….
Rüzgar mesafesi uzaktaki cay deresinde eski bir degirmen kanadi kirmen dönüyordu. Güzel gün sefasina at kosmus ve burali kostümlerle üstünü basini kusanip süslenmis col, cocuk, kiz ve kizan; bir elinde dizgin diger bir elinde laf olsuna havadaki bosluga kükreyip salladigi kirbaciyla üstü acik faytonun ön siralarina cökmüs ihtiyarin biri, ayni yas akranlariyla arkada oturanlara icmis de sarhos naralari atip patikadan patikalara sürüyor savusuyordu. Sonra bir kadin geldi ben diyim otuzbes siz deyin kirk öncesi sarisin calarimi kumral karisimi filan. Yokus sirasi elektrikli motora da baglayabildigi bisikletinden indi. Üstünde oturdugum oturagin omzuna indigi bisikletini saglama aldi. Heybe bicimindeki ici baya kabarik gözüken yük cantasindan yün örgülü yastik örtü ve kilime benzer yer yagilari cikarip otlari iyiden iyiye solmus yere serdi. Heybenin diger gözünden kitap krem termos vesaireler cikardi. Anadan üryan üstündekileri bir bir dökünüp soyundu. Bagdas kurdu. El uclarini dizlerinin üstünde zar zor dokunan dik oturuslu vaziyette gözlerini yumup efiiiiil efil esen güz günesine saplanip gitti.
Yorgunluguma beraber iliklerime kadar isleyen ayni gün sicagi güz günesiyle beraber hani derler ya bagrim gecmis bir ara. O sersem sefilden uyanip baktim biri sesleniyor. Kadini ve oldugum yeri hatirladim. Hala circiplakti ve önünde bükülü kitap, gözünde gözlük, kartondan tabaga „ buyrun mandalin ve elma soydum arzu ederseniz birlikte yiyelim. „ Yok olmaz diyecek degildim ya. Hemen dibimdeydi zaten „ yalniz ben kuru yere oturamam yastik olarak kullandigimiz silteyi bana verin dedim. Elbette olur lütfen buyurun dedi. Serdigi yer kiliminin üstüne cöktüm uzandim. Bir taraftan kadinin karton tabaktaki yas ve kuru kirintilarindan atistirirken bir taraftan okudugu kitap üzerine ve burali olmayan yastik kilim örtüsünün „ cok dünya gezdigini, üstündeki soyundugu giysiler dahil Güney Amerika Inkalarindan ve Himala Tibet`lilerinden oldugunu burada yani tam kavakligin burasinda Yoga ile dinginlik buldugunu…..“ anlattikca dünyadan dünyaya daldik devirdik gittik. Tibette tütsü yaktigindan ve cevirip hizla dönderdikce yorulup duran buyrugu sansina cekilmis kutsal tembih oldugundan, ic huzurdan ve disetkiden güz sordu biz söylestik.Sence inanmak nedir dedi bir ara bana…“ marka „ dedim…“ bugün itibariyla tüm tapinma halini cep telefonuna bagislayip kul ve köle niyetine hem de kimsenin baskisi olmadan kapis kapis ve gönüllü markadan baska hicbirsey“ .. dedim…“ üstelik…üstelik bugün itibariyla artik yanmis bir mumum nasil söndügünü bilip kimseye danismayacak kadar tüm dünyanin inandigi sey ayni, ortak ve bir. Bunun disndaki hersey isin ticari tarafidir . Bir yerlerden yapilip heryerlere alim-satimi saglanan boyun kolyesi yahut bilek pariltisi gibi aksesuar birsey dedim artik inanmamakla beraberce inanmak. Hicbiryerde hic kimsesi olmayan, öldükce kendinin yenisini yapip uyduran ve artik bilgisayar gücünde kendi kendisiyle savasip dövüsüp satranc okey tavla oynayabildigine kendini tanri yerine koyan insana uyar ayar marka..“ …der dururken, baktim bana bakan kadin donmus kilitlenmis gözlerle ve bense batmaya yakin günesin soguna kamisligimi silkinip dogruldum. „ bakin dedim gün gidiyor ve yazildigi yerden bir sonrakine siliniyor dünya. Inaniyorsaniz gün sahit günes sahit biz burdaydik, inanmayacaksaniz biz gittikten sonra yoktuk ve hictik“ Vergi dairesinde memurmus, kadin uzandi. Okudugu kitaptan hic yazilmamis yerini yirtti. Üstüne benden sorup aldigi kalemle birseyler karaladi. „ su pancar tarlasinin bitisigindeki köyde oturuyorum. Evlendim ayrildim ve yalniz yasiyorum. Telefonumu ve ev adresimi yazdim size eger ugrar ziyaret ederseniz cok memnun olurum.“ deyip gülümseyiverdi. Dedi demesine de, eskiden olsa yanibasimda kimbilir kimin hangi dünya güzeliyle hizli motor sürümünden bir günde yedi diyar dolaniyordum. Simdi cok süratte cok dünya tozutup turlamaya, örseleyip üsütüyor artik motor be…!


Kasim / 17

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Toplalayabilse yıldızlarını aralanacaktı kapıları günyüzünün
Kuşların kanadında kumru söyleyerek tahtından inen rüzgarlarla
Esip tozan deli düşleri olmalıydı ki baharın ve sevinçleri çiçekçe kardelen
Bu yüzden kolyeleri de olmalıydı bu vakit takınmış süslenmiş dağların
Kim bilir yörüngesiz pusulasız çığlıklar arasından
Sağılmış fısıltıları avunmaz uslanmaza ulaştıran

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Diyelim ki tümüyle gailsin acıya
Diyelim ki bütün gününü acıdan doğup
Acıdan batarak
Gözünü açıp uyandığın ilk andan itibaren acılarını
Dönerek günü
Ağarak akşamı...

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Kalbimde mim
Gözlerimde gitme de bak diyenlerin güzelliği
Hayal mayal içinde
Her adımda kesiştiğim bütün yoldan yollara
Gizliyken beni aşikar eden kol kavşaklara seyri tayin
Niye arayım ki bağrımdan uzaklarda seni?

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Sürekli hayatını kenara artırıp
Hasıraltılara süpüren halına haldaş olmamaların süpürge ucunda
Sarılı kolların kucakları arasında kalan cesaretler kadardır
Can bedeli değerlisi hayat..
Hayat bu kadar yakın
Bu kadar kolay,

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Kumanya...
Kumpanya...
Kampana.....
Uzun..tekerleri geçmişi beraber dönen konvoyların kovuğundan
Her dolunay saatine yıllanmış yorgunlukları iletirken, mahsus...
Şarap gibiydi emsalimisal aramış da bulmuş olan sarhoşluk

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Arka arkaya ziplayip hoplarken yüzüstü savrulan birdir birin
Festivalinde aylak berdus isleten
Lisansli beddualarla yagmurun geciktigi veya bulutun buharlastigi yükseklikteki
Yedigini sokaga yemedigini mideye
Indirip cikaran insan asansörleri gibi tesis olmussa gayriya dünya
Tabak canak firlatiyorken yakalaniyordur selfimord

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Demli serbet bulanik surup
Kulpundan tutunarak süzgecine yapistigi
Üfürülmüs düdüklü balonun saz calisi gibi pörsüdükce tirsiyan
Üzülmüs büzülmüs bahaneleri ask diye calkalayip tüküren devri yüksegin
Kulpuna ara vitesleri takar gibi cignemeden tükürüp
Sanki isli leblebi kese kagidi bülteni veya küflü lokum…

Devamını Oku