Hele....
Kaçık kaçamak rengini doyasıya baharlayan çiçekleri
Hele hele hala pusulasınca yolu,
Itırlığınca il...
Pırıltılı gümüşlere demleyen yıldızları kendine baktıran
En tutulmayan yanıyla körüklenmiş ateşlerden
Bakir şaraplar tesirlisi sık pantolon dar paça
Kıt bir vaktin kaçağında gibi kendini oyuncaklık düğmelerine bağlayan aforoz
Kara maça
Papaz büyüsü
Kızma be birader işi her iki adımda heran geri dönüşlü silbaştan mülakatı muamma
Belediye diyen işletmeciliğin park bahçesinde
Cok pis
Asagilik
Hin hain ve kahpelikler dönüp musallat oluyor Türkiyemizin üstünde
Kapkaranlik pustluk pezevenklik pususuyla
Biri yorulup tükenip bittiginde bir digerinin nöbeti devraldigi
Kalbinde kin nefret intikamyagma yikim usaklik dalkavuk
Kapitalist emperyalist filan..
Saklamiyor biz buyuz canina okuruz kanini emeriz
Tekerine degil kalbine beynine rüyasina düsüne girer
Ates püskürür kursun yagdirir kafese sokar carmiha gerer
Katliam vahset dehset alemi dünya kainatinin kökünü kuruturuz diyor
Ordan kacip bütün dünya ezilenleri ve yoksul halklari gücünüze sarilin
...
KAFESTEKİ SONA YAKIN
...
Burası çelik çubuklarla viadalanmış som civata
Üstünden nice bir zaman geçmiş yollar yeller ve yılların
Çabalar çiğner durur sergisini örgüsünü gazap azığı ve leblebi demir
Alfabenin sinirli sayisinda, fotograf makinalarinin cekemedigi cama cerceveye ekrana görünür yere ve görünmeyen diger arka taraflara sigmayan, maddenin mana ile ilgili bütün hal ve evre boyutlarindan kendini uzaklastirip soyutlamadan yargi hükmü, görüs derinligi, hayal gücü, bakis acisi, ufuk genisligi, konusma dili, insan duyarliligi ve yazma yetenegi vardir. Taaa ki insan bu ucsuz bucaksizlik evreninde oldugu halde kendi varligini taniklik ettigi onca gerceklige kacaklar arayan ve kayiplar düskünü acizlige koyup, her kurdugu cümleye uygun tapinak; ve bu tapinaga kendini tümüyle kul kurban adanmislarla müsterisi ebediyete kadar itaatkar saglamlikta tanrilasmayi kestirip atmasin kendi kendine.
Bu eger böyle cereyan eder, bütün devinimini ve döngüsünü gerilim hatti yüksek kirinti atomcuklari carpismasina yikar devrederse, hep büyük kazanma ugruna kücüklük ve düsüklük gösterisi sergileyen ve bogdugu kiskac cenderesine kendini aradan cikararak nufus ettigi herseyi kendi gidisine birakarak kolay kolay HICKIMSESiZLIK kelepcesinden kurtulamayacagi anlamsiz-tanimsizligin tutsak tasiyiciligini sökülüp sürüklenir insan düzenekli devran.
Ki, tam da burayi böylece örüp örgütleyenler arasindadir ne yazik ki, Edebiyat basligi altindaki alfabesi sayili fakat ufku anlatimi izaha muhtac cardakta evsiz barksizligi dünya edinen Franz Kafka.
Asitli asitsiz farketmez nektarin suyu ve gazoz severdin sen
Isvec sarisini ve orta asya esmeri soy karisimi basibos siteplerden allara yesillere
Kismetini karalar baglayarak onulmaz caresizliklerin kuru agaclarina
Ve sakli gizli uytu koyak cekmecelerine bölmelerine degil
Kendi basina yapayalnizligini ceken ceviren dümenden dizginden
Yola düstügü her göz ve gönül diyarini toza dumana katarak
Nereye böyle diye her sorana ya kagni bazarina, ya kale icine, ya kazancilara, ya canak cömlekciler ugruna, ya bedesten arkasina veya hepsinden birine günde en az bir defa da olsa kavun bostan haline diyecegi kesindi buralarda bütün günboyu en cok toplanip aksam yorgunlugunu evine götüren Kayseri ahali hayati.
Her semt cagirsan duyacak kadarken. Henüz ekmegi suyu bozulup bulanmamis her mahallede hamurunu herkesin kendisinin eskileyip yogurdugu odun atesiyle pisirip kurtaran tas firinlari varken, ilani atkili omzuna atip belki üc bes sokak ötesindeki dumani üstünde tüten yanik bacalariyla teslim ettigini en gec aksama taze kokusu sokaklari tutan ve insanin icine sinen, ekmek olur dönerdi.
Firini gecip, terziciler sokagindan savusup,liseyi elektirikcileri ve defter -kitap bayisi kirtasiyecileri ve tüpcüleri dönüp dolandiktan sonra, birbiri ardina dizili sayisiz üst bas magazalarini bankalar caddesinden kolonyacilar ve pilakcilar dükkan camekanindan caddenin karsisina götürerek varilan yer idi sebze bostan hali. Boyali boraclari sade canak cölmeklerin yanisirasina gobaladan testiye avanos topragindan gönül verip eli emegi degmis kap-kacaklar, etrafi tek basina bisikletici dükkaniyla kendinden baska hicbirsey olmayan postahanenin hemen yan bazar yeriydi.
Karli kis günlerinde olsun, sagnak yagmur bahar vea kizgin kavrurn yaz veya efil üfül sokaklar süpürüp göcen güz, meydan yeri tiklim tiklim el arabalariyla dolu, en öndeki sirasi gelen olan, gerek kale ici gerek hal bazari tezgahlarinda lambalarini gecenin gec saatine kadar yanik tutup kapisinin kapandigi saati carsi bekcilerinden baska cok az insanin bildigi kendi rüyasinda serilip toplanan düs dünyasiydi.
Kale icinde saticilarin hic dinmeyen ve en ulasilabilir ses yogunlugu yüksekligiyle tiklim tiklim dolup bosalan kalabaligi cagirip kendine seslenen cok sesli bestesiz bir müzik gibi, müsterinin kimdir necidir her bir hal ve haraketini coktan okumus bellemis insan sarrafligiyla bir taraftan elleri devamli tezgah düzer, kese kagidi doldurur, su serper; diger taraftan da hesabini kitabini görmenin gözü kulagi ve kusaginda bagli kirisik burusuk para tomarinin saniyelik islem gören ayiklayicisi olurdu. Ki bu durum halde de böyleydi, at bazarinda da böyleydi, kazancilarda da böyleydi, bedestende de böyleydi, han kapilarinda, kale icinde, düven önünde ve yogun burcun yolboyu caddelerinde aynen böyleydi….
Bazan eline ücbes kurus gectiginde dünya sevgilisi anam, okulluk kumas veya tiggir alirdi. Kaplicarsi girisinden cikisina her dükkandan dükkana `buyrun burda ötekinden daha iyisi ve ucuzu var` cigliklarina yakalanmadan gecip gitmenin asla mümkünati olmadigi gibi, insani icine saran taslar duvarlar hic farkinda olmadigi derin bir seyrin icinden gecercesine hic bilmedigi zamanlarin yolcusu olurdu. Galiba kisiye rahatlik veren, hicbirsey ödemedigi halde karsiliginda cok sey alan, yapmaciksiz insan halini bütün saklisiz ve perdesiz birlikte meydan olup kalabaliklastigi seylere cisimlere ve oluk oluk akan, ayin acici hareketlilige göz ve gönül doyururdu. Bu yüzden hicbirsey kacak kaypak veya kacamakliga vurmaksizin satici ne kadar israr ederse alici o kadar dibe düsürecegini bile bile, tilsimi hic bozulmasin istenen sihirli bir döngünün esik ucuydu hayat.
A
Be' nin yerini tutmuyorsa
İşlerlik ve işlevlik kazanmıyorsa adı üstündelik
Düşe kalka büyümeleriyle aşk..
Mehrini kendiyle ödeşip...
Hiçbirşey ne tutan kapı,
Ciprias…
Biraz eros biraz erotica venüs mars….
Zar atip tavlada hep kaybettigini afrodit balkonunun altinda turuvaya karsi
Hector mektor küce kapisindan tahtadan atlara sarhos zerhos binip sürerek
Asilin topugundan saplanp sarilmis bir zamane zehri gibi
Kapitalistten dirhem ve drahma ve dolar yuro ve sandiklar dolusu ganimet dileyip




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!