.Akil sagligini , mutluluk sevincini, hayal gücünü, fikir beyanini, düsünce sarmalini, umut yesertisini, yasam kurgusunu, ihtiyat örgüsünü, hayat özgürlügünü, beden sihhatini, toplum dirligini, cümle cihan varligini , kainat zenginligini , kisi haysiyet ve hassasiyetini, tüm diger nice ve sonsuzlariyla sevgi -saygi toplaminda esitleyip ÖZGÜN KILARAK ; her yasanmisliktan dirhem tane deneyimleyip kazanilan sosyal siyasal ekonomik ve kültürel birikinim inanilir güvenilir siginagidir; akla gelmedik üfürükcü hurafelerle ve alcalip kücültüldügü karanlik kaliplarinin icinde bogulmus bunalmis tüm itiraz ve tepki duyarliligini yitirmisligin duygu düsünce yoksulluguna hükmedip yoran yöneten ve güden; hastalik darlik yokluk caresizlik zavalliligini kusatip kosulladigi sonsuz sinirsiz itaatlilige ele gecirdigi sorumluluk ve vicdan disiligin tam tersi, insanligin yerini gününü durumunu tarihini takvimini davranisini yolunu yönünü yordamini ve kalbini gösteren bir yerdi…
Burada rüzgarin alnindan öper, topragin halini dilini eker bicer yorar konusur, suyun ekmegin neyle nereye kadar ne zaman kiminle nicin yetinip doyup kanacagini kendi ismi gibi bilen toplumundan ve dünyasindan emin, günesle yunur kurulanir isinir elenir belenir,her yeseren yaban otlarini dahi yazisi ve yazgisi kendi kisiligiyle özdes ve sosyal hafizayla kabullenip benimseyenligin özgün kaydina gecerek ister ezan vakti olsun, ister dünya hanindan yolcu gelip gecen iklim-mevsimler; kimse kimsenin kac gram neye inanip inanmadigini ölcüp tartmanin kuyumcusu ve kumbaraciligina bazar bezirganciligi ve sirket sahipligi etmezdi. Cünkü saat kordon kundura ev makina HASTAHANE postahane tabak canak perde paravan tekerli tekersiz her arac gerec ve vasita sadece birlikte yasamanin ortak mutluluktan kaynakli ve tedavüllü zoru kolay kilsin diyeydi . Esyalardi, dönüm dolasim daima aklin fikrin vicdanin özgürlügün ve öz güvenin haysiyetli yasam iliskilerine hesap vermekle mükellef, esyalardi piyasasi hakki hukuku en öncelikli danisip görüserek satilik olabilen; ve esyalara göre kisilik bozup kiliga kaliba girerek suretine sifatina kisiligine tüm kücük cikar dürtülerini doyurup kandirmak icin her yola gelir , her icaba uyar, her imrentiye bozulur dagilir tipteki, insanlik degil. Aplacigiiim aplacigim, olduk bittik galiba, ne dersin diye bile sormuyorum, galiba tam da öldük bittik meselesinin pasli bicak sirti, cerrah cerahat zikkimlar zivanasindayiz.
Subat / 22
Afganistan…
Cecenistan gibi hic bitmeyen kiran kirana catismalar kavsaginda
Ölümüm hic sinip denenmedigi katlanilmaz acilarin ve acimasizliklarin
Uyusturucu savas silah gözetleme kulesi gibi tam yerinde görülen karargahligina
Hallolmamis bir hincin doruk noktasi neresidir bilinmez belirsizligiyle
Dünyanin tepesine ullanan soyucu sömürücü isgalci sülüklerinin
Ömrüm oldukca
Bugunda buhurlanan ihlamurdan cok daha fazla dem ve sulardan cok deniz
Zorda kalmis bir göcün gecinde güzünde süprülüp seyredalan ki ben..
Cisil cisil
Cimene cicege müjdelenip dolan
Ve ilkbahar diyip dagdan dereden hisardan burctan
Muaazam okestra ibreciğinden çil çil rezil
Yeryüzünü yukarı deparlayan hadiseler topuğunda zalım zalıma şeffaf
Şahane şatosunda memleketi soyup
Yurtdışındaki depolara koyup
şerefine kadeh kaldıran malın gözü gammazların
Dalga geçiyordu dangalak yurduna koyarak herkesi
Geceyi şafak sökünlerine toplayan yıldızlardan
Gökyüzü aydınlığını yağlığına sararak
Günaydın çardağında seher esip tüten tan yelleri
Gün doğduğunda dalında çağlaydı dünya
Toprağında firik
Salkımında koruk
Bugulu sari sicak alginlari kimi hallerden doludizgin agustos
Serpilip duruyorsa damda toprakta avucundan hasret cirpinip duran
…. güvercin bir kalbin
Kafeslerini acik buldugu kapilardan yaza eyleyen rüzgar yelesine suvari
Tellere telgraflara saatlere sarkaclara
Suyu derinlerden yürüyen bir sarnic gibi poyraz sirtinda, ekin basakli tarlalarda
Gamzeden
En az gamzeden…
Öpmezsem ayip vebal zül…
Sevmezsem demidevrani aska
Hem ziyan hem gardiyan
Sevmek nasibini alan giden makamda bahar güze bir
Transit..
Kendini hayli gidik geckin
Herkesin alisarak gidip geldigi anormal beynelminele
Eritip cürütüp cigneyerek tiksinti tükürdügüne
Ne yani,
ne….?
Kar camur buz ayazla `izine gelmelerinI getirdigi soguk günlerin simsicak gözle görünür elle dokunur dille söylenir düsle yasanir hasret hayalimsileriydi…
Kilitleri tiklim tiklim kusaklarla etrafi sarili baglardan cözülüp cilan valizlerde kimi kutusundan kimi ambalajindan herkesin kedininkini bekledigi merakin gömlekler etekler bluzlar enrtariler pantollar boyunbaglari gocuklarin nakisli kurdeleli ve püsküllüsüyle, el cantalarinda ütüden kanevice dominolarina, igne iplige, ev ve mutfak aletlerine, cizmelere , sulu boya takimlarina, tras makinalarina ve nice niceleriyle, genelde aksamin alaca karanligi cökerken daglarin mor sessizligi icinden cikar gelir; ve sabahi bekleyemezdik kucak dolusu sarilmalarin bize babami getirdigi koskcaman huzurun dizleri dibinde tütün sarar yakardi gazli cakmaginda geceleyin, herkesle beraber konuya komsuya ebeye dedeye tüm özleyip sevdiklerime hediyem olsun diyen..
En cok da her sefer bir baskasi radyo getirirdi. O gelmeye son getirdiklerinin ne kulpu kalirdi ne ibreyi gösteren dalgayi arayan ve aksam kararir kararmaz isli ciranin yetismedigi yerlerde yakip yakip söndürdügü, carcabucak pil harcayip tüketen lambasi.
Yamanıma eeeeey..!
Git git bitmiyor ki hey mübarek şey
Hey..!
Sevmek...
Kurda kuşa,
Konuya komşuya,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!