Yasamsal degerlerden yoksun, haysiyet duyarlilik ilgi ve hassasiyetini yitirmis basina buyruk dürtülere insanligini terkedip ilkesiz ilkelligin kulluk kölelik yükünü ve harfiyatini hayati dönüm dolasiminin vazgecilmezi sayan insanlik cöplügünün ne toplumsal hafizasi vardir ne de özgün karakterde kisiligi.
Ikisinin olmadigi yerde hem toplumuna ihanet edilir hem de ülkesine topragina talan tarumar ganimeti icin kendine sinirsiz sorgusuz tecavüz etmeyi hak sayan aklil fikir anlayisinin inanci ve izni makul ve münasip görülür.
Bu yüzden de en cok YALAN- YANLISLARIN adresine müracatin her türlü ibisvari sinsiliginin huy seciye hüner yol yöntem marifet arac gerecleri kafasina buyruk DÜRTÜLERE göre ayari ve düzeni verilmis kisi keyfiyetini sinirsiz sonsuz yetkiyle donatan TANRILASMASININ sahte ve dalavereci din imanciligi kurgulanip kotarilir. Her kafadan bir ses denilen yerin kendinden baska hic kimseyi umursayip önemsemeyen BASIBOZUKLUGUNA dair ortak yasamin hic bir kural kaide kanun nizamini tanimayan yalan ve yanlislarla kutsanmis ve kurumsallasmisliga hükümran param parcalanmisliklarin rantiye düskünlügünde ÜSTÜN ve BASKIN gelene tabi yapay insanliga yapmacik TANRILAR icat edilir.
Hayal kuran
Adalardan geçince evi verana yıkılmış rüzgar
Yarası tazelenir..öyledir ya..Ondan beter seviyorsam
Frankfurtta çarşısı azad bir pazarsam ve biraz var gücüyle koridor
Biraz köln köprüsü tren
Akdeniz kanı çekiyorsa gözlerimde mil mil ağrıdan
Bulunmus olsa bile bir zaman sonra gelir
Yildirimlardan cakan kivilcimlardan sonra bir zaman
Parlakligi göz kamastirana aradigim gökyüzü burasi degildi,
Degildi bu kezzap bayginligin yanik kokusu
Yanip sönen seye ordaki yiildiz burdaki külün aynisi degildi
Derler söylerler,
Hazır mezarın ölüleri başında bekleşmezken
Ve suyun eline hiç bir atıklaşmış minarel
Bulaşıklı sular dökülmemişken
Kronik klor, karbonoksit, kurşun bilmem ne püskürtülmemişken
Damlasını kanmak niyetiyle yudumlanan hayata
Sudan başını uzatıp ilk önce Afrika kıyılarında karaya çıktı
Gülbenzinde dile gelmiş tülhanlar
Zülüflerini buğday başaklarından yolduran tülbentlere sarınmış yaşmaklı
Gün arnacı yokuşlarında kimi görse kendi sanır
Yakut yadelerin çeyiz sandığından sevmeler sarhoşluğu firuzan
Bulmuş da öyle avunur gibi yaban yelde
Alazlanan harlarda
Hoppur zuppur
Çatır çutur
Subuk ve abuk
Yol yoldan sapıp çıktıkça fırfırlı yön ve kurdeleli fermuar
Bozulmuş ilşkilenişlere üstünü başını döküp kaybetmeden tuttuğunu koparan
Çöl çorak manzara mülakat
Naçihanesinde seyri alemin
Eller sana bakarken, sen ise ellere
Durum vardır durumdan bir durum
Bulanık görünür sersem uykularda uyandığın yüzün
Durum vardır tanıyamazsan eğer dünün neydi, günün neresidir hangizamanın
Bulanık görürsün düşkırıklarındaki hoyrat vaktini
Artık o günlere geldik yanaştık
Şakası yoklarıyla tor top
Öyle veya böylesine, tortop
Bir kuyunun dibi
Veya mezarlıktan sonra da karanlığın derin yerleri ve çukurları vardır, ölümün gidebildiği yere kadar
Yılın son ayına benzeyen soğuk ayaz buz ve beyazdan daha ağarmış solmuş beyaz
Ayvasından narından
Bütün taşınmaz yükünü insana liman eden gemiler
Bak gör ki ne büyük çalkantılar içinden
Kopup kurtulmaya aşkın yurduna azgın sularla su ve deniz
Sus demişsin sen
Ha bire nafile
Nalkiran tellim tamburi tavernalardan
Acilis kapanis saatleri müsküllere mugal
Tam da bozuldu bu alet ne ses ne isik ne gürültü ne duvar
Ne köpüklü gazoz gazinosu ne konser ne afis ne sinema demeye kalmadan
Zaman aceleci bir taksi duuragi, yolsa saatciye kadar zil zurna cardak acemiyken
Neresinden tutsam neresine bassam neresinde dursam ücgeninin




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!