Benim, pencerenin önünde suyunu içtikten sonra uçan kuşa ''aşkım'' diye seslenişime, şaşkın ve anlamsız gözlerle bakan yan taraftaki şahsa, gel de ''inceliği'' anlat!..
Olman gerekene nail olamamak, böyle bir şey olsa gerek...
Her şeyi boş verip
Hiçbir şeyi umursamayım diyorum.
Hatta benden bile bana ne diyorum.
Sonra, bir kedinin soğuktan titrediğini görünce buz kesiyorum.
Sanırım, ne yorgunluğum geçecek, ne hassaslığım bitecek...
Ey kendim!
En çok da sana kırgınım.
Beni keşke bu kadar arka planda bırakmasaydın.
Gitmez dediğin bile gitti...
Gitmem dediğinden gittin
Ne yapsan yetemediğinden.
Bunlar benim dört yapraklı yoncam.
Biri yeğenim, üçü çocuğum.
Kanadımın biri toprağa düştü.
İnsanın ruhu kanarmış...
Susmuşsam
Siz konuyu biliyordunuz
Merhametinizi konuştursaydınız.
Ben bu kadar hiç
İçime içime
Ben, acımı temiz temiz yaşarım.
Rabbimden geldi başım gözüm üstüne.
Yeter ki, insanlar kalplerindeki pisliklerini getirip yüreğimin önüne dökmesinler!
Bir de onların pisliklerini temizlemekle uğraştım psikolojimden.
Rabbim, hepsini sahiplerine iade edecektir.
Yanlışa koşan doğrusuna kaplumbağadır
Doğruya şahlanmak nefsini dizginlemektir
Yanlışa fikri sabitle düz yol da aşılmaz
Utanmayı bilmeyenle asla baş edilmez
İçimize saklanıyoruz yakından
Çoktan gitmişiz uzaklara
Dalıp gitmek değil bu
Dönmeyi istememek
Ne çok hoşça kal sığdırdık yanı başımıza
Enkazın üstündeki çocuk, toprağı elleriyle kazıyarak ailesini arıyor; arada kulak veriyor ses geliyor mu diye.
O görüntü karşısında birden öyle çok öldüm ki...
İnsan oğlu anlamaz!
Kaybetmeden,
Ona ait bir şeyin olmadığını..




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!