Elbiseni kokladığımda anladım
Ne kadar zaman geçerse geçsin
Bu acının hep taze kalacağını
Hatıralarınla bir olup.
.
Ve ben sen kaybıyla anladım evlat
Susuz derenin kenarında nöbet tutup,
Kirpiklerinden buğday başakları umdum.
Katığım soğan, suyum gözyaşım.
Heybemdeki kuruyan ekmeği kalbime attım,
Kalbim yarıldı.
Giyinmem artık sevdanın ayakkabısını.
Aşkın gül dikenleri, cevherliğe kalbimi kazıyorlar
Ölmeye can çekişiyorum sanıyorum
İçten içe yıkılıp duruşlarım
Olmaya kanlı gözyaşlarım
Aşkın gül yaprağı kapıları
Masal okuyor
Eee eee e bana
Uyuyup da büyüyeyim hüzne
Ne kötü yönetiyor
Nasıl da zedeliyor
Düşlerimin ağrısından duramıyorum
Bu sancı nasıl geçer ey hayat?
Bir uyku boyunda uyuşup kalsam
Bıçak altına yatırılsa ızdırabım.
Acımdan kaçtıkları gördüğümde
Acımı alıp kaçtım hepsinden...
Acının sesini kısmak için
Sabahtan akşama kadar müzik dinliyorum.
Gece oluyor
Başımı yastığa koyar koymaz
Acının nakaratı
Sağır ediyor kulaklarımı.
Bu şarkı niye
Böyle vuruyor beni
İçime bir ağrı çöküyor
Nefes alışım aksıyor
Acımın tek tanığı yine benim aralıksız...
İnsan, uyurken içinin acıdığını, yüreğinin yandığını hisseder mi? hissedermiş meğerse duyguları ete, kemiğe büründüğünde...
İnsanın duyguları ete, kemiğe bürünmüşse; bu, acısının tanığı sadece kendisinin olmasındandır...
Herkesin kalbi var da herkesin kalbinde duyacak kulak, görecek göz yok.
Sınırsız sevmeli diyorsun
Yağmur gibi yağan sevgime
Bir bardak suyu esirgedin
Çölünde gül nasıl serpilsin!
Cılız sevgini ben besledim




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!