Gün batımının kınasını yakınmış saçlarına
Arsız karanlıklar gölgelerinde dans ediyor.
Tebessüm kirpiklerine salıncak kurmuş
İçindeki ağlayan çocuğu susturuyor.
Mahsun ayışığı saçlarında dalga dalga
Yeleleri Everest'in tepesinde estiriyor.
Ne çabuk büyüdün çocuk
Ne çabuk büyüdün de
İnsanların sol evinde barınmaktansa
Taş üstünde uyumayı yeğler oldun.
Zira, çok erkenden fark etmişsin
Kimi insanların kalbinin yanında
Bir veda şehriymiş gözlerin
Avuç avuç gözyaşı döktüren.
Ellerin hasret kokarmış hep.
Anlamalıydım anlamalıydım
Durun bi' daha sarılayım deyip
Dönüp dönüp sarılmandan.
İçimde bir köşe bulup
Sığınıyordum umutlarımın içine.
Ninniler söyleyip içime
Demleniyor, dinleniyordum derinliklerde.
İyi ki diyordum iyi ki
Sağlamdı sol yanım
Burası göç yurdu.
Ve sen bir kuşsun, oyalanma.
Burası göç yurdu.
Ne çok oyalandın canım
Kan ter içinde.
Yokluğunu giydirdin bu şehre.
İstanbul sensiz İstanbul mudur?
Her şeyin suratı matem.
Nasıl anlatayım
Soğuk bedeninde yüreğimin yandığını?
Geçip döndüğün yerlerde kırılıyorum.
Kimseyle iç içe olmak istemiyorum; çarpılıyorsun, çıkarılıyorsun, toplanıyorsun, bölünüyorsun. Artık şöyle bir kenarda bütün kalmak istiyorum...
Nasılda sana benziyor herkes gitgide,
Gelip geçmeyi bilmeyen umuttan.
Korkuyorum;
Bir gün aklım ölecek,
Herhangi birinin yüzündeki resminde.
Her dökülen yapraktan bir ah işitilir.
Kalpti bu
Cam değildi ki yerine yenisini taktırabilelim.
Taş yağmuruna yakalanmamızdan
Paramparça oluşumuz.
Ömrümüzün şarkısı ağrılı çalıyor.
Candı bu




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!