Dedi ki:
Sen uyurken
Yüzüne baktığımda anladım.
Hüzün hiç uyumazmış..
Eylül! söz yaprağa düştü
Vur sinene!
Efkar toplamak istiyorum.
Şair mutluluğa ölmez
Hadi eylül! hüzün içmeye.
O ansızın öldü
Herkes hüzün taşımıyor insana.
Bağırlarında bir taş var gibi
Kendilerinden başka kimseyi
Ne duyuyorlar, ne görüyorlar.
Bir kalp taşımak varken
Öyle bir kuş tüyü kadar hafif ve narin;
Hüzünlerim üzüm bağlarım
Yapraklar ömürden sayfalar
Aşk cennetten dolan şarabım
Sendeleyerek olmaktayım
Eylülün razgarlarındayım
Sen gittin
Ben arkamda gölgeni sürükledim
Hüzünlü gecem
Dizlerimin üstüne çöktüm
Kendimi dumanıma gömdüm
Gözyaşımı kahkahamın içinde akıtmayı öğrendim;
Bu yüzden biraz hüzünlü, biraz tebessümlüyüm...
Gün batımı değildir görünen
Bu ne yangındır ah ne de duman
Yüreğimdir gökte yanıp duran
Şu denizi içine sığdırsam
Yağmur değildir gelmekte olan
Uyuyamamak
İçine
Kendini aramaya çıkmaktır
Binbir sokaktayım
Sesimi bi' duysam
Oraya doğru koşacağım
On iki yıl öncesi
Şu fotoğrafta ne düşünüyorsam
Şimdi de aynı şeyi düşünsem
Sonraki yıllara
Hüzün yüklü trenler geçiti kalbim
Her vagonda ayrı bir hikaye
Öyle tepeden bakıyorsun ki
Düşüşün çetin olacak!..
Başaklar doldukça eğiliyor;
Bak da ibret al...
Kendi kusurlarını bitirdin mi de?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!