Bazı insanlar vardır o kadar çocuksu ki
Çocuksu bakıp çocuksu gülüyor
Çocuksu davranan her haliyle
Sanki hayatla oyun oynuyor
Dizlerinin üstüne düştüğünde.
Belli ki büyüklük ağır gelmiş
Peşinden koşuşturan mavi telaş
On iki saniyede doldurdu yaşını.
Arkandan dökülürken sel oldu.
Koluna giren yelle el oldu.
Kendime sözüm geçmiyor zira
Gözyaşım benden daha büyük.
Bazenler ömrünü bitirir
Ve parmak uçlarından yükselir insan
Bir arpa boyu yol alarak
Pervasızca çırpınır kuşun kanadında
Mavi bir deniz belirir ansızın
Geceyi sırtlanmış yıldızlarıyla
Ağır yaranın çığlığı uzun sürer;
Bunu bir yaşayan bilir bir de duyan.
Var mıydı öyle kısa süreliğine gidip gelmek
Üstelikte kulaklarımızı tıkayıp.
Toprağın altından ahh işitiliyor!
Duysaydınız duyardınız yüreği delen o feryadı.
Gövdemden kırıldın.
Gövdenden kırıldım.
Biliyorum
Son nefesime kadar
Hep bir sen sızacak
İçimden,
Yüreğime gönderdiği bir demet bakışından,
Aşkın şarabını içmişim fark etmeden.
Benliğim!
Benliğim zil zurna.
Aklım sallanıyor!
Yalpalaya yalpalaya
Sensiz yaşamaya çalışmak ne zormuş.
Kan ter içinde
İçime dönüyorum
Yürek dolusu hüzünle
Ağır aksak.
Ben bekliyorum;
Sevgi neydi?
Sevgi emekti.
Kalbindeki sesin, emekteki sevgiyi tercih etti,
Al yazmalım.
Eskiden sevdalar destandı,
Şimdi masallarda kaldı.
Beyaz papatyalar da gelin olmuş
Cennet bahçesine;
Senin gibi...
Beyaz sayfalar yazıya,
Yıldızlar geceye,
Beyaz, siyaha,
Nedir bu öfken?
Sökülüp gitmek ister gibisin.
Sağa sola savrulurken
Ağaçların-yaprakların
Denizin suçu ne?
Benim suçum ne?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!