Ev dediğin nedir ki iki değersiz eşyadan başka...
İnsan dediğin yürekte ağırlanır.
Yürek dediğin uçsuz bucaksız;
Ve herkes kendine o yürekte bir bahçe ayırır.
Benim zannettiğin bahçe senin;
İster gül ol, ister diken;
Ey kendim!
En çok da sana kırgınım.
Beni keşke bu kadar arka planda bırakmasaydın.
Gitmez dediğin bile gitti...
Gitmem dediğinden gittin
Ne yapsan yetemediğinden.
Bunlar benim dört yapraklı yoncam.
Biri yeğenim, üçü çocuğum.
Kanadımın biri toprağa düştü.
İnsanın ruhu kanarmış...
Susmuşsam
Siz konuyu biliyordunuz
Merhametinizi konuştursaydınız.
Ben bu kadar hiç
İçime içime
Ben, acımı temiz temiz yaşarım.
Rabbimden geldi başım gözüm üstüne.
Yeter ki, insanlar kalplerindeki pisliklerini getirip yüreğimin önüne dökmesinler!
Bir de onların pisliklerini temizlemekle uğraştım psikolojimden.
Rabbim, hepsini sahiplerine iade edecektir.
Yanlışa koşan doğrusuna kaplumbağadır
Doğruya şahlanmak nefsini dizginlemektir
Yanlışa fikri sabitle düz yol da aşılmaz
Utanmayı bilmeyenle asla baş edilmez
Tek cümlelik insanlardan
Çok cümlelik yorgunluklarımız var;
Anlatmaya kalsak,
Dinlenmeye
Saatte daha çok var geçecek.
Ellerinde güllerle gelenlerden
Bakmayın siz benim çocuk görünüşüme
Dışımdaki benden kat kat büyüğüm.
Günler haftaları, haftalar ayları, aylar yılları
Ani bir haberle çarptı yaşıma.
Otuz yılı acı bir haberle doldurdum...
Evde, üç çocuk, bir eş...Ben baba yaşındayım.
İnsanlığın yüreğinden düşürüldüğü
Milyonlarca parçalarından biriyim.
Köşe başlarına sıçrayan ruhunun
Semadaki can çekişen haliyim.
Bedenimde feryat eden insanlığı
Ağlatamıyorum artık gözlerimde.
İçimize saklanıyoruz yakından
Çoktan gitmişiz uzaklara
Dalıp gitmek değil bu
Dönmeyi istememek
Ne çok hoşça kal sığdırdık yanı başımıza




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!