Gecenin on bir buçuğu İstanbul'da
Ayın önünden perde perde geçiyor bulutlar.
On dakika kadar önce
Gökyüzü şiir şiir yağmur serpiştiriyordu yeryüzüne.
Biraz çiçek kokuyor balkon biraz toprak
Ve çokça hasret.
Peşinden koşuşturan mavi telaş
On iki saniyede doldurdu yaşını.
Arkandan dökülürken sel oldu.
Koluna giren yelle el oldu.
Kendime sözüm geçmiyor zira
Gözyaşım benden daha büyük.
Delilik aklın tatile çıkması
Bu şehir artık benim doğduğum yer
Kırk yaşındayım, bir yaşındayım
Artık o acı sözleri anlamıyorum
Çünkü bir yaşındayım
Gece beyaz, gündüz siyah
Denizin gamzeleridir vapurlar
Gülüşümdeki hüznümü taşırlar
Bir parça simide çığlık martılar
Şu beyaz bulutlar kalbime yağsa
Denizin gamzesindeki huzurum
Bazenler ömrünü bitirir
Ve parmak uçlarından yükselir insan
Bir arpa boyu yol alarak
Pervasızca çırpınır kuşun kanadında
Mavi bir deniz belirir ansızın
Geceyi sırtlanmış yıldızlarıyla
Duyuyor musunuz?
Anne çığlığı var martıların kanadında...
Toprak deniz koktu bu sabah.
Biz öldürüldük mü uykumuzda?
Çığlık var kanatlarımızda.
Bin el omuz vermiş omzumuza
Ağır yaranın çığlığı uzun sürer;
Bunu bir yaşayan bilir bir de duyan.
Var mıydı öyle kısa süreliğine gidip gelmek
Üstelikte kulaklarımızı tıkayıp.
Toprağın altından ahh işitiliyor!
Duysaydınız duyardınız yüreği delen o feryadı.
Biliyorum
Öyle güzel gülüyorlar ki
Mevzusu derin olanlar.
Hani öyle çiçek çiçek...
Benim gülüşümde uyku çiçeği uyuyormuş.
Gidip kirpiğimin dibine saklandım...
Bir ninnin sesinde
Günlerce uyuyacak kadar yorgunum
Annem uyansa derin uykularından
Dizlerinin üstünde sallardı beni...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!