Hüznü hicranına doğurdu
Eylülün kucağına koydu
Yakasız gömleği kundağım
Bugün bir gram uyumadım
Gözyaşım yastığa taşırdım
Kimi, tarlada gelincik çiçeği
Koparılmaya müsait, ölmeye de
Boynunu bükmüş, bekleme güzeli...
Ben yarda uçurum çiçeği
Koparılmaya tehlikeli
Burası göç yurdu.
Ve sen bir kuşsun, oyalanma.
Burası göç yurdu.
Ne çok oyalandın canım
Kan ter içinde.
Sen, içime hoşça kal öpücüğü bıraktın yangından.
Ben, üzerine özledim öpücüğü bırakıyorum gözlerimdeki yağmurdan.
Ne benim içimdeki yangın sönecek,
Ne senin üzerindeki yağmur dinecek.
Bu mevsimin adı sensizlik.
Öyle bir mevsim ki sensizlik
Yokluğunu giydirdin bu şehre.
İstanbul sensiz İstanbul mudur?
Her şeyin suratı matem.
Nasıl anlatayım
Soğuk bedeninde yüreğimin yandığını?
Geçip döndüğün yerlerde kırılıyorum.
Kimseyle iç içe olmak istemiyorum; çarpılıyorsun, çıkarılıyorsun, toplanıyorsun, bölünüyorsun. Artık şöyle bir kenarda bütün kalmak istiyorum...
Nasılda sana benziyor herkes gitgide,
Gelip geçmeyi bilmeyen umuttan.
Korkuyorum;
Bir gün aklım ölecek,
Herhangi birinin yüzündeki resminde.
Her dökülen yapraktan bir ah işitilir.
Yanan kalbe karanlık uğramaz...
İnsan asıl anlaşılamadığı zaman yalnızlaşır...
Fikri fukara olanın derdi para olur...
Egosunu parasıyla şişirenin karakteri içi boş balona benzer...
Sonra bir cümleye yenilip
Elinin ayağının dermanını dökersin...
İçin güzelse, en güzel yerde yaşıyorsundur...
Cahiller hep haklı ve kalp kırdıkları için hiç pişman olmuyorlar...
Kalbinde zarafet olmayanda içtenlik aranmaz...
Aşk, kalbini kocaman eder ve bu dünyayı dar edermiş sana...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!