Evet bir şeye hayrım yok!
Kendinden önce
Yüreğime parası gelsin demediğim için.
İki yüzlülüğe fırsat kollayıp
Karşımdaki uykuya döner dönmez
Dilimi sırtına saplamadığım için.
Gün batımı değildir görünen
Bu ne yangındır ah ne de duman
Yüreğimdir gökte yanıp duran
Şu denizi içine sığdırsam
Yağmur değildir gelmekte olan
Neşter dünleri kanatıyor
Tabip yaramı saramıyor
Ömür söküğü dikilmiyor
Yarınla aram açılıyor
Eylül nefesini aratan
Kalbimi ''Aşk'a'' adadım
Ben, bu evrenden
Ruhu aşk çiçeklenmiş gideceğim
İlahlaştırılan her şeye
Hz. İbrahim'in baltasını taşıyorum
Avaz avaz
Bir şiir var şimdi içimde
Öyle savruk
Öyle kavruk.
Ne kaleme sığar bu
Ne gözden taşar
Sözüm ona raflarımda tozlanacaktım
İsteğim üzerine
Şimdi yığın yığın düşüyorum
Kibrit uçlarına.
Avuçlarımın içindeki ıslak dualara
Hasretinin ellerinde yırtılmış fotoğraf gibiyim kimi zaman
Epey vakit alıyor, parçalarımı bulup aynaya yapıştırmak
Uyku saatlerindeyim, gözlerim baş yastığıma
şiir yazacak
Düşe kapılan yüreğim, ıslak şiiri yağmurlu yüzün sanacak
Tara gitsin.
Ölünce kıymetli olunuyor.
Beni yalnız
Kurşun kalemin ucundan kırılan
Kurşunlar öldürsün.
Tabutum da kurşun kalem olsun.
Uykunun kapısında
Kirpiklerimdeki çiçeklerle bekliyorum seni.
Beni içeriye al.
Beni hiç ölmemişsin gibi karşıla.
Mutfak çay ve yemek koksun
Ellerinden yine.
Yeryüzü gidişini savdım
Sıradaki gökyüzü.
Beni kuşlar taşısınlar
Yurduna.
Ömrüm




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!