Yeryüzü gidişini savdım
Sıradaki gökyüzü.
Beni kuşlar taşısınlar
Yurduna...
Sen
Oysaki
Ben de etten, kemikten bir insandım;
Sen güçlüsün dediler...
Kalması gerekenler de gitmişti
Hayatlarına geç kalmış gibi...
Öyle
Akşama kadar okyanusları aşar,
Gelir bir avuç gözyaşında boğulursun.
Arkamdaki hüzünler ordusundan
Köşe bucak kaçıyordum durmadan
Ne diye vurdun beni sen ortasında
Yüreğim havada silahsızdım
Kan revan içinde bıraktın.
Gözyaşımı döktün sevgili!
Sen yine suçlusun
Yüreğimi yanına aldın
Melekler seni tutuklasın
Cennette müebbet yemen için.
Ben sana hasret yaşıyorum.
Gözyaşımı döküyorsun sevgili!
Toprağa ayrılığa
Gözyaşımın üstüne kordum
Nasıl oluyor da
Şu ev, şu yol alev almıyordu
İlk kez kanat açıyordum göğe
Peşine yalpalaya yalpalaya
Hep dudakla mı öpülür insanın yüzünden.
Eğilip gözyaşımla öptüm yüzünden.
Nasılsın diye sordum.
Keşke cevap verseydi üstündeki çiçek...
Bir nefes uğruna
Ne çok şiir olup öldüm.
Yüzüme çarpıyor
Gözyaşından kapılar.
Nasıl içinden çıkılır
Bu ölüm sancılarının?
Sararıp solan arka bahçelerin pencerelerine güller dikmişler
renk renk.
Bahar gitmesin
kıyısındayız
Bir düşün
Bir gülüşün.
Güzel gülmeli insan,
Güneşi doğurur gibi yüzünde.
Kışı çatlatıp,
Yazı dalından koparmalı.
Ve kendinden geçerken,
Mutlaka bir çocuğun kalbine yakışmalı,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!