Upuzun gidişlere koyulduk.
Kiminin elinde hafif acımasız dikeniyle bir gül
Yapraklarını döke döke gidiyor mevsimlere.
Kiminin elinde ise hançer edindiği kendisi
Sırtından girip göğsünden çıkıyor
Hep orayı yol olarak gördüğünden.
Eylülde doğdum
Eylülde sevdim
Eylülde ölmek isterim.
Ben eylül...
Her yaprak dökümünde içimde kuşlar uçuşuyor.
Her yıl olduğu gibi
Göğe yuva kuruyorum ruhuma.
Kirpiklerimde yağmur salkımları.
Yüreğimin bağ bozumundan
Hüzne ve aşka sarhoşluğum.
Umut kapıyı çaldığında
Gelen hayalin çıktığında
Hicranın düşe sızdığında
Eylül ağrım döner evine
Kalbime ıslık çaldığında
Hayalin inandırdığında
Kalp atışı hızlandığında
Sevinçler serap çıktığında
Eylül ağrım döner evine
Albümler açıldığında
Kırk iki kez ölüp kırk iki kez yaşlanırmış insan birden hüzne...
Parklar en çok yaslıları ve yaşlıları bağrına basıp dinler.
Ve her gün batımına doğru ellerimde garip bir telaş başlar.
Yaslının ve çoğu yaşlının kapısını hüzünlü akşam açar.
Çocuklar gibi salıncaklara binip uçup gitmek istiyorum.
Ki akşam yorgun yüreğin dönüşü hüznün sizden önce gelişi.
Ben hep kış mevsimine denk geldim;
Saçlarımda kar, gözlerimde yağmur...
Boşalttım kendimi aynalardan
Özledim yazıp.
Dolaptaki elbiseler benim değil artık.
Gözyaşlarımı valize doldurdum
Bir kelam, bir kalem bırakıp ceplerime.
Ayakkabılarıma veda ettim
Evet bir şeye hayrım yok!
Kendinden önce
Yüreğime parası gelsin demediğim için.
İki yüzlülüğe fırsat kollayıp
Karşımdaki uykuya döner dönmez
Dilimi sırtına saplamadığım için.
Gün batımı değildir görünen
Bu ne yangındır ah ne de duman
Yüreğimdir gökte yanıp duran
Şu denizi içine sığdırsam
Yağmur değildir gelmekte olan




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!