Yatağın yol,
Yastığın kolunun üstü.
Aralıksız ölüyorsun uykunda.
En çok da aralıkta ölüyorsun
Buz tutmuş yatağında.
Yüzünde ne çok gözyaşı kurumuş
Bir bakın etrafınıza
Ne çok insan kılıklı var
İçi karanlık
Dışı beyaz sıva
Sıvasında ben hep haklıyım yazar
Fırsatını bulduğunda
Elbette hikaye çıkacaklardı; çünkü hikaye yazmakta üstlerine yoktu...
Niye bir insanı ölünce kıymetlendiriyorsunuz?
Onun için bir şey yapmanıza gerek kalmıyor değil mi?..
Ben, ölünce kıymetlendirilmek istemiyorum mesela...
Kalsın! İki yüzümüz gülünce, saldırıya geçenin kıymeti.
Kalbiyle değil, yüzüyle gelenin samimiyeti!..
Kalsın! Ben gittikten sonra bana akıtacağı gözyaşı...
Ah yalan dünya!
Bi' gönlüne beni sığdıramadın.
Açtım canımın kapılarını
Gelsin ölüm.
Topladım parçalarımı
Gözlerim dediğim bir çift valizime.
Kesip atılmalıydı bu kısır döngü...
Gecenin rengi kankırmızı
Gözden gelen pişmanlığın benziniyle
Yaktığım biz dediğimiz bütünden.
Nasıl da kor ve dumanız
Okyanuslar gelse, yağmurlar yetişse
Gözün aydın;
Ağlamıyorum artık.
Göz/yaşlarım kökünden kesildi.
Ne baharım kaldı
Ne canım.
Hazan içinde
Acının harı takvimleri sardı,
Yanıyor mutluluğum cayır cayır.
Ne kadar gün varsa kırıldı senden sonra;
Rüzgarın dalına kül olup dağılıyorum.
Sen bir tek ölmedin beni de yanına aldın.
Arkama baka baka gidiyorum eve.
Bana bir bardak şiir getir hece
Zifiri karanlık gözlerinden
Yapraklar da dökülmeye başlamış
Neyime gerek sonbahar saçların




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!