Kim gelmiş oğlum?
Bir vagon kömür gelmiş anne!
Bir vagon kömür...
Söylesene anne!
Ben şimdi,
Babamı yüreğimden nasıl defnedeceğim?
Önüne oturup beklediğimiz camlar kırıldılar.
İçimize köklü ayrılıklar esiyor.
Göçmen kuşlar gibiyiz artık tek bir farkla
Dönmemek üzere gidiyoruz olduğumuz yerde.
İlk adımımız dikenli bir tarlaya düşüyor kanatlarımızla.
Beklemek ağırlık yüklermiş kucağına.
Gecenin ikisi
Uykusuzluğun dibi
Sıyır sıyır bitmiyor bu hüzün
Komple mi yandı yoksa kalbim
Aşkın rengi siyah mıdır gece
Bu ne kördüğüm bir bilmece
Biz seninle
Siyah beyaz bir elbiseydik
Aşk anlaşayışları karışmayacak olan
Onca hüznün kaynar sularında
Rengin birazcık attı, o kadar
Ben ise hafif grileştim
Kim dedi sana
Yüzüne hasreti tak
Sorsan izin vermezdim
Kirpiklerimde ırmaklar yanacak
Yeryüzüne düşmeden daha
Yağmurlar kuruyacak.
Bilmeden bir duaya nail edildim
Ettiren de, gerçekleştiren de Rabbim
Sana aşkı yüreğime ben ekmedim
İki cihanlık sevgimle boyun eğdim
Tüm acı gerçeklere perdeler çektim
30.9.2024
Salı gecesi
Rüyamda ölmüştün
Bir masanın üstüne yatırılmıştın
Üstündeki elbiselerinlesin
Otuz, otuz beş yaş arası yaşın
Ey göç yurdu!
Çırpındıkça
Üzerine konduğum
Ömür ağacımın yapraklarını es geçip
Gelip gelip kanatlarımdan vurdun.
Unuttun mu?
Ben bir şiire yenildim
Bir de kalbime.
Acı mı?
Önce düşümden düştüm;
Hem de ne düşüş...
Sonra düşlerimin peşine düştüm.
Böyle hüzünlü manzaralar gördükçe
Ben nasıl derin uykular uyuyabilirim ki?
Olmuyor usta!
Sen dur desende
Ben, kayıtsız kalmayı beceremiyorum.
Yüreğim çıplak ayaklarla kaçıyor




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!