Kesip atılmalıydı bu kısır döngü...
Gecenin rengi kankırmızı
Gözden gelen pişmanlığın benziniyle
Yaktığım biz dediğimiz bütünden.
Nasıl da kor ve dumanız
Okyanuslar gelse, yağmurlar yetişse
Gözün aydın;
Ağlamıyorum artık.
Göz/yaşlarım kökünden kesildi.
Ne baharım kaldı
Ne canım.
Hazan içinde
Acının harı takvimleri sardı,
Yanıyor mutluluğum cayır cayır.
Ne kadar gün varsa kırıldı senden sonra;
Rüzgarın dalına kül olup dağılıyorum.
Sen bir tek ölmedin beni de yanına aldın.
Arkama baka baka gidiyorum eve.
Bana bir bardak şiir getir hece
Zifiri karanlık gözlerinden
Yapraklar da dökülmeye başlamış
Neyime gerek sonbahar saçların
Ne vakit mutluluğa adım atsam
Yığsam tüm askerlerimi
Devşirsem umutlu düşleri
Bir şeklide bozguna uğruyorum
Kana kana içemediğim huzur
Soframda ekmeğin tadı
Eylül aromalı kahve kokan bakışlarını
serp içime rüzgar
Yüreğimin hüznüne aşık...
Bugün de hüznün trafiğine takıldım
Güne yığılan sensizliği aşamadım
Anıları kirpiklerime sıraladım
Yarınlara tüm heveslerim tepetaklak
Yılların yollarına canımdan fırladım
Küçüğüm!
Sen
Hangi yıkık ülkenin çiçeğisin?
Saçlarında
Bir avuç toprak acısı ağırlığı.
Baharların sökülmüş
Sende kalmışlığımın bağrından koparcasına
Bir sancı var
Yola çık
Saatlerin ileriye sarıyorken henüz
Ayırmalıyız hasretleri




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!