Yağmur değil bu yağan
Gökten tenime su boşalıyor.
Bulutlar enginde çarşaf
Yağmurlar asabi yas tutuyor.
İçimdeki İstanbul, İstanbul ölüyor.
Bugün doğum günün.
Her nefes alışımdan
Yirmi iki bin yas aldım.
Yirmi iki bin mumun ortasında ruhum yandı.
Ayaklarıma yığıldı enkazım.
Dalından düşen yaprak gibi
Bugün
Kendimi beyaz gülümsettim
Baharın yeşil yapraklarını
Yüreğimin kapısına uzatıp.
Yarınlar uğurum olsun.
Nefes alsın içimdeki çiçekler.
Öyle özlersin ki
Kapı çalacakmış gibi
Gelecekmiş gibi beklersin.
Gözlerin düzenli olarak terler.
Akşam üstü bulutların yorgundur.
Sis çöker üstüne
Sonra
Bütün renkleri gözünden silip
Beyaz bir elbiseye aşık olur
Hevesin...
İstanbul'a kar yağıyor
Sen yine beyaz giyiniyorsun.
Kar kaplıyor içimi
Bir kat daha.
Yıllar kapandı.
Ne sen geldin
Sen bana bakarken salkım salkım
Siyah üzüm taneleri dökülürdü gözlerime.
Sonra o bağ bize sepet sepet hüzün verdi;
Saçlarımdan akan beyaz ırmaklar yüreğimin terinden...
Aşka gelen İstanbul
Yapraklar serpiştiriyor üstümüze
Gökyüzünün beyaz güllerinden
Yollarımıza halılar sererken
Rüzgarın frekansındaki şarkı Sezen'den
İstanbul İstanbul olalı...
Kağıttan gemiymiş kalbin, içine şiirler yüklediğim
Ansızın gözyaşıma saplanıp battı
Dilin keskindi, bize dair tüm düşlerimi kesti biçti
Kalbimdeki, bize doğacak şiirleri kürtaj etti
Sen, bir dağ olup indiğinde sırtıma
Daha yeni doğmuş şiirim de kucağımda idi
Ömrünün saati ayrılığa vurulmuşsa
Kavuşmaya hayal kurmak beyhude...
Takvim hazansa
Günleri, ayları, yılları bilmeye gerek duymazsın...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!