İçimden gele gele gülmeyi bilmeseydim
Hüzün yağmuru altında çürüyüp giderdim
Sınav ilahi aşka hazinem demeseydim
Tüm cephelerden kalbi çiğ olarak dönerdim
Sırtıma biriken karları kürümeseydim
Penceremde
Yolumu bekleyen kuşlarım var;
Çünkü kalbim onlardan sorumlu...
Annemin gözyaşı
Göğsüme akardı.
Sonra
Tırnak uçlarıma kadar
Bir acı sızardı...
Sonra
Gülüşüm yalancı yaz;
İçim kış kıyamet.
Hasretin soğuk yangın;
Küle dönmekten yoruldum.
Gök yüzüne kanat açtım.
Gözlerinin kapısındayım
Küçükken olduğu gibi
Gidip kiraz ağacımızın en tepesine
Ya da ceviz ağacımızın en tepesine çıkıp
Bak anne kuş oldum diye bağırmak istiyorum.
Lakin ne annem kaldı
Ne kiraz ağacımız
İçimize bir boşluk çöktü
Çıkamıyoruz duygularımızın enkazı altından.
Sanki bütün kuşlar ölmüş.
Pencere önleri yere düşmüş.
Kapılar toprağa kilitli.
Çilingirlerin gözyaşları çaresizliklerinden.
Duydun mu yüreğim?
İki annenin daha yüreği
Dalından düşen gülüne kül.
Söylesene yüreğim
İnsan nasıl lav olup akar
Kollarından tırnak uçlarına kadar...
Her şey her şeye ayrılık yüklenmiş.
Kırılan vazoya
Sen de gidiyorsun yani
Güle güle git dedim.
Dün de
Ölen çiçeğimi defnettim toprağına
İçime yığılıyor hüzün
Daha kaç şiir olmalıyım
Darmadağın duygularımı toparlamaya
Bir kitaba
Kendimden çok uzağa gidebilsem
Başımıza taç ettiklerimiz
Yerinizi yadırgayıp
Egonuza çıta çıkmaya kalkışarak
Değerden meğerse çıkartıp
Başınızın göğe ereceğini sandınız.
Gelmeden düşün yakamızdan Allah aşkına,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!