Saydım
Üç yüz altmış beş güne
Üç yüz altmış beş adet etmedi aldığım nefes.
Ölü günler suluyorum bir yeşil yaprak uğruna.
Göğüs kafesimde bir kuş uyuyor
Kaldır başını göğe bak
Gökten siyah deniz akıyor kupkuru
Oysa dün gri bir yağmurdu bu susuzluk
Toprağa ardı ardına selamlar çakarken şimşek
Değişir elbet bugünler de değişir
Hadi güneşe as nemli gözlerini...
Bir çiçek boynunu büküp
Dedi ki
Dışarıda yağmur yağıyor
Beni ona götür
Kavuşacaklarım var
Sen beni asıl
Ve karar verdik, aklım ile ben çıktık yola.
Daha onun haberi yok.
Aslında yokmuş gibi davranıyor
En can alıcı yerden vurmak için.
En can alıcı yerinden vurmak için
Serseri kurşunlar diziyorum aklıma, mantığıma.
Vardır her şeyin bir hasat vakti
Mutluluğun da hüznün de.
Kimse bilmez
Bir eli üzüm toplarken
Diğer elinin hüzün topladığını.
Kırlara gelmiş duygu seliydim
Dönüp dolaşıp denize ulaştım
Uçsuz bucaksızlığa bulaştım
Soğuk bir hara bırakılıp yakıldım
Küllerimi hisardan sığınak yaptım
Kaçıp içime saklandım, saplandım
Biraz üşütmüşüm
Aslında çok üşütmüşüm
Hiçbir şey yokluğun kadar üşütmediği için biraz diyorum.
Gözüm yaşarıyor biraz da
Bak yine biraz dedim
Evlat acısı: Etrafı dört duvarla çevrili, kapısı, penceresi olmayan içi ateşle dolu bir odada cayır cayır yanmaktır.
Ayaklarınız yerden kesilir. Evladınızın hayalinden başka bir yere sığdıramazsınız kendinizi. Ne yer sizindir ne gök.
Asla normal davranamazsınız. Çünkü kendinizde değilsinizdir.
Normal haliyle, oturuşundan, kalkışından, ne konuştuğundan haberi olmayan tek pencereli insanlar, sizi yargılamaya kalkarlar... Bu insanların en fazla sahip oldukları şey hadsizlikleri...
İstanbul kara bürünüyor
Çocukluğum çıkageliyor
Beni alıp köyüme götürüyor
Bacada dumansız hasret tütüyor
Evimizin gözleri söz yaşı döküyor
Ben senden önce
Bulut dolusu ağlardım.
Sen gittin
Gözyaşım göğü kapladı.
Bugün doğum günün.
Söylesene can tanem




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!