Hayat ağacıma kazıdığım ismini
Sözünün neşter ucuyla sıyırıyorum
Yarına adım adım kabuk bağlıyorum
Nevbahara çiçeklenmeye gidiyorum
Aşka verimsizliğini garipsiyorum
Kurumuş yolumun üstündeki pınarlar su vermiyorlar
Unutmuş olmalılar, buradan geçer hep kara sevdalar.
Heybemdeki kırıntılar, yetinilemeyecek kadar az
Unutmuş olmalılar, bir insan mutlulukla doyar.
Gamzemde ki gülücükler soldu açmıyor vazom da
Unutmuş olmalılar, yaz yağmurlarını özler.
O bez tanesi kış
Kalbimle mi ısınıyor şimdi?
Uyutun beni
Üstüme kat kat kül örtüp.
Gece, şiire siyah sayfa
Gerdanında yarım ay
İnsanın gönlünde
Bir tamamlanışı, bir eksilişi gibi sanki
Ne vakit dokunsam ömrüme
Yaşamaktan yana
His yok, düş yok.
Yemek yok, içmek yok;
Tadı tuzu alınmış her şeyin.
Toprak yüzümü süslemekte.
Kiraz ağacımızın tepesine çıkıp
Anne kuş oldum diye bağırırdım
Bir elim dalda, bir elim havada
Normal halimle uslu
Kuş halimle başına buyruk çocuktum
Düşersin dallara tutun diye bağıran anneme
İnsanın gülüşleri yıkılır mı?
Gülüşlerim yıkılıyor yüzüme
Adın dudaklarıma.
Yıkıldı sen gidince gök kubbe
Canı çekildi İstanbul'un
Şu deniz gözyaşı
Şu solan günler güllere karışsa;
Bu dünyadan gitmeden önce,
Nefesimle dans etmek istiyorum.
Gelsin çocukluğum,
Gelsin gençliğim,
Her nefes verişimde
Sana
Bir kuş havalanıyor içimden.
Her nefes alışımda
Boğazımda kalıyorum.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!