Hüzün gönül teline vuruyor
Dilimde türkümüz uyanıyor
Söz yaşlarına mendil yetmiyor
Ak güllerine sarılıyorum
Uzun ince yollarında kaldım
Şimdi, akşamüstü gözlerim
Hep, yanına doğru uzanan
Ah, göbek bağımız bağlansın
Anneliğim umut taşısın
Ayrılıkların canı çıksın
Bugün doğum günün.
Ben yine bi yas daha aldım senden.
Yokluğun doğuyor kirpiklerimde.
Kalbime saplanan her sancı
Binlerce kurşun.
Avuçlarımdaki gözyaşı
Bilmiyorum göğsümden kaç bin kelebek uçtuğunu.
Döner mi ki günlerim saat on iki'ye vurmadan.
Takvimin sayfalarını koparmayı bırakmam
Gidenlere engel olmuyor.
Candan bakınca dışarıya bir garip oluyorum.
Kimsesizlik ne zormuş.
Avuçlarında can kırığı olmayan beri gelsin
Yaralı kuşlarımız var
Gök yüzüne dolmuş.
Nerede bu can ağrısından inilecek durak
Bilen beri gelsin.
Ne uzun bir yol bu ağrı
Ben bir değil binlerim
Her sabah, güneşin kızılından doğan
Milyonlarca al bayrağa gebeyim.
Bileğimden kessen ay yıldız akar
Toprağa tohumlar serperim.
Güz olur yapraklar düşse gözden
Sararır solar benzin aniden
İç fırtınaya yakalanırsın
Üzüntüden yatağa düşersin
Hasretten kış gelirmiş aniden
İnsanın yüreği dudaklarını çarpar mı?
Çarpıyormuş meğerse,
Sol yanından o dokununca.
İnsanın elleri yüzünde ney çalar mı?
Çalıyormuş meğerse,
Tek heceye düşünce.
Nezaket samimiyetin altın kuralıdır.
Dürüstlük tek yüze sabit.
Bir karıncanın zararsızlığı,
Bir kuşun omuzdaki hafifliği,
Bir kahvenin hatırı yoksa yüreklerinde;
Neye yararlar?
Nezaket samimiyetin altın kuralıdır
Dürüstlük tek yüze sabit.
Bir karıncanın zararsızlığı,
Bir kuşun omuzdaki hafifliği,
Bir kahvenin hatırı yoksa yüreklerinde,
Neye yararlar?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!