Canevimde bıçak ağzı gezinir
Her bir sitemi kanımla beslenir
Acılar gelir bende şiddetlenir
Ben, beni aşkın dert sahibi etti
Tabip, ellerine uyutsun beni
Bir eylül masalıydı
Son sayfası
Son nefesim olan.
Ne vakit gülse
Ayaklarım yerden kesilir
O'nu rüyamda ağlarken gördüğümde anladım
Şiirin yarası hâlâ çok sıcaktı
Kırgınlığa takılıp kalmak vakit kaybıydı
Merhametimin çıplak ayaklarıyla düştüm yola
Elini ayağını çekmiş gece
Hüzün sokaklarda at koşturuyor.
Gözleri dolmuş göğün
Birazdan başlar yağmur.
Sen yine toprak mı kokacaksın bana?
Bu hikayede bir yanlışlık var.
Ne vakit dokunsam ömrüme
Yaşamaktan yana
His yok, düş yok.
Yemek yok, içmek yok;
Tadı tuzu alınmış her şeyin.
Toprak yüzümü süslemekte.
Kiraz ağacımızın tepesine çıkıp
Anne kuş oldum diye bağırırdım
Bir elim dalda, bir elim havada
Normal halimle uslu
Kuş halimle başına buyruk çocuktum
Düşersin dallara tutun diye bağıran anneme
İnsanın gülüşleri yıkılır mı?
Gülüşlerim yıkılıyor yüzüme
Adın dudaklarıma.
Yıkıldı sen gidince gök kubbe
Canı çekildi İstanbul'un
Şu deniz gözyaşı
Şu solan günler güllere karışsa;
Bu dünyadan gitmeden önce,
Nefesimle dans etmek istiyorum.
Gelsin çocukluğum,
Gelsin gençliğim,
Her nefes verişimde
Sana
Bir kuş havalanıyor içimden.
Her nefes alışımda
Boğazımda kalıyorum.
Hüzün gönül teline vuruyor
Dilimde türkümüz uyanıyor
Söz yaşlarına mendil yetmiyor
Ak güllerine sarılıyorum
Uzun ince yollarında kaldım




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!