Kanatlarımdan yana yana
Yere çakılıyorum
Bana biraz yağmur
Biraz da toprak gerek.
Kanatların ateşe değdiğinde
Ruhundan yanarak ölmek
Sen seversin
Toprak alır.
Sonra, gözlerini kapatıp
Her gün yanına gidersin
Toprağa girip.
Önce doya doya sarılır
Sana şiirden gökdelenler inşa ettim
Bulutları yüklenip sırtıma.
İçlerinden biri var ki,
İnciler dizdim balkonuna.
Çiçeklerini sulamayı unutma
Mısralarımda ki gözyaşlarımla.
Kalbim küt küt
Tıkır tıkır
Bana değil sana çalışıyor
Dışarı güneş açmış
Hüznüm mü dinmiş
Suçlar uçuyor havada.
Suçlar!
Her suç konacak dal arar.
Dallar kuşların.
Sonuna kadar açılan müziğin sesi ve tepinme,
Yan odadaki kanser hastasını inletiyor.
Çiçeği burnundaki canım
Benim dinmez bahar yangınım
Küllerimin içinde kalan
Şu gördüğüm yeşil gözlerim
Ateşin düştüğü yerdeyim
Karakter omurga ister...
Umutsuzluk bile umut taşır...
Hayatımız, gerçek bir senaryoydu; kimin karakteri neyse o oldu...
Karakter omurga ister.
Ruhun, kendisini
İlmek ilmek dokumanı, okumanı ister
Halı tezgahı önü çilekeşliktir
İlmekleri atarken
Alın yazımdan kopan fırtına
Ve o akşamın kararıyla aniden
İnfazımı ilan ettiler gökyüzüne
Ve yıldızlarım çekilir geceden
Dökülür saçlarıma vaktinden önce
Gecenin külüne gömülmem için
Sancılıdır aslında hayat
İnsan mutluluğu tattığı tarafa kaçar.
Tıpkı benim çocukluğuma kaçtığım gibi.
Hayat gözyaşlarına doymaz
İnsan kahkahalar attığı tarafa kaçar.
O günde salıncakta sallanarak kaçmak.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!