Fotoğrafı eksik çerçevedir evlilik, eğer sevgi yoksa.
Gülüşlerimi bir ömür sabit kılamayacaksan eğer,
Aynam olmaya kalkmayacaksın...
Yol dikenle dolacaksa gül de olmasın artık.
Göğün kuşağını saklayıp rengini siyaha çalacaksa, yol da olmasın.
Batan kıymıklar haddini aşıyor tabanlarımda, nicesi göz kırpıyor tavanlarımda.
Bir yerimden kanatacaksa eğer bir gün filizler, ümitlere yemyeşil türküler mırıldanmasın.
Yalın halime şiirler yaktırıp dünü burnumda tüttürecekse o kollar, beni hiç sarmasın.
İlk günkü gibi devam etmez hayat,bitmeyecek sandığın günler geride kalır,hatırlamazsın bile pahabiçilmez bildiğin anılarını...Aynaya bakarsın ve görürsün zamanın acımasızlığını..Görürsün acıların,yaşanmışlıkların yüzüne yansıttığı kalıcı çizgilerini...ve dersin; daha dündü gençliğim,yolun çeyreğinde bile değildim,ne çabuk yarıladım yolu...Dost sandıklarımız düşürmüştür maskelerini yüzünden birer birer,tıpkı dökülen tespih taneleri gibi...Toz pembe görürsün yolun başında,zennedersin ki hep gökkuşağı renkleri karşılayacak attığın her adımda seni...siyah nedir sonradan farkedersin,yeni doğan masum yüzler dikkatini çeker,seversin,öpüp koklarsın..Öte yanda,her gün yanından geçtiğin mezarlık çekmez dikkatini,hiç ölmeyeceğim sanarsın.Yol yarılanır, Üstad Cahit Sıtkı gibi anlarsın o zaman,dank eder kafana,istesen de,geri sardıramazsın hayatı...
Dünde kalan kırgınlıkları sil hafızandan,
Yaşadığın güzelliklerin mutluluğunu naklet bugününe yine,
Bugün de dün olacak yarın,ona göre yaşa,
Üzse de seni,o dündü diyeceksin,
Hep bir şeylerin,
birilerinin üstüne titreyenler titriyor en çok.
Hep anlayanlar,
dinleyenler, anlayışlı olanlar anlaşılmıyor. Onların görevi anlamak,
dinlemek, anlayışlı olmak çünkü
kimse onları anlamak, dinlemek istemiyor.
“Nerden başlasam bilmiyorum.” diyerek başladığım kaçıncı cümle bu bilmem…
Ne desem,
Tüm başlangıçlar sersem…
Dilediğin ne varsa önüne sersem,
Kuralların, yine elzem yine elzem…
Keşkeler biriktiriyoruz sürekli.
Saçma sapan kurallar,
yanlış kararlar,
o ne der bu ne der korkuları ile
dünü bugünü çöplüğe çeviriyoruz.
Yeni bir gün veriliyor elimize sürekli,
Giderken attığın zımparan duruyor hala yüzeyimde
Hani zamparaydım sana göre?
Neden geliyorsun ki yine?
Bir bıçağı biler gibiydi gidişin,
Şimdi döndün,keskinliğimden şikayet ediyorsun...
Ektiğin meyveleri topluyorsun şimdi,
Varlığından bihaber olduğunuz kişiler hayatınıza girince,
Sizi yoklukları ile bertaraf ederler.
Daha önceden "yok" olan kişi,
En büyük varlığınız olur.
Aşk bu ya, varlığınızı yokluğunuzu şaşırtır...
Bazen nesneler, duyular, hisler, kelimeler görev değiştirir.
Onun sesini duyduğunuzda susuzluğunuzu giderdiğinizi hissedersiniz.
Kokusunu içinize çektiğinizde, doyduğunuzu…
Ondan geriye kalan her şey “O” olabilir.
Mesela bir çakmağa bile sarılıp uyuyabilirsiniz “O” diye…
Ve bir “git” kelimesi, ölüm hissi verebilir…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!